• 25 Eylül 2018, Salı 0:31
FatihBENGİ

Fatih BENGİ

Politik Savaşlar

Uluslararası ilişkilerin en eski olgularından biri olan “savaş”ın kayıtlarda yer alan en eski örneği M.Ö. 2700’lü yıllarda görülmesine rağmen, savaşın 10.000 yıl öncesine kadar uzanan bir olgu olduğu tahmin edilmektedir. Savaşın temel nedeni olarak iki veya daha fazla sosyal grubun birbiriyle çatışan politik hedefleri takip etmesi gösterilmektedir. Savaş konusunda en temel dokümanlardan biri olarak görülen “Savaş Üzerine” adlı eserde Carl Von Clausewitz savaşın “düşmanı irademizi kabul ettirmeye zorlamak için güç kullanılması” olduğunu söylemiştir. Bu ifadeden savaşın güç kullanmaktan ibaret bir araç olduğu ve politik amaçların gerçekleştirilmesi için kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu çıkarımın Clausewitz’in literatürde sıklıkla kullanılan “savaş politikanın diğer araçlarla devam ettirilmesidir” ifadesiyle de teyit edilmesi mümkündür.

Savaş geçmişten bugüne kadar büyük değişimlere maruz kalmıştır. Bu değişimlerin kaynağını teknoloji ve strateji alanındaki gelişmeler oluşturmaktadır. Statik hatların karşılıklı düellosu şeklinde cereyan eden savaşlardan cephe savaşlarına, müteakiben manevranın önem kazanmasıyla düşman derinliklerinde icra edilen savaşlardan mekânın önemini kaybettiği modern savaşlara kadar olan değişim stratejik değişime örnek gösterilebilir. Bu gelişmeler savaş alanlarının boyutunu, savaşın süratini, yıkım derecesini ve hedeflerin niteliğini değiştirmiştir.

Savaşın değişimini politik kapsamda incelediğimizde mutlakıyetçi devletler arasındaki savaşlar, milliyetçilik kavramının ön plana çıkmasıyla ulus devletlerin taraf olduğu savaşlar, 20’nci yüzyıldaki grup devletler arası cereyan eden topyekûn savaşlar, bloklar arası soğuk savaş ve sonrasında meydana gelen etnik kökenli savaşlara dönük değişim göze çarpmaktadır. Savaşta meydana gelen bu değişimlere paralel olarak ulusal ve uluslararası güvenlik büyük ölçüde karmaşık hale gelmiş, karşılaşılan tehditler  artmış ve belirsizleşmeye başlamıştır. Bu noktada belirsizlikten kast edilen, tehdidin zaman, mekân ve nitelik açısından öngörülemeyen bir şekle bürünmesi, ulaşılmak istenilen amacın net olmaması ve arkasında bulunan aktörün tespit edilememesidir. Bu karmaşık ve belirsiz yapı ister istemez karşı savunma yöntemleri geliştirmede güçlüklere neden olmaktadır.

Mary Kaldor’un New and Old Wars: Organised Violence in Global Era adlı kitabında da belirtilen “yeni savaş” olarak adlandırılan bu savaş türünde, savaşın aktörleri değişmiş durumdadır. Eskiden savaşan aktörlerin her ikisi de devlet olduğu halde; yeni savaşta aktörlerden en az birisi devlet-dışı aktör yani genellikle, ideolojik olarak “terörist örgüt” şeklinde adlandırılabilir.

Geleneksel ve yeni savaşlar arasındaki ikinci önemli fark ise, savaşın zamanı ve mekânında yaşanan değişimdir. Geleneksel savaşlarda, savaşın başlangıç ve bitiş zamanını belirlemek kolaydı, savaşlar, çoğunlukla taraflar arasında imzalanan ateşkes ve barış anlaşmaları ile sonlanmaktaydı. Artık savaşların başlangıç ve bitiş tarihinin belirlenmesi zorlaşırken, barış anlaşmasından ziyade “çözüm sürecinden bahsedilmektedir. Savaş alanını yaşam alanından ayıracak “cephe” uygulaması günümüz savaşlarında bulunmamaktadır. Bu nedenle artık savaş alanı ile sivil alan içiçe bulunmaktadır.

Üzerinde durulması gereken üçüncü önemli nokta savaşların irrasyonelleşmesidir. Burada kast edilen, savaşların amaçları itibari ile rasyonelliğin az etki ettiği “kimlik” kavramı bir başka ifade ile din-mezhep-etnisite-ulus gibi fenomenler üzerinden inşa edilmesidir.

Geleneksel savaşlar arasındaki son önemli fark ise, aslında savaşan tarafların yapısı ile yakından ilgilidir. Savaşan taraflardan en az bir tanesi devlet dışı aktör olduğu için, uluslararası hukuk kurallarını tanımayan, bu sebeple de haklı savaş ya da meşru savaş kavramlarının dışında savaşan aktörler savaşların daha cani, vahşi bir katliama dönüşmesine neden olabilmektedir.

Bu “yeni” tür savaşlar James Der Derian’ın “ağ savaşları” kavramı ile de açıklanabilir. Ağ savaşları, bağlantısallık (inter-connectivity) üzerine kurulu ve küresel medya ile yakından ilişkili savaşlardır. Bu çerçevede, özellikle savaşan devlet dışı aktörler, iletişim hatları üzerinden örgütlenmekte ve zamanı ve mekânı delip geçecek dayanışma hatları inşa etmektedirler. Bunların yanı sıra, devlet dışı aktörler, savaşları birer küresel ekonomik faaliyete dönüştürmektedir. Bu, bir yandan, savaşların ucuzlamasının bir sonucu iken; diğer yandan asimetrik yöntemlerle savaşmayı kolaylaştırmaktadır. Devlet dışı aktörler, silah, uyuşturucu, insan kaçakçılığı yaparak kendi öz kaynaklarını da oluşturmaktadırlar. Bu açıdan bakıldığında, bu devlet-dışı aktörler, savaş üzerinden devlet tekeline atfedilen özelliklere sahip olmaktadır. Daha açık ifade etmek gerekirse, devlet-dışı aktörler, devletin vergi ve savaş tekelini ve egemenliğini sarsmakta, özellikle Realist kuramlar tarafından “hiyerarşik” olarak belirtilen devlet içi siyaset alanının anarşikleşmesine neden olmakta ve devlet temelli uluslarası alanın da dağılmasına neden olmaktadır.

Günümüzde savaşların başlangıç ve bitiş zamanları da belirsizleşmiştir. Bu savaşan tarafların güçleri ve olanakları ile savaşın düşük yoğunluklu ve uzun soluklu olması ile ilgilidir. Örnek olarak İsrail-Filistin sorunun başlangıç zamanını yaklaşık olarak belirleyebileceksek de, elbette bitişinden bahsedemeyiz, yalnızca çözüm sürecinden bahsedebiliriz.

Üzerinde durulması gereken diğer önemli nokta ise, yeni savaşlarda askeri ve sivil alanın iç içe geçmesidir. Bu günümüzde reddedilemeyecek bir gerçektir.Tarihi, antik döneme kadar geri götürebilen “topyekûn savaş” kavramının en önemli özelliklerinden birisi de savaşta askeri ve sivil alan ayrımının olmamasıdır. Yakın tarihimizde ise birinci ve ikinci dünya savaşları topyekûn savaşlara verilen en önemli örneklerdendir. Özellikle 20. yy ’da askeri havacılığın gelişmesi ve çağımızda artık bombalardan, insansız hava araçlarına kadar hava kuvvetleri ağırlıklı savaşların yapılması askeri sivil alan ayrımlarını giderek belirsizleştirme, bir bakıma savaşı daha kitlesel ölüm güdümlü hale getirmektedir.

Geçmişten beri savaşlar, bizim bugün “kimlik unsuru” olarak nitelendirdiğimiz unsurlar ile yakından ilişkili olmuştur. Haçlı Seferleri Hristiyan-Müslüman kimlikleri üzerinden, 30 yıl Savaşları, 7 Yıl Savaşları Hristiyan mezhepleri üzerinden, Osmanlı’nın Batı akınları cihad üzerinden yapılmıştır. Çok daha yakın döneme bakacak olursak, Birinci Dünya Savaşı’nın çıkış sebebi, Avusturya veliahdının Sırp bir kişi tarafından vurulmasıdır. Yeni Savaş yaklaşımı ise, Medeniyetler Çatışması tezlerinin yankısı gibi kimliğin geçmiştekinin aksine artık araç değil amaç olduğunu iddia etmektedir. Kuşkusuz bu, uluslararası ilişkiler disiplini içerisinde oldukça tartışılan bir konudur. Kimlik unsurlarının günümüzde önemli birer savaş konusu olduğu da gerçektir. Ancak yeni savaşların amaçlarının kimlik unsuruna indirgenmesi, aslında günümüz savaşlarını daha da karmaşık kılan üst katmanların görmezden gelinmesini doğurmaktadır.

Kabaca örnekleyecek olursak, eğer Suriye krizindeki taraflarını, bir yanda Rusya, İran, Lübnan Hizbullah’ı ve Suriye devleti, diğer yandan cihatçı örgütler, ABD, AB, Türkiye, Katar Suudi Arabistan vb. olarak ele alırsak kimlik açısından oldukça saçma bir durum ortaya çıkar. Tek tek bakalım, Ortodoks Slav Rusya; Şii Müslüman Fars İran; Şii Müslüman Arap Hizbullah; Nusayri Müslüman ama Seküler Arap Suriye bir yanda; diğer yanda Protestan Seküler ABD; AB; Sünni Müslüman Türkiye, Sünni Müslüman Arap Katar ve Vahabi Müslüman Arap Suudi Arabistan.

Özetle, Suriye krizindeki gibi savaşı yalnızca cihatçılar ve Suriye devleti arasında görme indirgemeciliği aynı savaşı kimlik eksenli bir çatışma olarak okumak hatasına düşürebilir. Kuşkusuz, bu örnekte ABD ve Rusya’nın Suriye krizine dahli kimlik konusunun çok ötesindedir. Esasen bu kriz çok açık bir emperyal savaş niteliği gösterse de en kötü ihtimalle reel politik olarak nitelendirilmelidir. Muhakkak Suriye krizindeki gibi olmak zorunda olmayan günümüz savaşlarında, bazı tarafların motivasyonları kimlik eksenli şekillense bile savaşların temel amaçlarının kimlik olduğunu söylemek ardındaki diğer nedenlerin ortadan yok olmasına sebep olur. Örneğin Ukrayna krizi, basit bir Ukrayna Rus milliyetçiliği üzerinden okunabilir mi? Avrupa Birliği-Rusya gerilimi, enerji sorunsalı bu savaşın neredeyse merkezinde konumlanmakta, kimlik sorunları krizi daha da içinden çıkılmaz hale getirmektedir.

Günümüz savaşlarının, devlet olmayan taraflarının uluslararası hukuku tanımadıkları ve tanımayacakları doğrudur. Ancak tam da bu, uluslararası hukukun temel nesnesi olan devletlerin, savaşlarını devlet olmayan aktörler üzerinden sürdürmesinin nedenidir.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, disiplinde “büyük güç” olarak belirtilen devletler arasında herhangi bir sıcak savaş olmamıştır. 1945-90 arasında savaşlar genellikle orta büyüklükteki güçler arasında (Arap-İsrail savaşları) ya da büyük güçler ile onların etki kurmak istedikleri ülkeler üzerinde olmuştur (ABD-Vietnam Savaşı). İkinci Dünya Savaşı sonrası yapılan düzenlemeler dünyada Güvenlik Konseyi temelli bir egemenler hukuku oluşturmuş, Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile de meydan iyice Batı’ya özellikle de ABD’ye kalmıştır. Bu egemenler hukuku, taraf olan devletleri, çoğunlukla egemenler yararına olacak şekilde sınırlamaktadır. Ancak özellikle 2000’lerden sonra iletişim ve ulaşım teknolojilerinin gelişmesiyle ve sistemin çok kutupluluğa evrilmeye başlamasıyla uluslararası hukuk, çıkarlarını sınırlarının çok ötesinde aramaya kararlı devletlerin hepsini sınırlamaya başlamıştır. Bu durumlarda bu devletler ya Irak işgalinde olduğu gibi hukuku ihlal etmekte, ya da Suriye krizinde olduğu gibi hukuku ihlal etmesi sorun olmayacağı maşaları aracılığı ile çıkarlarının peşinden gitmeye çalışmaktadır. Tabi bu maşalar çok başlı oldukları ve kontrol edilmeleri çok zor olduğu için, bazen istenmeyen sonuçlar ile de karşılaşılmaktadır.

Günümüzde geçmiştekine göre iletişim ve dayanışma ağları oluşturmak ve küresel ekonomik faaliyetler içinde olmak çok daha kolaydır. Bunun temel sebebi, iletişim ve ulaşım teknolojilerinin gelişmesidir. İkinci Dünya Savaşı’nda, Hitler’in propagandalarında radyoların ve diğer medya unsurlarının nasıl etkin kullanıldığı hatırlanırsa, günümüzde, teknolojik açıdan ulaşılan noktanın etkilerinin muazzam olduğu da kabul edilmelidir.

Egemenlik, Vestfalya anlaşmasının olduğu zamanlardan bugüne biçim değiştirmiştir. Bu biçim değiştirme dünyanın her yerinde aynı şekilde yaşanmamıştır. Devletlerin egemenliği kabaca “küreselleşme” olarak adlandırılan süreçte ama özellikle neoliberal politikaların devletlere dayatılması sürecinde büyük ölçüde aşındırılmaya çalışılmıştır. ABD güdümlü Neoliberal politikalara ABD ve müteefiklerinin istediği ölçüde eklemlenmeyen devletler ise çeşitli kulplar takılarak düşmanlaştırılmıştır. Şer ekseni, haydut devlet ve başarısız devlet bu kulplardan bazılarıdır. Örneğin Somali, Darfur gibi “başarısız” addedilen devletlerin egemenlik sorunları olduğu doğrudur. Ancak, İran, Suriye hatta Rusya gibi neoliberal sisteme tam olarak eklemlenmemiş devletlerde “egemenlik” sorunu olması için yoğun bir uğraşı sürmektedir. Yeni savaş kuramı da bu resmin oldukça önemli bir yerinde konumlanmaktadır. Örneğin yeni savaş olarak isimlendirilebilecek olan Bosna savaşı esasen, Yugoslavya’nın parçalanma sürecidir. Bu pek de yeni olmayan “yeni savaş” sürecinde Yugoslavya paramparça edilmiş, ayrılan parçalar “önemleri” ölçüsünde bir şekilde Atlantik sistemin unsurları haline getirilmeye çalışılmıştır. Savaş sırasında etnik motivasyonları olan katliamlar yaşanmıştır. Benzer şekilde, yeni savaş olarak adlandırılabilecek olan Suriye krizi de aynı amaca hizmet etmektedir: Suriye’de egemen iktidarın ortadan kaldırılması, ülkenin parçalanması, daha kolay kontrol edilebilir yönetimler kurulması, Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesi.

Dolayısıyla, “yeni savaşlar ”sistemin baskın güçleri tarafından düşmanlaştırılan devletlerin, “egemenliklerinin aşındırılması çabası” olarak nitelendirilebilir. Çünkü bu yeni savaş olarak tabir edilen çatışma türü, dünyanın başka yerlerinde başka devletlerin örneğin iç güvenlik yasaları, göçmen yasaları ile hem ülke sınırları içinde hem de yukarıda örneklendiği gibi sınırların çok ötesinde egemenliklerini güçlendirmektedir. Ayrıca yeni savaşların devlet olmayan taraflarının zor kontrol edilebilir olması bunların zaman zaman yoldan çıkmasına ve bunları maşa olarak kullanan ülkelere de zarar vermesine sebep olmaktadır.

"İster hoşumuza gitsin ister gitmesin, yeni bir rekabet çağındayız. “rekabetin yeni dönemi”, aslında daha derin bir stratejik gerçekliği yansıttığı zaman, rakipleriyle üst düzey bir çatışmaya odaklanmış bir yenilenmeyi ifade ediyor:

Savaş uzun zamandır rakipler arasında bir rekabet olarak görülse de,  bir çatışmanın yokluğu ‘’barış’’ olarak tanımlanmıştır.Gerçek barış dönemleri artık yok. Bunun yerine, sürekli bir çatışma dönemine girdik, yoğunluğa göre değişti ama her zaman mevcut. Mevcut stratejilerde benimsenen rekabet dili, Amerikan tarihinde daha önceki bir döneme ve ünlü Amerikalı diplomat George Kennan'ın yazılarındaki gibi. Birleşik Devletler ve Sovyetler Birliği arasındaki büyük güç rekabetinin son dönemi hakkında yazan Kennan, savaş ve barış arasındaki çizginin bulanıklaştığına inanıyordu. Devletler açık çatışmanın ötesinde birçok alanda güvenlik konusunda rekabet ediyorlardı. Bu yeni bir terim yarattı: politik savaş. ”Kennan'ın görüşüne göre, siyasi savaş, bir muhalifi zorlamak ve konvansiyonel çatışmanın eşiğinin altında itiraz edilen amaçlara ulaşmak için, diplomatik, askeri, ekonomik ve bilgi tüm ulusal güçlerin kullanılarak uygulanan bir dizi açık ve gizli faaliyetidir.

Siyasi savaş, bugün hem devlet hem de devlet dışı aktörler tarafından tercih edilen savaş biçimidir. Hem devlet hem de devlet dışı aktörler kullanılmaktadır. Bununla birlikte, modern politik savaş, vekâlet ve gizli güç kullanımlarının ötesine uzanır. Ekonomik baskının değişen biçimleri (rüşvet, abluka veya yüksek düzeyde koşullandırılmış yardım paketleri) artık politik savaş için kullanılan uzun süredir devam eden devlet araçlarıdır. Bilgi alanı giderek artan bir savaş alanıdır. Sosyal medyada, İslam Devleti gibi devlet dışı aktörler bile, işe alım ve propaganda yapmak için karmaşık bilgi kampanyaları düzenleyebilir. İslam devletinin saldırılarını başlatmak için bireyleri radikal hale getirme ve ilham verme kabiliyeti, günümüzün en acımasız terörle mücadele sorunlarından birini oluşturmaktadır.

Politik savaşla başarılı bir şekilde mücadele etmek bir bütün olarak hükümet yaklaşımını gerektirecektir.

Modern uluslararası sistem içinde savaşların hegemonik güçlerin en temel dış politika araçlarından birisi haline geldiği açıktır. Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte barışa dair beslenen umutların boşa çıkması, bu gerçeği bir kez daha teyit etmiştir. Savaş emperyalist güçlerin elinde hâkim sisteme direnen devletlerin ve başka aktörlerin saf dışı edilmesi için gerektiğinde uluslararası hukukun ve BM gibi uluslararası örgütlerin bile yok sayılmasına varabilecek bir kapsamlı şiddet türüdür. Bu gün Ulus devletler çıkarlarını veya dost ve müttefiklerini etkilemek, zorlamak, zayıflatmak için çok çeşitli politik, bilgilendirici, askeri ve ekonomik önlemleri kullanan bir dizi aktörle karşı karşıya; Bu tedbirlerin çoğu genellikle toplu olarak “politik savaş” olarak adlandırılmaktadır.

Modern Siyasi Savaşın Özellikleri

Siyasi savaş, doğası gereği karmaşık bir savaştır, Başarı için genellikle ulusal tüm imkânların bir kombinasyonu kullanılır.

Hiç durmayan oyuncular devlet dışı aktörler benzeri görülmemiş bir erişim ile politik savaş gerçekleştirebilirler.

Siyasi savaş, büyük ölçüde vekil kuvvetlere ve araçlara dayanır. Siyasi savaş genellikle gölgelerde yapılır. Siyasi savaşın yüzleri vekiller siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, sadık etnik gruplar ve bağımsız olarak görünen ama aslında destek olan tarafından kontrol edilen şirketler ve ajanslar.

Bilgi savaşı giderek artan bir savaş alanıdır, bilgi savaşı, bazen ikna edici, bazen şiddete sebep olacak şekilde çalışır. Zamanında verilen kanıtlar, dezenformasyonun en iyi panzehiridir. Birçok aktör medya akışlarını kontrol etmeye çalışmak için yoğun bir şekilde yatırım yapmaktadır.

Politik savaşı erken tespit etmek için, istihbarat kaynaklarına ciddi bir yatırım gerektirir. Siyasi savaş, iki sebepten dolayı istihbarat için yüksek bir talep yaratır. İlk olarak, hangi siyasi mesajların rezonansa gireceğini bilmek zordur. İkincisi, politik savaş çoğu zaman ajan sorunlarıyla da karşı karşıya kalır, yani yerel siyasi ve askeri gruplar farklı amaçlara sahip olabilirler.

 Siyasi savaş sonuç üretebilir, istenmeyen sonuçlar doğurabilir.

Ekonomik yaptırımlar tercih edilen bir araçtır.

Siyasi savaş genellikle ortak etnik veya dini bağları veya içsel fay hatlarını sömürür.

Siyasi savaş, geleneksel savaşlara göre daha düşük maliyetlidir.

Uygun bir şekilde etkinleştirilmiş bir devlet departmanı tarafından idare edilen bir stratejiye ihtiyaç vardır.

Hükümetin stratejisini, Dışişleri Bakanlığı ve diğer sivil programların uygulanmasını anlamak, koordine etmek ve desteklemek için tüm askeri güç, sivil bölüm temsilcilerini içermelidir.

Milli savunma ve özellikle özel harekât kuvvetleri, etkilerini arttırmak için Dışişleri Bakanlığı genel merkezinde,  büyükelçiliklerde ve diğer diplomatik görevlerde görev yapan askeri danışmanların seçimini ve eğitimini teşvik etmeli ve geliştirmelidir. Millî savunma ve özel harekât kuvvetleri, Devlet Planlama Departmanı'na askeri planlamalar sunmalı, kendi plancı kadrolarını oluşturmalı ve bölgesel ve fonksiyonel bürosu planları birleştirmelidir. Milli savunma bakanlığı, siyasi askeri tehditlere karşı etkin müdahaleler geliştirmek için Devlet Departmanı bölgesel uzmanlığını ve ülkenin mevcut anlayışlarını askeri planlara dâhil etmeyi rutin bir şekilde sağlamalıdır.

Askeri komutanlar, düzenli ziyaretler ve siyasi-askeri çatışmaya ilişkin ortak anlayış ve yaklaşımlar geliştirmek için sık iletişim yoluyla sivil meslektaşları ile ilişkiler geliştirmeli ve sürdürmelidir.

Yenilikçi ve işbirliğine dayalı bilgi işlemlerini geliştirmek ve uygulamak için özel operasyonlar topluluğu oluşturulmalı. Askeri komutanlar ve Dışişleri Bakanlığı, politik savaş tehditleri için kritik bilgi gerekliliklerini belirlemeli ve istihbarat topluluğunun, baskı ve geleneksel savaştan kısa süre önce ortaya çıkan diğer tehditleri tespit edebilmesi için haber toplama ve analiz yetenekleri artırmalıdır.

Siyasi savaşın sunduğu şey, bir aktörün politikasına ulaşma şansıdır.

Gri bölge stratejileri, devletlerin diğerlerinin güvenlik açıklarından yararlanmasına izin verir. Politik savaş gerginliklerden toplum içindeki mevcut hoşnutsuzluktan yararlanır.

Daha düşük bir maliyetle hedefler ele geçirilebilir, Hedefler yeterince mütevazı ise daha zayıf bir rakibi korkutmak veya istikrarsızlığa neden olmak bir ittifakın parçalanması için politik savaş yeterli olabilir.

Yukarıda sayılan bu özellikler ülkemizin nasıl bir savaşın içinde olduğunu daha iyi anlamamız açısından çok önemlidir. Toplum olarak hepimiz bu savaşa dur demezsek yarın çok geç olacak.

Fatih BENGİ


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


MUSTAFA BULUT MUSTAFA BULUT 03.10.2018 23:09

Çok güzel bir yazı Fatih Bey elinize sağlık..

Hasan Yıldırım Hasan Yıldırım 03.10.2018 23:22

Politik savaşlar yazınızı çok dikkatle okudum,inanılmaz bir analiz.

Necla Arda Necla Arda 04.10.2018 18:55

sayın komutanım müthiş bir yazı olmuş,ellerinize .emeğinize ,yüreğinize sağlık.

Bilgin Algan Bilgin Algan 05.10.2018 14:57

Tanımaktan ve birlikte çalışmaktan onur ve gurur duyduğum mükemmel asker ,efsane komutanım,paşam mükemmel bir yazı,ellerinize sağlık.

Salih Salih 05.10.2018 20:20

Kaleminize sağlık, yazılarınızı ilgi ile takip ediyorum www.gazetenehaber.com yazarları sayesinde faydalı bilgiler paylaşıyor, tarafsız duruşu da fayda sağlamaya çalıştığının bir göstergesi.

Ziver Keskin Ziver Keskin 11.10.2018 13:13

Yazılarınızı ilgiyle okuyorum.

Yıldız Koca Yıldız Koca 13.10.2018 18:13

Süper bir yazı,ellerinize sağlık Fatih bey..

ilker Pıçak ilker Pıçak 21.10.2018 21:20

Mükemmel bir yazı Fatih bey.

Aydın Kula Aydın Kula 07.11.2018 18:28

Öğrencilerime de okuttum bu yazıyı.

ÇOK OKUNAN HABERLER

NAMAZ VAKİTLERİ
  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
1 İstanbul Başakşehir 13 9 3 1 14 30
2 Kasımpaşa 13 8 1 4 10 25
3 Galatasaray 13 7 3 3 8 24
4 Beşiktaş 13 6 3 4 7 21
5 Yeni Malatyaspor 13 6 3 4 6 21
6 Atiker Konyaspor 14 5 6 3 5 21
7 MKE Ankaragücü 14 6 2 6 -1 20
8 Antalyaspor 13 6 2 5 -3 20
9 Trabzonspor 13 5 4 4 2 19
10 Göztepe 13 6 0 7 -1 18
11 Bursaspor 13 3 7 3 1 16
12 Demir Grup Sivasspor 13 3 6 4 -4 15
13 Aytemiz Alanyaspor 14 5 0 9 -9 15
14 Erzurum BB 13 3 5 5 -3 14
15 Fenerbahçe 13 3 4 6 -5 13
16 Akhisarspor 13 3 3 7 -9 12
17 Kayserispor 13 3 3 7 -12 12
18 Çaykur Rizespor 14 1 7 6 -6 10
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
1 Çaykur Rizespor 34 20 9 5 30 69
2 MKE Ankaragücü 34 18 9 7 21 63
3 Boluspor 34 18 6 10 23 60
4 Ümraniyespor 34 17 8 9 14 59
5 Erzurum BB 34 14 11 9 12 53
6 Gazisehir Gaziantep FK 34 15 8 11 19 53
7 Altınordu 34 15 8 11 10 53
8 Balıkesirspor 34 16 7 11 10 52
9 İstanbulspor 34 14 8 12 6 50
10 Vartaş Elazığspor 34 13 9 12 9 48
11 Giresunspor 34 13 8 13 6 47
12 Adanaspor 34 12 7 15 -15 43
13 Adana Demirspor 34 11 8 15 -3 41
14 Eskişehirspor 34 12 8 14 7 41
15 Denizlispor 34 10 8 16 -4 38
16 Samsunspor 34 7 15 12 -14 36
17 Manisaspor 34 7 3 24 -49 12
18 Gaziantepspor 34 2 4 28 -82 1
    Takımlar O G B M Av P
1 Hatayspor 34 23 7 4 48 76
2 Menemen Belediyespor 34 22 8 4 42 74
3 Afjet Afyonspor 34 21 7 6 31 70
4 Sivas Belediyespor 34 19 10 5 28 67
5 Keçiörengücü 34 19 7 8 36 64
6 Sancaktepe Belediyespor 34 16 11 7 26 59
7 İnegölspor 34 17 8 9 12 59
8 Sarıyer 34 13 5 16 -1 44
9 Tokatspor 34 11 10 13 -8 43
10 Etimesgut Belediyespor 34 11 9 14 -3 42
11 Kastamonuspor 34 12 4 18 -3 40
12 Eyüpspor 34 11 6 17 -10 39
13 Tuzlaspor 34 10 8 16 -9 38
14 Bodrumspor 34 10 8 16 -14 38
15 Amed Sportif 34 10 10 14 -4 37
16 Bucaspor 34 10 9 15 -9 36
17 Korfez SK 34 4 4 26 -48 13
18 Mersin İdmanyurdu 34 1 1 32 -114 -17
    Takımlar O G B M Av P
1 Altay 34 19 9 6 30 66
2 Bandırmaspor 34 19 7 8 22 64
3 Gümüşhanespor 34 19 7 8 25 64
4 Sanliurfaspor 34 19 6 9 21 63
5 Sakaryaspor 34 17 10 7 15 61
6 Bugsaşspor 34 15 11 8 20 56
7 Hacettepe Spor 34 15 11 8 16 56
8 Konya Anadolu Selçukspor 34 15 10 9 7 55
9 Niğde Belediyespor 34 14 7 13 -1 49
10 Kırklarelispor 34 11 9 14 -9 42
11 Kahramanmaraşspor 34 9 12 13 -14 39
12 Zonguldak Kömürspor 34 9 11 14 -14 38
13 Pendikspor 34 9 10 15 -13 37
14 Fethiyespor 34 8 12 14 -9 36
15 Fatih Karagümrük 29 9 4 16 -13 31
16 Nazilli Belediyespor 34 7 8 19 -24 29
17 Karşıyaka 34 6 9 19 -22 21
18 Silivrispor 34 2 11 21 -34 17

ANKET

Eğitimini aldığınız sektörde mi çalışıyorsunuz?

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 14.12.2018 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 14.12.2018 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 14.12.2018 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 14.12.2018 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 14.12.2018 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 14.12.2018 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 14.12.2018 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 14.12.2018 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 14.12.2018 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 14.12.2018 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 14.12.2018 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 14.12.2018 Günlük Yorumu

yukarı çık