Beypazarı
target english
Dr. Burhanettin Şenli

Dr. Burhanettin Şenli

Mail: burhanettinsenli@gmail.com

Afganistan 4, Cengiz, Timur ve Babür Hakimiyeti Döneminde Afganistan

Afganistan 4, Cengiz, Timur ve Babür Hakimiyeti Döneminde Afganistan


Fotoğraf 1:Özbekistan’ın Ürgenç şehrindeki Celalettin Harzemşah’ın temsili heykeli. (Kaynak: https://www.nkfu.com)

Harzemşahlar, Alaattin’in 1215-1216 yıllarındaki Kıpçak seferi esnasında ilk kez karşı karşıya geldikleri Moğollarla siyasi ve ticari ilişkiler kurmaya çalışmışlardır. Ancak bu dönemde yaşanan bir olay ilişkileri gölgelemiştir. Moğollar tarafından Harzemşahlar’a gönderilen elçilik heyetinin ardından gelen ticaret kervanına mensup kişilerin, Otrar şehrinin valisi İnalcuk tarafından casusluk suçlaması ile tutuklanması ve mallarına el konulması iki ülkeyi savaşa sürüklemiştir. Moğollarla yapılan savaşta yenilen ve 1220 yılında vefat eden Alaattin’den sonra Gazne ve havalisinde hüküm süren Celalettin Mengübert, Gorların da desteği ile Moğol ilerlemesine karşı koymaya çalışmış ancak başarılı olamamıştır.


Harita 1: Harzemşahlar Devleti (Kaynak: https://abdullahabdurrahman.wordpress.com)

Bu dönemde Afganistan’ın Belh şehrinde yaşayan Bahaeddin Veled oğlu Celalettin’i (Mevlâna Celalettin Rumi) ve ailesini de yanına alarak 1221 yılında göç etmeye karar vermiştir. Bir sonraki yazıda konu ayrıntılı olarak anlatılacaktır.

Farvan’da Moğollara karşı bir zafer kazanmasına rağmen Cengiz Han’ın Bamyan ve Hindukuş civarından geçmesi üzerine İndüs bölgesine çekilmiştir. İndüs bölgesindeki Nilab Geçidi civarında Moğollarla yaptığı savaşı kaybeden Celalettin Harzemşah, Afganistan topraklarından uzaklaşmıştır. Gazne ise Cengiz Han’ın oğlu Ögedey tarafından zapt edilmiştir.

Cengiz Han, Afganistan’ı terk etmeden önce Hindukuş Dağları’nın kuzeydoğusunda, bir süre de Kabil civarında ordugâh kurmuştur. Bu dönemde Cengiz Han Afganistan’daki Moğol hâkimiyetini pekiştirmiş ve daha sonra kuzeye doğru hareketle Amu Derya’yı geçerek Afganistan topraklarından ayrılmıştır. Bu dönemde Moğolların Afganistan’daki yayılmaları devam etmiştir.


Resim 1: Eski bir çizim. (Çeviri: Kabil Şehri) (Arşivimden)

14. yüzyılın sonlarında Timurluların Afganistan’a hâkim olmalarıyla birlikte ülkede tekrardan Türk hâkimiyetinin başladığına şahit olmaktayız ki Timur’un halefleri döneminde Afganistan’ın önemli şehirlerinden Herat yaklaşık 100 yıl kadar Timur hanedanının başkenti olarak görev yapmıştır. Ayrıca Timur’un torunlarından Muhammed Babür de Türk hâkimiyetini Afganistan’da uzun yıllar sürdürecek olan yeni bir Türk devleti olan Babürlüler Devleti’ni kurmuştur.


Resim 2: Eski bir çizim. (Çeviri: Herat Kalesi) (Arşivimden)

Babür’ün Afganistan merkezli olarak kurduğu devlet yalnız bu ülkeye değil, Hindistan’a da yeniden pek çok Türkün yerleşmesine neden olmuştur.


Fotoğraf 2: Söğüt’te (Bilecik) ‘Türk Büyükleri Platformu’. Platformda tarihte Türk devleti kuran Türk büyüklerinin büstleri arasında bulunan Babürşah büstü (temsili).

Afganistan 16. asırdan beri Babürlülerin hâkimiyetinde kalmıştır. Babürlüler zayıflamaya başlayınca İranlılar Kandahar’ı işgal etmişler daha sonra Türk asıllı Galzayların reisi isyan etmiş ve İran Safevilerini yenilgiye uğratmıştır. Böylece İran’ın önemli bir bölümü Türklerin eline geçmiştir.


Harita 2: Babürler Devleti. (Kaynak: https://www.nkfu.com

Her ne kadar Babür’ün kurmuş olduğu devletin hâkimiyeti Hindistan içlerine kadar yayılmış ve Hindistan Timurluları olarak anılmışsa da Afganistan’daki hâkimiyetleri Nadir Şah’ın ülkeyi 1738 yılında istila etmesine kadar devam etmiştir.


Resim 3: Minyatür. Babürşah. İslam Sanatları Müzesi, Berlin. (Kaynak: https://tr.wikipedia.org/)

Babürlülerde 17. yüzyılın sonlarında başlayan ve 18. yüzyılda daha da artan zayıflama Afganistan’daki kabilelerin daha müstakil bir şekilde hareket etmelerine yol açmış, Galzaylar ile Abdalilerin başrol oynadığı bu hareketlerin sonucunda bu kabileler sonraki Afgan tarihine öncülük etmişlerdir. Avşar Türklerinin ileri gelenlerinden birisi olan Nadir Bey 1729 yılında İran’daki Galzay hâkimiyetine son vermiştir. Bu sırada büyük insan kaybına uğrayan Galzaylar Kandehar ve Belucistan taraflarına çekilmek zorunda kalmışlardır. Bir süre sonra İran Şahlığını da ele geçiren Nadir Kulu, Kabil civarına çekilmiş olan Galzayları takip etmek ve onları tamamen sindirmek suretiyle Kabil şehrini ele geçirmiştir.

Ahmed Şah 1747 yılında Nadir Şah’ın öldürülmesi üzerine İran’ın içerisine düştüğü karışıklıktan faydalanarak Kandahar’ı ele geçirmiş ve orada Abdali reislerince hükümdar ilan edilmiştir. Kendisine ayrıca “inciler incisi” anlamına gelen “dürr-i dürran” ünvanı da verilmiştir.

Ahmed Şah’ın 1772 yılında ölmesi üzerine tahta oturan oğlu Timur Şah (1772-1793) döneminde Afgan kabileleri arasındaki eski çekişmeler yeniden su yüzüne çıkmış hatta toprak kayıplarına da sebep olmuştur.

Karışıklıklar çıkınca Zaman Şah’ın yerine kardeşi Mahmut Şah hükümdar olmuş fakat bu iktidar da fazla sürmemiştir. Çünkü Fetih Han büyük kabile isyanlarını bastırmakla meşgul iken Şucaü’l-Mülk Kabil’i ele geçirerek tahta oturmuş ve kardeşi Mahmut’u hapse attırmıştır. Ancak daha sonra Fetih Han’a mağlup olan Şucaü’l-Mülk Hindistan’a kaçarak İngilizlere sığınmış ve Mahmut böylece yeniden tahta çıkmıştır. Bu gelişmeler Fetih Han ve kardeşlerinin büyük nüfuz kazanmalarına ve Mahmut Şah’ı kontrolleri altına almalarına neden olmuştur.

Mahmut Şah 1819 yılında Sadozayların kontrolündeki Herat’a kaçmıştır. Bu arada İngilizlere sığınan Şucaü’l-Mülk topladığı kuvvetlerle Kandehar’a saldırmıştır. Şucaü’l-Mülk’ü bir kez daha mağlup eden Dost Muhammed Kandehar’ı kardeşi Kühendil’e bırakmak suretiyle kendisini Kabil’de 1819 yılında hükümdar ilan etmiştir.

1839’dan itibaren Britanya, Ruslar'ın Hindistan'a doğru ilerlemesinin önünü kesmek için her yola başvurdu. Güney komşuları olan Afgan emirler sahip oldukları tampon devlet statüsünden olabildiğince yararlanmak kaygısıyla Ruslar'la olan ilişkilerinde çok dikkatli davrandılar.

1863 yılında Dost Muhammed’in ölmesi üzerine baş gösteren kanlı iç savaştan büyük oğlu ve meşru veliahdı Şir Ali beş yıl sonra muzaffer olarak çıkmayı başarmıştır. Herat’ı talan ederek halkını da kılıçtan geçirmekten çekinmemiştir.  İngilizlerin ülkeyi işgal etmesi üzerine ise Şir Ali Han kaçarak, Türkistan’ı işgal eden Ruslara sığınmış ve Türkistan’da 1879 yılında hayatını kaybetmiştir.


Resim 4: Eski bir çizim. (Çeviri: Afgan emiri Abdurrahman Han Hazretleri) (Arşivimden)

Abdurrahman Han aynı yıl Afgan tahtına oturmuştur.  İngilizlerin tekliflerini reddetmesi halinde ülkenin bir kez daha İngiliz işgaline uğramasından çekinen Abdurrahman Han 12 Kasım 1893 tarihinde, Afganistan’ın felaketi ve parçalanmasına neden olacak olan “Durand Hattı Antlaşması”nı imzalamak zorunda kalmıştır.  Afgan halkını sert ve kanlı tedbirler ile kontrol altına aldıktan sonra sağlığının bozulması nedeniyle iktidarını 1901 yılında oğlu Habibullah Han’a bırakmak zorunda kalmıştır.  1918 yılına kadar Emir Habibullah Han pek çok defa İngilizlerden Afganistan’ın tam bağımsızlığını tanımalarını talep etmiştir. Hindistan’daki İngiliz Genel Valisi ise her seferinde durumun en iyi şekilde halledileceğine dair teminatlar vermiş fakat bu konuda herhangi bir olumlu gelişme olmamış ve herhangi somut bir adım atılmamıştır.

 

Dr. Burhanettin ŞENLİ

Makale Yorumları

  • Burhanettin Senli16-08-2020 21:56

    Zarif yorumlarınız için çok teşekkür ediyorum. Yorumlarınız bana güç veriyor. Yeni yazılar geliyor. Saygılarımla

  • Hafiz BEK13-08-2020 22:38

    Kaleminize ve elinize sağlık.. Şu Galzaylar konusu da açılmaya muhtaç çünkü şuan Afganistanda yaşayan Galzaylar kendilerini Türk değil Patan bilmekteler..

  • Ahmet Gürel13-08-2020 12:26

    Harika, yazınızda sıra Amanullah hana gelecek, sanırım

  • Uğur Selçuk Güneşli12-08-2020 23:31

    Elinize sağlık. Aydınlatıcı tarihi bilgiler.

  • ARİF TAŞABAT12-08-2020 23:24

    SEVGİLİ BURHANETTİN ŞENLİ, ELİNİZE EMEĞİNİZE SAĞLIK, BÜYÜK BİR AÇIĞI KAPATMIŞSINIZ....ARAPLAŞMAK BU TOPRAKLARIN KÖTÜ KADERİ OLMUŞ....

  • SEZAİ BAKİ12-08-2020 22:57

    Günümüz Türkiyesi o Araplaştırmak isteyen zihniyet asla ve asla başaramayacak tarihin kara sayfalarında yerlerini alacaklardır. Tarihini bilmeyen yabancı menşeylilerden devlet adamı olmaz. Geçmişimizi okuyup ayaklarını denk atmalarını tavsiye ediyorum. Ne Mutlu ki böyle adil bir neslin ahvadıyız. Burhanettin bey ellerin dert görmesin, başarıların daim olsun diyorum.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar