Beypazarı
mobil

CHP Doğa'dan Kanal İstanbul İçin Dava Dilekçesi Örneği

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
CHP Doğa'dan Kanal İstanbul İçin Dava Dilekçesi Örneği
CHP Doğa haklarından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Kanal İstanbul projesi için verdiği ÇED Olumlu Kararına dava açabilmesi için dilekçe örneği yayınlandı. Yapılan açıklamada Kanal İstanbul ÇED olumlu raporuna nasıl dava açılabileceği anlatıldı. Yine aynı açıklamada Kanal İstanbul DSI görüşü, Kanal İstanbul TÜBİTAK görüşü eklendi.
e demokrasi

CHP Doğa haklarından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Kanal İstanbul projesi için verdiği ÇED Olumlu Kararına dava açabilmesi için dilekçe örneği yayınlandı. Yapılan açıklamada Kanal İstanbul ÇED olumlu raporuna nasıl dava açılabileceği anlatıldı. Yine aynı açıklamada Kanal İstanbul DSI görüşü, Kanal İstanbul TÜBİTAK görüşü eklendi.

DSi Görüşünde İçme Suyu ve Yeraltı Suları Konularına Yer Verilmiş
DSİ görüşünde şu ifadelere yer verilmiş:
''İstanbul ili, Küçükçekmece, Avcılar, Arnavutköy, Başakşehir ilçeleri İstanbul Avrupa Yakası mevkiinde T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan "Kanal İstanbul (Kıyı Yapıları [yat Limanları, Konteyner Limanları ve Lojistik Merkezler], Denizden Alan Kazanımı, Dip Taraması, Beton Santralleri Dâhil)" projesi ile ilgili olarak hazırlanan ÇED Raporunun incelenerek söz konusu projeye ilişkin Kuruluşumuz görüşü talep edilmektedir.

Söz konusu ÇED Raporu incelenmiş olup aşağıda yer alan hususlar tespit edilmiştir.

Kuruluşumuz Tesisleri ile İlgili Hususlar:

Kanal İstanbul projesi güzergahı Terkos gölünün doğusundan geçerek Sazlıdere Barajı ve Küçükçekmece göllerini kullanarak Marmara Denizine ulaşmaktadır. Bu güzergahtan geçen kanal, Terkos Gölü besleme havzasının %3'ü (yaklaşık 20 km2'lik) bölümünü, Terkos- Kağıthane İçmesuyu İsale Hatlarını, Terkos- İkitelli İsale hatlarını kesmekte ve Sazlıdere Barajını devre dışı bırakmaktadır.

2019 yılı fiyatları ile yaklaşık maliyeti kamulaştırma dahil 2.250.000.000 TL olan Sazlıdere Barajı Devre Dışı Kalacak

Sazlıdere Barajı Kurumumuz tarafından 1991-1996 yılları arasında inşa edilmiş (2019 yılı fiyatları ile yaklaşık maliyeti kamulaştırma dahil 2.250.000.000 TL) olup, İSKİ tarafından işletilmekte ve İstanbul iline içme ve kullanma suyu temininde önemli bir yeri  bulunmaktadır. Sazlıdere Barajı kendi havzasından 52 Milyon m3 su tedarik etmekle birlikte Terkos Gölünden alınan yaklaşık 39 Milyon m3 suya da ara depo  işlevini  görmektedir. Terkos Gölü Avrupa Yakasının en büyük içme suyu kaynağı olup (yıllık verimi 140 Milyon m3/yıl) aynı zamanda İstanbul’a Istranca Sisteminden toplam 235 Milyon m3/yıl suyun aktarıldığı bir ara geçiş ve depolama tesisi durumundadır. İstanbul'un Avrupa yakasında, mevcut yüzeysel içme suyu tesislerinden çekilebilecek (Asya yakasından aktarılan sular hariç) su miktarı 411 hm3/yıl olup, bu miktarın % 52’si (214 hm3/yıl: Istranca+Terkos) Terkos Gölü vasıtası ile, %13’ü ise (52 hm3/yıl) Sazlıdere Barajı’ndan sağlanmaktadır.

İstanbul'un halihazırda 5 Milyon nüfusunun su ihtiyacını karşılayan Sazlıdere – İkitelli Sistemi devre dışı kalacak

Kanal İstanbul projesi ile Terkos Gölünün doğusunda kalan yaklaşık 20 km2lik bir su toplama havzası devre dışı kalacak (yaklaşık yıllık 18 Milyon m3lük bir su kaybı), Sazlıdere Barajı devre dışı kalması ile (yaklaşık yıllık 52 Milyon m3 bir su kaybı) birlikte toplam su kaybı yıllık 70 milyon m3 olmaktadır. Ayrıca İstanbul'un halihazırda 5 Milyon nüfusunun su ihtiyacını karşılayan Sazlıdere – İkitelli Sistemi devre dışı kalacaktır.

Ayrıca Kanal İstanbul ve etrafında oluşacak yeni yerleşim merkezleri, 3. köprü çevre yolu ve 3. havaalanı projeleri ile bölgenin bir cazibe merkezi olacağı, bu sebeplerden ötürü öngörülememiş ilave nüfus artışı ile birlikte yeni içme ve kullanma suyu kaynaklarının bulunması gerekecektir. İstanbul'un hızla artan nüfusu ve küresel ısınma ile kurak periyotların daha sık yaşanabildiği, mevcut ve mutasavver baraj, regülatör vb. tesislerin de yeterli olmayabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Yeraltı Suları ile İlgili Hususlar:

Çalışma sahasında önemli akiferlerin Alüvyon, Çakıl Formasyonu, Güngören Formasyonu, Kırklareli Formasyonu ve Pınarhisar Formasyonu olduğu, güzergahların doğrultuları boyunca kesilen birimler dikkate alındığında bunlardan Pınarhisar Formasyonu’nun hiç bir güzergahta yüzeyde kesilmediği, güzergahlar boyunca yaygın olarak yüzeyde katedilen önemli akiferlerin Alüvyon ve Kırklareli Formasyonu resifal kireçtaşı birimleri olduğu belirtilmiştir.

Mevcut veri/bilgiler ışığında yapılan ön değerlendirmelerde, hidrojeolojik bakımdan alınacak önlemler ve tedbirler programının doğru belirlenmesi ve en etkili şekilde uygulanarak, efektifliğinin gözlem yapılarak kontrol edilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Aksi takdirde, güzergâh boyunca akiferlere tuzlu su girişimi olması halinde stratejik rezerv olan "akiferlerin" kirlenme riski ile birlikte kanal kazılarıyla, akifer boşalımlarının hızlanması ve yakın çevredeki şahıs ve kuruluşlara ait mevcut su sondaj kuyularının etkilenme ihtimali ortaya çıkacaktır.

Kanal İstanbul’un başlangıcı olan Marmara Denizinden itibaren kanal güzergahının doğusunda yer alan, Eosen kireçtaşları, güzergah boyunca kuzeye doğru geçilen dere yataklarında çökelmiş alüvyonlar akifer özellik taşımaktadır. Yine güzergah üzerinde yer yer yüzeylenen genç yaşlı daneli ortamlar bir miktar yeraltısuyu depolama ve taşıma özelliği taşırlar. Bu doğrultuda özellikle kanal güzergahının güneyindeki Marmara kesiminde tuzlusu girişimi kanalın tüm güzergahı boyunca ise akiferlerin kirlenme riski, akifer boşalımlarının hızlanması ve kanal güzergahı yakın çevresindeki DSİ 14. Bölge Müdürlüğümüzce belge düzenlenmiş olan kuyuların olumsuz etkilenme potansiyeli ortaya çıkacaktır.

TÜBİTAK Görüşünün diğer hususlar kısmında yapılan açıklamada:

''Su ihtiyacının her geçen gün arttığı ve iklim değişikliğine bağlı etkilerin beklendiği dikkate alındığında su kaynaklarımızı daha iyi korumamız gerektiği oldukça açıktır. Buna rağmen, yapılması planlanan Kanalın tatlı su aküferlerine etkisinin (Terkos, Sazlı dere vb) araştırılmamış olduğu görülmüştür.

Kanala duyulan ihtiyacın, yalnızca gemi trafiğine ve kazalara bağlanmış olduğu görülüyor. Böyle büyük bir proje ve yatırım için ekolojik, sosyal ve ekonomik fayda maliyet araştırılması yapılması gerekmektedir.

Sosyal etki alanı olarak şekilde (Şekil 1.3.2) sadece dar bir alanda kanal etrafı gösterilmiştir. Oysa etki alanı tüm Marmara Denizi ve etrafındaki yerleşimlerdir.'' ifadeleri Kanal İstanbul için akıllarda soru işareti uyandırdı.

CHP Doğa haklarından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: ' Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Kanal İstanbul projesi için verdiği ÇED Olumlu Kararına ekteki dilekçe ile dava açabilirsiniz.'' denildi.

Dava açmak için önemli notlar:
1.) Dava dilekçesinden 2 adet çıktı alıp, Adınızı, Soyadınızı, Adresinizi ve T.C. Kimlik Numaranızla ilgili bilgileri eksiksiz doldurup imzalayınız.
2.) Dilekçeniz ekine, DSİ ve TÜBİTAK kurum görüşlerini de ekleyiniz.
3.) Davanızı bireysel olarak açmanız durumunda, dilekçe ekine nüfus kimliğinizin 1 adet fotokopisini de ekleyiniz.

DAVA DİLEKÇESİ İÇİN TIKLAYINIZ...

DSİ GÖRÜŞÜ İÇİN TIKLAYINIZ...

TÜBİTAK GÖRÜŞÜ İÇİN TIKLAYINIZ...

 

mobil

Rusya'da da 2 kişide Koronavirüs tespit edildiÖnceki Haber

Rusya'da da 2 kişide Koronavirüs tespit...

Bakan Selçuk: Kamu İşçilerimize Bugün, Yeraltında Çalışan Maden İşçilerimize 23 Aralık’ta İlave Tediye ÖdeyeceğizSonraki Haber

Bakan Selçuk: Kamu İşçilerimize Bugün, Y...

Yorum Yazın

e demokrasi

Başka haber bulunmuyor!