Beypazarı
Dr. Burhanettin Şenli

Dr. Burhanettin Şenli

Mail: burhanettinsenli@gmail.com

Afganistan 2, Afganistan’ın Jeopolitik ve Stratejik Durumu

Afganistan 2, Afganistan’ın Jeopolitik ve Stratejik Durumu

Afganistan’ın Jeopolitik ve Stratejik Durumu


Harita 1: Türkiye, Afganistan ve Komşuları-(Kaynak: Google Haritalar)

Sevgili okuyucularım, Afganistan tanıtımı konusundaki ilk makalemize gösterdiğiniz olağanüstü ilgi yazı dizimize zevkle devam etmemizi sağlıyor. Saygılarımla.

Afganistan sokaklarında geçmişten gelen bağlarımızdan kaynaklı bir huzur içinizi doldurarak yürürsünüz. Bu tarifi imkânsız olağanüstü güzel bir duygudur. Nitekim yurdumuza gelen Afganlar ile tarihi kültürel ve genetik uyuşmamızdan dolayı çok kolay bağlar kurarken diğer coğrafyalardan gelenlerle eşdeğer bir bağ kurulamamaktadır.

Makaleme, bu araştırmalarıma dayanak oluşturan ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözüyle başlamak isterim:

Milliyet davası şuursuz ve ölçüsüz bir dava şeklinde mütalaa (irdeleme) edilmemelidir. Milliyet davası siyasi bir mücadele konusu olmadan önce, şuurlu bir ülkü meselesidir. Türkiye dışında kalmış olan Türkler, ilkin kültür meseleleriyle ilgilenmelidirler. Nitekim biz Türklük davasını böyle bir müspet (olumlu, pozitif) ölçüde ele almış bulunuyoruz.”

Ülkelerin dünya üzerinde işgal ettikleri toprak parçaları, geleceklerine doğrudan etki yapar, geçmişlerine de etki yaptığı gibi. Yaşadıkları topraklar avantaj ve dezavantaj sunacak konumda olabilir. Devletlerin kurulduğu alanlar, onları tehditler içerisinde bırakabileceği gibi kazançlı bir hale de getirebilir.

Afganistan, jeostratejik bakımdan Asya’nın kilididir. Bu kilidi açan Asya’ya, özellikle Orta Asya’ya hâkim olur. Bu gerçekle birlikte Afganistan, tarihi boyunca çok farklı egemenlik çatışmalarına sahne olmuştur.

Ortak tarihi ve kültürel benzerliğinin yanında coğrafi olarak da Afganistan Türkistan’ın (Orta Asya’nın) bir parçasıdır. Orta Asya coğrafi olarak çok farklı şekillerde tanımlanabilir: İstanbul’dan Çin’e kadar bir bölgeyi tarif etmek için kullanılabileceği gibi, Amuderya ve Sirderya nehirleri arasındaki bölgeye yani Meveraünnehir bölgesine karşılık da kullanılabilmektedir. İdari ve siyasi olarak ise Sovyetler Orta Asya’yı Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan ile Kazakistan devletlerinin sınırlarını içine alan bölge için kullanmışlardır.

Etnik çeşitlilik ve büyük güçlerin mücadele ve rekabet alanı olan Balkanlar’dan esinlenerek, “Avrasya Balkanları” adıyla tanımlanan ancak Balkanlar’a oranla daha kalabalık, dini ve etnik açıdan daha karışık olan Orta Asya, Güney Asya, Basra Körfezi ve Orta Doğu’yu içine alan coğrafi bölge, Brzezinski* tarafından, küresel istikrarsızlığın merkezi olarak görülmüştür. Brzezinski’ye göre, Avrasya Balkanları’nda bulunan sorunlu 9 ülkeden birisi de Afganistan’dır. (*Rus işgaline karşı ABD’nin yaptığı açık ve gizli bütün operasyonların ana hatlarını ve yöntemlerini belirleyen, başkana danışmanlık yapan en önemli stratejist.)

Jeopolitik olarak önemli olan bu bölgenin en önemli özellikleri, güç boşluğu ve güç elde etme imkânının olmasıdır. Bölge önemli bir ekonomik kaynak bölgesi olarak da tanımlanmaktadır. Altın dahil önemli minerallerin olduğu, doğalgaz ve petrol açısından zengin olan Avrasya Balkanları’na hâkim olmak isteği, yayılmacı düşünceleri ortaya çıkartıp, uluslararası mücadeleyi hızlandırmaktadır. Afganistan işte böyle bir hâkimiyet güdüsünün sıçrama tahtası konumundadır.

Dünya haritasına kabaca bir göz atıldığında, Asya Kıtası’nın doğu-batı ve kuzey-güney geçiş noktasında yer alan Afganistan’ın stratejik olduğu kadar fiziki olarak da “Asya Kıtası’nın anahtarı ve kalbi” hükmünde olduğu görülecektir. Çin, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Rusya, Pakistan ve İran arasında yer alan Afganistan bu konumuyla İç Asya, sıcak sular, Hint Alt Kıtası ve Orta Doğu’ya çıkış için tek kavşak noktası konumunda bulunmaktadır.

Bu nedenle, küresel güç olma siyaseti güden Pers İmparatoru Büyük Dara (MÖ 500), Büyük İskender (MÖ 320) ve Timurlenk’ten (MS 1400) başlayarak, günümüze kadar küresel çatışmaların Afganistan üzerinde düğümlendiği görülmektedir. Örneğin, Rusya ve İngiltere arasında 19. yüzyılda yaşanan çatışmaları tanımlamak için uluslararası ilişkilerde kullanılan “Büyük Oyun” Afganistan üzerinde yaşanmıştır. Rusya, Avrasya kıtasının en stratejik ülkesi Afganistan’ı yaklaşık yüzyıl sonra da olsa hedeflediği şekilde işgal etmiş, ancak başta ABD olmak üzere Avrupa ve İslam dünyasının şiddetli reaksiyonuyla karşılaşmıştır. 19. yüzyılda Afganistan’ın jeostratejik önemi, Rusya’nın sıcak sulara inme çabası ve İngiltere’nin en zengin sömürgesi olan Hindistan’ı koruma görevinden kaynaklanmaktaydı. Bunun, 20. yüzyılda Batı ve Doğu Blokları arasında tampon bölge görevinde oluşundan, 21. yüzyılda ise Orta Asya petrol ve doğalgazının dünya piyasalarına taşınması için geçiş yolu ve ABD’nin geleceğin tehdit odakları olarak gördüğü İran, Hindistan, Çin ve Rusya’nın arasında “üs” olmasından kaynaklandığı görülmektedir.

Dünyada ender rastlanan bir özellikle, Afganistan’ın sahip olduğu sert coğrafya, bu ülke insanının hem tarihine hem devlet politikalarına hem de halkın mizacına yansımıştır. Bir yandan İran-Arap Denizi-Hindistan, diğer yandan Orta Asya-Güney Asya arasında bir kavşak noktası oluşturan konumu bu ülkeye tarih boyunca büyük önem kazandırmıştır.

Afganistan’ın jeopolitik konumu ve coğrafi yapısı, Afgan Devleti’nin oluşumunda kendine özgü bir yapının oluşmasına yol açmıştır. Ülke, Asya’nın en uzun süren üç medeniyetinin ortak etkilerine maruz kalmıştır. Bunlar Hint, Çin ve İran-İslam medeniyetidir. Aynı zamanda, başta Hint-Aryanlar, Türkler (Hun, Gazneli, Harzemşah, Timur, Babür, Özbek ve Türkmen) ile Moğollar olmak üzere, Orta Asya’nın pek çok göçebe halklarının geçici yerleşimine sürekli olarak açık olmuştur.

Bugün Afganistan dediğimiz ülke, Güney Türkistan’dır. Bütün tarih boyunca buralarda Türkler yaşamışlardır. Ancak Birinci Cihan Harbi’nden sonra bazı Afgan Kabileleri Hindikuş Dağları’ndan inerek buraları işgal etmişler ve burada tampon bir devlet kurmuşlardır. O zaman İngilizler Hindistan’da bulunuyordu. Hindistan bir İngiliz sömürgesiydi. Ruslar da Türkistan’daydılar. İngilizler ve Ruslar doğrudan doğruya kendileri hudut olmak istememişlerdir. Her ikisi de aralarında zayıf bir tampon devlet bulunmasını o zamanki siyasetlerine daha uygun görmüşler ve Afgan kabilelerini kışkırtarak orada bir Afgan Devleti kurmuşlardır. Afganistan’ın bulunduğu coğrafyada yüzyıllar boyunca birçok Türk Devleti kurulmuştur. Bugün ülke nüfusunun büyük bir kısmını oluşturan Özbek, Kazak, Türkmen, Kırgız, Hazara ve Karakalpak Türkleri Afganistan’ın kuzeyi ile Hindikuş dağlık bölgesinde yaşamaktadırlar. Çöller, dağlar, sulak ovalar ve çamlık tepelerle değişik bir bitki örtüsüne sahip bu ülkede şartlar bölgeden bölgeye, hatta vadiden vadiye bile değişiklik göstermektedir.

Afganistan, Avrasya’nın ortasındaki domino taşıdır. Afganistan, Avrasya’nın sıklet merkezidir. Afganistan’a hâkim olacak güç Avrasya’nın kalpgâhına yerleşecektir.

Afganistan coğrafi konumu itibariyle Orta Doğu ile Uzak Doğu arasında bir köprü ve geçiş yeridir. Gerek kuzeyden gelen gerekse güney ve batıdan gelen istilacı kavimler gözünde aşılamayan dağlarıyla, savaşçı kavmiyle tarih boyunca oldukça önemli stratejik bir özellik arz etmiştir. Kuzeyden gelenler için Hindistan ve İran’a, güneyden ve batıdan gelenler için Orta Asya ve daha kuzeye bir kapı olması ve Rusya için sıcak denizlere inen yol üzerinde bulunması sebebiyle stratejik önemini her zaman korumuştur. Coğrafi ve stratejik konumundan dolayı tarih boyunca Afganistan sömürgeci ve emperyalist devletlerin hedefi haline gelmiştir. Tarihten günümüze kadar Afganistan defalarca istilaya ve işgale uğramıştır. Bütün bu saldırı ve istilalarda Afgan halkı büyük maddi ve manevi zararlara maruz kalmış, kitlesel ölümler yaşanmıştır. Ülke harap olmuş, şehirleri, kasabaları, tabii ve tarihi varlıkları yok olmuş, yıkılmıştır. Yabancı güçlerin işgal ve istilaları her seferinde Afgan halkının direnişi karşısında sona ermiştir. Bu işgal ve saldırılar maddi zararların yanında ülkenin toplumsal yapısı ve halkın sosyolojik karakteri üzerinde olumsuz etkiler bırakarak büyük toplumsal travmalara sebep olmuştur.


Foto 1: Afgan-İngiliz Harbi’nden görüntü. İngiliz askerleri. (Arşivimden)

Orta Asya’yı Güney Asya’ya bağlayan ana geçiş noktası olan ve Çin, İran, Hindistan gibi günümüzün önemli stratejik ülkeleri ile yakın komşuluk ilişkileri halinde bulunan Afganistan, yüzyıllar boyunca iç ve dış tehdit, işgal, karışıklık, terör, uyuşturucu üretimi ve kaçakçılığı, buna bağlı olarak ortaya çıkan yaklaşımlarla gündeme gelmiştir. Günümüzde de bu yaklaşım ve algılamalar devam etmektedir. Son 40 yıldır sürekli iç ve dış müdahalelerle altyapısı ve devlet sistemi çöken ülkede, genel bir asayişsizlik, güvensizlik ve hukuk dışılık söz konusudur.


Foto 2: Birinci Afgan-İngiliz Savaşı’nda İngilizleri büyük bir yenilgiye uğratan Vezir Ekber Han. (Arşivimden) (Kabil’de günümüzde en pahalı ve lüks evler Vezir Ekberhan Mahallesi’nde bulunmaktadır. Büyükelçiliklerin çoğu da buradadır. Kaderin cilvesi olarak sivil toplum örgütlerinde görevli İngilizlerin çoğu atalarını feci bir yenilgiye uğratan komutanın ismini taşıyan bu mahallede yüksek kiralar ödeyerek oturmaktadırlar. Bu mahalle savaşlar ve çatışmalarla dolu tarihi süreçten neredeyse hiç yara almadan(!) çıkmayı başarmıştır.)

Her şeyden önce şu noktanın altını çizmekte fayda vardır: Afganistan, Avrasya coğrafyasının güneydoğu ucunun önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bu nedenle, Afganistan’ın jeopolitik önemi, Avrasya coğrafyasına hâkim olmak isteyen bölgesel ve küresel güç dengelerinin amaç ve taktikleri doğrultusunda açıklanabilir.

Sovyet ordusunun 27 Aralık 1979 tarihinde Afganistan’ı işgal etmesi, ardından NATO şemsiyesi altında Batılı devletlerin Afganistan’ı tekrar işgal etmeleri, Afganistan’ın günümüzdeki jeopolitik konumunu muhafaza ettiğini göstermiştir.

Şu anda ABD’nin en nitelikli ve en büyük kolordusu Afganistan’dadır. ABD ordusu Vietnam ve Kore’den sonra en fazla kayıplarını burada vermiştir. Şu anki esnek olmayan uygulamalarına devam ederlerse ve Afgan halkının nefretini tam anlamıyla kazanırlarsa onları önce İngilizlerin, sonra SSCB’nin uğradığı kaçınılmaz yenilgi beklemektedir, bunun da telafisi çok zordur.

 

Dr. Burhanettin ŞENLİ

Makale Yorumları

  • Burhanettin Senli04-07-2020 20:00

    Zarif yorumlarınıza çok teşekkür ediyorum. İlginiz yazma ve araştırma şevkini arttırıyor. Selamlar saygılar sunuyorum

  • Nurettin Özkan04-07-2020 19:05

    İşgalci askerleri vur-kaç taktiği ile taciz edip, zarar verdikten sonra keçi tulumunu şişirerek Hindikuş Dağlarındaki tektonik göletlerin dibine saklanan korunup sonra tekrar çıkarak usandıran Özbek, Kazak, Türkmen, Kırgız, Hazara ve Karakalpak keçi çobanı balaları hatırlattınız. Tebrikler Hocam, devamını dileriz.

  • Kenan şerbetçi04-07-2020 16:24

    Çok güzel anlatım çok teşekkürler devreme

  • Kenan şerbetçi04-07-2020 16:24

    Çok güzel anlatım çok teşekkürler devreme

  • Tuncay Ercan04-07-2020 15:01

    Burhanettin eline kalemine sağlık gayet akıcı ve doyurucu

  • Adnan Şimşiroğlu04-07-2020 14:10

    Burhanettin Hocam; kalemine, yüreğine sağlık.

  • Ruhi Baki04-07-2020 12:53

    Çok değerli bilgiler.Teşekkürler..

  • Esat Usay DEMİRAL04-07-2020 11:19

    Çok güzel doyurucu bir yazı dizisi olmuş tebrikler

  • Mete Teoman Özcan04-07-2020 10:32

    Burhanettin emegine saglik. Cok rahat okunan zevk aldigim ve bilgi veren makalen icin tesekkurler.

  • Cahit Özşen04-07-2020 09:46

    Kardeşim, çok güzel yazmışsın, ellerine sağlık.

  • Okan Albayrak04-07-2020 04:54

    Yazı Afganistanı çok güzel anlatmış

  • SEZAİ BAKİ04-07-2020 00:50

    Billur su gibi yudumlanan yazı dizisini bir çırpıda okumak bu güne kadar ne gördüm nede duydum. Bir tarih böyle sevdirilir, devamını sabırsızlıkla bekliyorum.

  • Framarz03-07-2020 23:52

    Yazdiginiz icin tesekkurler hocam

  • A. A. F.03-07-2020 23:50

    Yazdiginiz icin tesekkurler hocam

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar