Beypazarı

Yassıada Yargılamalarının Hukuki Dayanağının Ortadan Kaldırılmasını Amaçlayan Teklif TBMM'de

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Yassıada Yargılamalarının Hukuki Dayanağının Ortadan Kaldırılmasını Amaçlayan Teklif TBMM'de
Abone ol
TBMM Başkanı ve AK Parti Tekirdağ Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Şentop'un imzasını taşıyan, Yassıada yargılamalarının hukuki dayanağının ortadan kaldırılmasını içeren "Teşkilatı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanun Teklifi", TBMM Başkanlığına sunuldu.

TBMM Başkanı ve AK Parti Tekirdağ Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Şentop'un imzasını taşıyan, Yassıada yargılamalarının hukuki dayanağının ortadan kaldırılmasını içeren "Teşkilatı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanun Teklifi", TBMM Başkanlığına sunuldu.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop ile AK Parti milletvekilleri ve MHP Grup Başkanvekilleri Erkan Akçayla Levent Bülbül'ün imzalarını taşıyan Kanun Teklifi, 3 maddeden oluşuyor.

Teklifin genel gerekçesinde, milletin vicdanında açtığı derin acının, uzun yıllar hissedilen 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin, demokrasiye ve milli iradeye yönelik bir suikast olarak gerçekleştiği, milletin özgürleşme iradesine olduğu kadar kalkınma çabasına da engel olmuş bir tertip olduğu vurgulandı.

Gerekçede, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin, 12 Mart 1971'de, 12 Eylül 1980'de, 28 Şubat 1997'de ve en son 15 Temmuz 2016'da millete kasteden girişimlerin ilk halkası olduğuna işaret edilerek "Meşum bir hadise ve hastalıklı bir geleneğin ilk örneği olarak 27 Mayıs 1960 askeri darbesinde cisimleşen tavır, Türkiye'nin o tarihten itibaren mücadele ederek gerilettiği ve fakat her an kendisine karşı müteyakkız olunması gereken bir anlayışın ürünüdür. Bu anlayışın her an fırsat aradığı, son olarak, TBMM'nin dirayetiyle ve aziz milletimizin cesaretiyle alt edilen 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminde açık ve uyarıcı bir biçimde görülmüştür." denildi.

Toplumun ve siyaset hayatının, çok uzun yıllar, 27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle hukuk sisteminde açılan bir yarayla yaşamak zorunda kaldığı belirtilen gerekçede, 27 Mayıs 1960'teki darbenin sonunda kurulan Yüksek Adalet Divanı tarafından gerçekleştirilen ve "Yassıada yargılamaları" olarak bilinen hukuk garabetiyle Başbakan Adnan Menderes, Bakanlar Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın idam edildiği anımsatıldı. "Açıktır ki bu cinayetler yalnızca bu üç önemli devlet adamına ve ailelerine değil, onları seçen milletin bizatihi kendisine yönelik bir zulüm olarak tecelli etmiştir." denilen teklif gerekçesinde, 27 Mayıs 1960 tarihinin, hukukun araçsallaştırıldığı, milli iradenin tepesinde bir kılıç gibi sallandığı bir dönemin miladı olduğu vurgulandı.

Yassıada yargılamaları ve ardından gerçekleşen idamların, neden oldukları bireysel mağduriyetlerin yanı sıra toplumsal ve siyasi hafızada tamiri çok zor yaralar açtığına işaret edilen gerekçede, söz konusu yargılamaların sebep olduğu mağduriyetlerin ve açtığı toplumsal yaraların mümkün olduğu ölçüde giderilmesinin, demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nde yasama organına düşen başlıca ödevlerden biri olması gerektiği vurgulandı. Bu kapsamda TBMM tarafından kabul edilen 'Eski Başbakanlardan Adnan Menderes ve Eski Bakanlardan Fatin Rüştü Zorlu ile Hasan Polatkan'ın İmralı'da Bulunan Mezarlarının Nakli ve İsimlerinin Bazı Tesislere Verilmesi Hakkında Kanun' ile ve bu kanunda değişiklik yapan kanunla, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin katlettiği devlet adamlarının itibarlarının hukuken iadesi noktasında önemli adımlar atıldığı belirtildi.

Teklifin gerekçesinde şunlar kaydedildi:

"Milletten aldığı bir yetki bulunmaksızın yargı erkini kullanan Yüksek Adalet Divanının verdiği doğal hakim ilkesi başta olmak üzere, evrensel hukuk prensiplerine ve o tarihte yürürlükte bulunan anayasa hükümlerine açıkça aykırılık teşkil eden kararlar ne yazık ki halen hukuk sistemimizde varlıklarını ve bazı etkilerini sürdürmektedirler. Şeklen yargı kararı niteliği taşımakla birlikte esasen millet iradesini kaba kuvvetle gasbeden gücün siyasi arzularının maskesi niteliğinde olan bu kararların hukuk alemimizden silinmesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temelini oluşturan milli egemenlik, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin gereği olarak tezahür etmekte ve ülkemiz hukuk tarihinin karanlık bir lekeden arındırılması adına zorunluluk arz etmektedir. Bu kanun teklifiyle 3374 ve 3623 sayılı kanunlarla atılan adımların devamı olarak, millete ait yargı yetkisini gasp eden ve evrensel hukuk kurallarını çiğneyerek temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldıran kararlar veren Yüksek Adalet Divanının kullandığı yetkilerin hukuki dayanağını oluşturan ve halen yürürlükte bulunan kanun hükümlerinin geçmişe dönük olarak yürürlükten kaldırılması amaçlanmaktadır. Teklif ile ayrıca yeni bir dava yolu öngörülerek Yüksek Adalet Divanının kuruluşuna ve yetkilerine ilişkin kanun hükümlerinin yürürlükten kaldırılmasıyla birlikte hükümsüz hale gelen kararlardan kaynaklanan zararların tazminine imkan sağlanmaktadır."

Teklifle, millete ait yargı yetkisini gasbeden, evrensel hukuk kurallarını çiğneyerek temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldıran kararlar veren Yüksek Adalet Divanının kullandığı yetkilerin hukuki dayanağını oluşturan ve halen yürürlükte bulunan kanun hükümleri geçmişe dönük yürürlükten kaldırılacak.

Yeni dava yolu öngörülerek Yüksek Adalet Divanının kuruluşuna ve yetkilerine ilişkin kanun hükümlerinin yürürlükten kaldırılmasıyla hükümsüz hale gelen kararlardan kaynaklanan zararların tazminine imkan sağlanacak.

Teklifle, millete ait olan yargı yetkisini gasbeden ve temel hukuk kuralları ile 1960 yılında yürürlükte olan Anayasa'ya açıkça aykırı şekilde başta Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın yaşam hakkı olmak üzere, birçok kişinin temel hak ve özgürlüklerini ortadan kaldıran yargılamaları yürüten Yüksek Adalet Divanının kullandığı yetkilerin, pozitif hukuktaki dayanağı yürürlükten kaldırılacak.

Böylece hukuk sistemi, hukuk devleti ilkesi ile kuruluşundan bu yana Türkiye Cumhuriyeti'nin temelini oluşturan "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." prensibine açıkça aykırılık oluşturan hukuk kuralından arındırılacak. Ayrıca bu kanunun, en temel insan haklarından olan mülkiyet hakkını, evrensel hukuk prensiplerinden biri olan masumiyet karinesine aykırı şekilde ayaklar altına alan hükmü ilga edilecek.

Teklifle ihdas edilecek geçici maddeyle, varlığı hukuki dayanaktan mahrum olacak Yüksek Adalet Divanının, hükümsüz hale gelen bütün kararlarının adli sicil ve her türlü arşiv kayıtlarından silinmesi, başvuru aranmaksızın Adalet Bakanlığınca resen yerine getirilecek.

Yüksek Adalet Divanı tarafından yürütülen yargılamalar sonucunda hakkında karar verilenlerin, bunlardan kaynaklanan maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle, hakkında karar verilenler veya mirasçıları tarafından, kanunun yürürlüğe girmesini izleyen 2 ay içinde Danıştay'a başvurularak Hazine aleyhine dava açılabilecek.

Bu kapsamda açılacak davalarda, Yüksek Adalet Divanı tarafından hakkında karar verilenlerin uğradıkları maddi ve manevi zararlar hesaplanacak. Davanın mirasçılar tarafından açılmış olması halinde her bir mirasçıya yalnızca kendi miras payı oranında ödeme yapılmasına karar verilecek.

Yüksek Adalet Divanınca hakkında karar verilenlerin haksız yere hürriyetlerinden mahrum kaldıkları için uğradıkları maddi ve manevi zararların tazmininde, bu madde kapsamında açılacak davaların karar tarihinde yürürlükte olan koruma tedbirleri sebebiyle tazminata ilişkin mevzuat hükümleri esas alınacak.

Maddi tazminat talepleri karara bağlanırken, uğranıldığı kesin olan ancak aradan geçen zaman sebebiyle tutar yönünden tespiti teknik olarak mümkün olmayan zararlar açısından hakkaniyete uygun, yaklaşık bir tutarın ödenmesine hükmedilecek.

Bu kapsamda açılacak davaların görülmesinde Danıştay Başkanlık Kurulu tarafından belirlenecek Danıştay İdari Dava Dairesi görevli olacak. Danıştay İdari Dava Dairesi tarafından verilecek karara karşı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yoluna başvurulabilecek.

Tazminat ödenmesine ilişkin verilecek kararlar, kesinleşme tarihini izleyen 3 ay içinde yerine getirilecek.

Hazinenin talebi üzerine Danıştay tarafından maddi tazminatın taksitler halinde ödenmesine karar verilmişse, 3 aylık süre içinde maddi tazminata konu tutarın ilk taksiti ödenecek. Diğer taksit tutarları, kararın kesinleşme tarihini izleyen günden ödeme tarihine kadar hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenecek.

Her durumda maddi tazminata ilişkin kararın tam olarak yerine getirilme süresi, kararın kesinleşme tarihini izleyen günden itibaren 1 yılı geçemeyecek.

Açılacak davalarda maktu harç alınacak ve dava sonunda kazanan taraf lehine maktu vekalet ücretine hükmedilecek. Bu davalarda İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun idari başvuruya ilişkin hükümleri uygulanmayacak.

Düzenleme, 27 Mayıs 1960'tan itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecek.

Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütecek.


Adana'da Polis, Anaokulu Öğrencilerine Kovid-19 Tedbirlerini AnlattıÖnceki Haber

Adana'da Polis, Anaokulu Öğrencilerine K...

TBMM Başkanlığı'ndan koronavirüs ve karantina iddialarına ilişkin açıklamaSonraki Haber

TBMM Başkanlığı'ndan koronavirüs ve kara...

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar