Beypazarı
target english
Dr. Burhanettin Şenli

Dr. Burhanettin Şenli

Mail: burhanettinsenli@gmail.com

Afganistan 3, Afganistan’da İlk Çağlar ve İslam Dininin Yerleşmesi

Afganistan 3, Afganistan’da İlk Çağlar ve İslam Dininin Yerleşmesi

Resim 1: Eski bir çizim. Afganistan. (Arşivimden)

Afganistan’da İlk Çağlar ve İslam Dininin Yerleşmesi

Afganistan sahip olduğu coğrafi konumdan dolayı tarih boyunca çeşitli milletlerin istila ve işgaline uğramıştır.  Zerdüştlük dini MÖ 6. yüzyılda ortaya çıkmıştır.  İlk tarihi kayıtlara göre, Avrasya’dan Orta Doğu’ya ve Güney Asya’nın muson topraklarına doğru akın rotası üzerinde yer almıştır. Fakat yazılı tarihe göre, bölgeye Ari saldırısından başlayarak MÖ 2000 yılında iki yüz küçük, en az on üç büyük akın olduğu bilinmektedir.  Asya’nın istila yollarından birinin üzerinde bulunan Afganistan’ın bu stratejik konumundan ilk faydalanan millet eski İranlılar olmuştur. MÖ 500 yılında İran Şahı Dara’nın (I. Darius) orduları Afganistan’ı işgal ederek İndus Vadisi’ne inmeye çalışmışlar ve ülke yaklaşık 200 yıl İranlıların hakimiyeti altında kalmıştır. İran hakimiyeti yine Batıdan gelen bir diğer müstevli* olan Makedonya kralı Büyük İskender tarafından yıkılmıştır (MÖ 331). (*Bİr yeri istila eden, yönetimi altına alan (kimse, devlet, ordu vb.)


Harita 1: Büyük İskender’in genişlettiği imparatorluğu. (Kaynak: https://en.wikipedia.org) (Lisans: GNU Free Documentation License, https://creativecommons.org/licenses/by-sa/3.0/deed.en)

Afganistan’a daha sonra yine bir Yunan menşeli devlet olan Baktriana hâkim olmuştur (MÖ 187). Bu hakimiyetin başlamasından yaklaşık yüzyıl kadar sonra Baktriana devleti, MS 50 yılında yıkılmıştır.

Afganistan’daki son Yunanlı Kral Hermaeus, MS 45 yılına doğru Kuşanların egemenliğini kabul etmiştir. Sakalar Büyük İskender’in haleflerinden bir Yunanlı prensin elindeki Baktriya’yı işgal etmişlerdir. Ancak Yüe-Çi devletinin baskısı devam edince buradan da çıkmak zorunda kalmışlardır. (Eski Hint-Avrupalı Orta Asya halkıdır. Bir dönem Türkistan'da da yaşayan bu halka prototürk de denmektedir.)

Batılı işgalcilerin hakimiyetinin yıkılmasının ardından Afganistan devamlı olarak kuzeyden gelen kavimler tarafından istila edilmiştir. MS 50-125 yılları arasında bir Türk boyu olan Sakalar (İskitler), MS 125-480 yıllarında ise Kuşanlar ülkeye hâkim olmuşlardır. 480 yılından sonra ise Afganistan’a, Ak-Hunlar olarak da bilinen Halaç Türkleri gelerek bir asır kadar yaşayacak bir devlet kurmuşlardır. 569 yılında Gök Türklerden aldıkları darbe neticesinde zayıflayan Ak-Hun devleti 6. yüzyılın sonlarına doğru sona ermekle birlikte Ak-Hunlar ülkeyi terk etmeyerek Halaçlar olarak orada yaşamaya devam etmişlerdir.


Harita 2: Ak Hun Devleti.(Kaynak: https://www.altayli.net)

7. asrın sonlarına doğru Afganistan, İslamiyet’i yayan Arap ordularının eline geçmiştir. Afganistan bölgesinin İslam orduları tarafından fethi iki koldan olmuştur. Horasan bölgesinde yer alan Herat ve Belh  şehirlerine yapılan fetih hareketleri Sistan’a göre daha önce yapılmıştır. Dolayısıyla Afganistan’ın İslam orduları tarafından fethedilmesinin başlangıcı, Sistan ve Kabil şehrinin fethiyle değil, Horasan’ın önemli şehirleri olan Herat ve Belh şehirlerinin fetihleriyle başlamıştır.  Araplar bu dönemde büyük ölçüde Türklerle mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Çünkü bu dönemde bugünkü Afganistan’ın kuzeybatı kesimini oluşturan bölgeler tamamen Türklerin hakimiyeti altındaydı. Araplar ülkede uzun zaman kalmamalarına rağmen İslamiyet, Afganistan’da hızla yayılmıştır. Belh şehri geçmiş zamanlarda önemli bir medeniyet merkezi ve kervanların da kavşak noktası olmuştur.


Harita 3: Belh’in bağlı olduğu Mezar-ı Şerif. (Kaynak: https://www.google.com/maps)

Afganistan hakimiyetine yönelik halife Hz. Osman dönemindeki ilk girişimden sonra Muaviye döneminde (661-680) Abdurrahman bin Samura, daha sonra 698 yılında Ubeydullah Bin Ebubekir ve 700 yılında Abdurrahman bin el-Aş’as komutasındaki ordular Kabil’in zapt edilmesi maksadıyla görevlendirilmişlerdir. Bununla birlikte, başlangıçta Arap ordularının inanç coşkusu ile kolayca elde ettiği başarıların 715 yılından sonra genel olarak daha güç kazanılır hale gelmesi, Afganistan’da 7. yüzyılda başlayan İslami yayılmanın 8. yüzyıldan sonra yaklaşık yüz elli yıllık bir fasılaya uğramasının nedenlerinden birisi olmuştur. Ayrıca İran Platosu, Orta Asya ve Hindistan Alt Kıtası arasında bu üç istikamete bağlantı sağlayan stratejik özelliği ile Kabil Vadisi, yükselen İslamiyet dalgasına karşı uzun yıllar direniş merkezi olmuştur.

Arap istilasından sonra Afganistan kendilerine “Şah” unvanı veren kabile reisleri tarafından idare edilmiştir. Bu durum İran’da kurulan Samaniler Devleti’nin, 9. asrın ikinci yansında Afganistan’ın büyük bir kısmını işgal edene kadar devam etmiştir. O devirde Samani ordularının büyük bir kısmı Türklerden meydana gelmiştir.

Alp Tigin’in Samani hükümdarı Abdülmelik’in halefi Al-Mansur’a isyanı ve peşinden gelişen olaylar Gazne’de bir Türk Devleti’nin kurulmasına zemin hazırlamıştır. Yerel Lavik hanedanı idaresine son veren Alp Tigin daha sonra Zabilistan vilayetini de ele geçirmek suretiyle müstakil bir devletin ilk temellerini atmıştır.

10. asrın sonlarına doğru Samani Devleti’nin zayıflaması üzerine Samani ordularında vazife gören Türkler ayrılarak Sebüktigin önderliğinde Afganistan’daki Gazne şehri merkez olmak üzere Gazne Devleti’ni kurmuşlardır. Gazne Devleti’ni kuran Türkler kısa zamanda Afganistan’daki Halaç Türkleri ile birleşerek ordularını daha da kuvvetlendirmişlerdir. Bununla yetinmeyen Gazneliler, Afgan kabilelerinden de ordularına süvariler alarak kısa zamanda Afganistan ahalisi arasında büyük bir kaynaşmayı sağladılar. Özellikle Gazneli Mahmut (999-1030) zamanında Türk-İslam nüfuzu Afganistan’a iyice yerleşmiş ve hatta Hindistan’a kadar yayılmıştır. Türkler toplu olarak ilk defa Gazneli Mahmut zamanında topluca Hindistan’a geçmişlerdir.  Gazneliler Afgan kabilelerinden de asker toplamak suretiyle kısa sürede Afganistan halkı arasında büyük bir kaynaşmaya neden oldular. Özellikle Gazneli Mahmut döneminde (999-1030) Türk-İslam nüfusu Afganistan’da iyice yer edindiği gibi Hindistan’a da uzanmıştır.


Harita 4: Gazneliler Devleti.(Kaynak: https://en.wikipedia.org) (Lisans: GNU Free Documentation License, https://creativecommons.org/licenses/by-sa/3.0/deed.en)

Gazneli Mahmut’un halefi oğlu Mesut 1040 yılında Selçuklulara Dandanakan’da mağlup olunca Afganistan hakimiyeti bir diğer Türk devleti olan Selçuklulara geçmiştir. Ancak son Selçuklu hükümdarı Sultan Sencer’in ölümü üzerine Gurlular kısa bir süreliğine Afganistan’a hâkim olmuştur. Gurluların ülkedeki hakimiyetine 7. yüzyılın sonlarına doğru bir diğer Türk devleti olan Harzemşahlar tarafından son verilmiştir.


Resim 2: Eski bir resim. (Çeviri: Gazne Kalesi)(Arşivimden)

 

Dr. Burhanettin ŞENLİ
 

Makale Yorumları

  • erhan Doğudan03-08-2020 09:53

    Afganistan... Bitmeyen savaşların coğrafyası. Bu kadar savaş ve kan gören toplum sosyal olarak nasıl gelişebilir. Coğrafya kaderdir sözü burayı çok güzel anlatıyor.Eline, emeğine, bilgine sağlık

  • Bayram baloğlu02-08-2020 06:47

    Yüreğine sağlık dostum harika herşey

  • SEZAİ BAKİ02-08-2020 00:14

    Bu tarihi yazıyı yazan elleriniz dert görmesin. Ne olur biraz daha uzun yazmanızı istiyorum. Bir yudum su kadar çabuk okuyup tükeniyor.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar