Beypazarı
target english
Dr. Burhanettin Şenli

Dr. Burhanettin Şenli

Mail: burhanettinsenli@gmail.com

Afganistan 6, Afganistan’da Amanullah Han Dönemi

Afganistan 6, Afganistan’da Amanullah Han Dönemi


Foto 1: Amanullah’ın babası Habibullah Han 1901-1919 yılları arasında Afganistan’ı yönetti. Amanullah Han (sağda), kardeşi İnayetullah (solda).

Sevgili okuyucularım, 30 Ağustos Zaferimiz ve “Zafere Giden Yolda Atatürk'ün İstihbarat Faaliyetleri Yazı Dizisi” nedeniyle ara verdiğim “Afganistan Yazı Dizisi” kaldığı yerden devam ediyor. İki yazı dizisi de dönüşümlü olarak devam edecektir. Her iki yazı dizisine de gösterdiğiniz olağanüstü ilgiye ve olumlu tepkilere çok teşekkür ediyorum.

Habibulluh Han’ın 19 Şubat 1919 tarihinde öldürülmesi üzerine iktidar, bir hafta emirlik yapan muhafazakâr lider Nasrullah’tan, Habibullah’ın yenilik taraftarı olan oğlu Amanullah Han’a geçmiştir. Habibullah Han’ın öldürülmesi olayı uzun bir süre çözülememiştir. Ta ki Ankara’da Mustafa kemal Paşa’ya suikast yapmak için İngiliz ajanı Hintli Mustafa Sagir yakalanana kadar.

Mustafa Sagir, 1920 yılının temmuz ayı başlarında İstanbul’a gelir. Kırk yaşlarındadır. Kendisinin verdiği bilgiye göre, görevi, ‘Hindistan Hilafet Heyeti İstanbul Delegeliği’dir. İngiliz istihbarat servisinin şeytanî bir zekâ ile hazırladığı, yurdumuza sevk ettiği ve Mustafa Kemal Paşa’ya Hint Müslümanları’ndan kutsal bir emanet ve milyonları geçen altın para yardımı getirmekte olduğu propagandası ile içimize sokulup Gazi’ye suikast yapmak isteyen Hintli Mustafa Sagir’i genç istihbarat servisimiz açığa çıkarır. Ankara İstiklal Mahkemesi’nde yargılanır ve idam cezası alır. Sorgusunda Afgan Kralı Habibullah Han’ı İngiliz istihbarat servisinin emriyle bir suikast ile gizlice öldürdüğünü ve oradan kaçırıldığını da itiraf eder. İngiliz istihbaratı, Karakol Cemiyeti’nin mührünü ele geçirmiş ve Sagir’e sahte belge düzenlemiştir. İngiliz hükümeti ve yetkililerinin tüm gayretleri ve tehditlerine aldırış etmeyen Ankara, Mustafa Sagir’i 24 Mayıs 1921 tarihinde idam etmiştir. Bu konu ileride ‘Atatürk’ün İstihbarat Operasyonları’ yazı dizimizde geniş olarak açıklanacaktır.

Amanullah Han, bağımsızlığını, İngiliz Hindistan Genel Valisi’ne yazdığı bir mektupla resmen ve tek taraflı olarak ilan etmiştir. Ancak bu durum, yeni bir Afgan-İngiliz savaşına sebep olmuştur. Ancak I. Dünya Savaşı’nın başlaması nedeniyle, İngiltere Afganları oyalama gayreti gösterse de Nisan 1919’da tekrar başlayan ve Afganların başarıyla yürüttükleri üçüncü Afgan-İngiliz savaşında İngiltere yenilmiş, 3 Haziran tarihinde ateşkes ilan edilmiştir.  3 Haziran 1919 yılında yapılan anlaşma gereği, İngilizler Afganistan’dan tamamen çekilmek zorunda kalmışlardır.

Böylece Afganistan 8 Ağustos 1919’da Ravalpindi Anlaşması’yla bağımsızlığını kazanmış ve ‘20. yüzyılın ilk bağımsız Müslüman ülkesi’ olarak tarihte yerini almıştır.  Tarafsızlığını koruyarak tampon ülke statüsünü de korumayı başarmıştır.

Afganistan on dokuzuncu yüzyılda Batılı emperyalistlere karşı güçlü bir Müslüman silahlı direniş ve bağımsızlık sembolü olmuş, Avrupalı emperyalistlerin kendilerini esir etmesine asla izin vermeyen Müslüman ülkelerden biri olarak (Türkiye gibi) İslam dünyasında geniş şekilde hayranlık toplamayı başarmıştır.

Yenilikçi bir lider olan Amanullah Han’ın ilk işi Afganistan’ın içte ve dışta bağımsız bir ülke olduğunu ilan etmek olmuştur. Kral daha sonra gizlice faaliyet gösteren meşrutiyetçi partinin üyelerinin de içinde bulunduğu siyasi suçluların serbest bırakılmasını sağlamış ve yeni yapılandırılmış olan yasama konseyine ve kilit idari pozisyonlara liberalleri atamıştır. Amanullah Han’ın liberal bir siyaset izlemesi, çağındaki dönüşümü doğru çözümlediğine ilişkin bir işaret olmuştur. Çünkü o dönemde İslam dünyasında monarşik ve otokratik yönetimler çözülme sürecine girmiş ve meşrutî krallık düşüncesi egemen olmaya başlamıştı. Nitekim Osmanlı Devleti’nde de meşrutiyetin ilanı ile başlayan modernizasyon süreci, devrimcilerin geleneksel otoriteleri tasfiye etmesine ve imparatorluk yapısından ulus-devlet yapısına geçilmesine neden olmuştur. Bu açıdan değerlendirildiğinde Amanullah Han’ın durumunda bir tezat oluşmuştur. İktidarının meşruiyeti geleneksel egemenlik düşüncesine dayanmış lakin o, yenilikçi bir lider olarak iktidarının kaynağını halka dayandırmak istemiştir.

Amanullah Han ülkesinin ulusal birliğini sağlamayı, tek bir siyasal merkezin ülkeyi yönetmesini ve siyasal merkezin önderliğinde ülkesini çağdaşlaştırmayı hedef olarak seçmiştir.


Foto 2: Afgan Kralı Emanullah Han.

Oysaki onun bu modernleşme projesinin önünde, kabileler tarafından kontrol edilen halk yığınları ve dinsel liderler tarafından yönlendirilen ve yeniliklere direnç gösteren kitlelerden oluşan bir set oluşmuştur. Ülke içerisindeki dengeler, adeta pamuk ipliğine bağlı olup, diğer yandan dış politikada İngiltere ile olan ilişkiler kralın bağımsızlık ilan etmesinden sonra bozulmaya başlamıştır. Özellikle Hindistan’ın İngilizlere karşı olan direnişine Afgan Kralı’nın verdiği destek, sonuçta iki ülke kuvvetlerini karşı karşıya getirmiş ve İngilizler, 11 Mayıs 1919’da Afganlara saldırıya geçmiş, 24 Mayıs 1919’da da Kâbil bombalanmıştır. Bir yanda kuvvetler arasındaki çatışmalar devam ederken, diğer taraftan da ateşkes yapılması için diplomatik çözüm için yoğun bir çaba harcanmıştır. Barış görüşmeleri sonucunda 8 Ağustos’ta ‘Ravalpindi Antlaşması’ imzalanmıştır. Afganistan açısından bakıldığında bu antlaşmanın en önemli sonucu, İngiliz hükümetinin Afganistan’ı resmen tanıması olmuştur. Beş maddelik bu antlaşma ile Afganistan içişlerinde ve dışişlerinde bağımsızlığını kabul ettirmiş ve İngilizlerle dostça ilişkilerin sürdürülmesi hususunda anlaşmaya varılmıştır. Hindistan açısından da Afganistan’ın bağımsızlığını onaylattırması bir zafer olarak kabul edilmiştir.

İç isyanları bastırdıktan sonra iyice güçlenen Rusya’daki Bolşevik rejim ise Afganistan’a göz kırpmaya başlamış, Kral Amanullah Han da kendi tahtını korumak ve ülkesinin bağımsızlığını sürdürmek için Rusya ile yakınlaşması gerektiğinin farkına varmıştı. Bölgede yardım alabileceği başka bir ülke de yoktu.

Afgan Kralı iktidara geldikten kısa bir süre sonra Moskova’ya bir mektup yollayarak ilişkileri geliştirme önerisinde bulunmuş, Amanullah Han mektubunda Lenin’e ‘Büyük Rusya Cumhuriyeti’nin Ulu Önderi’ diye hitap etmiştir. Rusya ilk adım olarak Kral Amanullah Han’ın iktidarını ve Afganistan’ın bağımsızlığını tanıdığını açıklamıştır. Amanullah Han 27 Kasım 1919 tarihinde Lenin’e ikinci bir mektup yazarak yardım önerilerinden dolayı Rusya’ya minnettarlığını ifade etmiş, Lenin ise Krala yazdığı cevabî mektubunda Amanullah Han’dan ‘dünyadaki tek bağımsız Müslüman ülkenin lideri’ olarak söz etmiş ve Afganistan’a esaret altındaki tüm Müslüman halkları kendi etrafına toplamak ve bağımsızlığa giden yolda onlara rehberlik etmek gibi son derece tarihi bir görevin düştüğünü belirtmiştir. Yeryüzünün en büyük emperyalist gücü İngiltere’ye karşı Afganistan’la Rusya’nın ortak mücadeleyi sürdürmesi gerektiğini belirten Lenin, iki komşu ülkenin dostluk antlaşması imzalamasını ve İngiltere’ye karşı Afganistan’a askerî yardım vermeyi de teklif etmiştir.

Uzun yıllardan beri Afganistan’a sızmak isteyen Ruslar, Amanullah Han zamanında Afganistan’a nüfuz edebilmek için yeniden harekete geçmiş, Afgan Emiri’nin davetini fırsat bilerek yeni kurulan ‘Afgan Hava Kuvvetlerinin personelini yetiştirecek eğitimci’ adı altında pek çok Marksist subayı Afganistan’a yerleştirmeye muvaffak olmuştur. (Bu arada Eylül 1920’de bir Rus heyeti Kâbil’e gelmiştir.)

Türk dış politikasında, bağımsızlığını henüz elde edememiş ya da sömürgeci devletlerin hedefleri arasında yer alan ülkeler, özellikle de Müslüman ahaliye sahip memleketler önem ve öncelik kazanacaktır. Bunların başında da Afganistan gelmektedir.

Türkiye’nin İstiklal Savaşı’nda Afganistan’ın özel bir önemi olmuştur. 1 Mart 1921’de Moskova’da imzalanan anlaşmayla Afganistan hem Anadolu hükümetini ilk tanıyan hem de Ankara’ya diplomatik temsilci gönderen ilk ülke olmuştur. Türkiye de Afganistan da o yıllarda İngiliz emperyalizmiyle karşı karşıya kalmışlardır. Aralarındaki dostluğun ve dayanışmanın en önemli sebebi de bu olmuştur.


Foto 3: Afgan Kralı Emanullah Han Ankara ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ATATÜRK ile, 1928.

Rusların destekleyeceği bir Afganistan’ın İngiltere için yaratacağı tehlike çok büyüktü. Buna bir de Türkistan ahalisi destek verirse, Asya’da sömürgeciliğin sonu getirilebilirdi.

Afganistan’ın İngiltere’yi tedirgin eden konumundan yararlanmak isteyen Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti bu ülke ile temas kurmakta gecikmemiştir. Aslında Türkler ile Afganlar arasında herhangi bir çıkar çatışması bulunmadığı gibi temelleri epeyce gerilere giden tarihî ve dinî bağlar da mevcuttu. O sebeple Mustafa Kemal İngiltere ve müttefiklerine karşı büyük bir mücadeleye hazırlanırken, Abdurrahman Bey’i de elçi olarak bu ülkeye göndermiştir.  Böylelikle Millî Mücadele’de karşılıklı resmi temasa geçilen ilk ülke Afganistan olmuştur. İngiliz kaynaklarına bakılırsa bu ilişki daha Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmadan başlamıştır. O dönemde Mustafa Kemal ve arkadaşları Ankara’da bol silah ve mühimmat toplayarak büyük bir savaşa hazırlanırken aynı zamanda Bolşevikler ile Suriye’de Yasin Paşa vasıtasıyla temas sağlanmış, Afganistan ve Hindistan’a heyet gönderilmiştir. İngilizlerin bu iddialarını ciddiye almak pek mümkün görünmemektedir. Yalnız, Büyük Millet Meclisi Hükümetinin Afganistan’a temsilci göndermesi fikri de stratejik bir yaklaşım olup, uluslararası alanda dayanışma ve yardımlaşma yoluyla destek sağlamaya yönelik bir hareket olmuştur.

Amanullah Han döneminde Afganistan-Türkiye ilişkileri üst düzeye çıkmış, coğrafî olarak uzak ama en yakın komşularımızdan birisi olmuştur. Afganistan ve Türkiye arasındaki ilişkiler her alanda gelişmiş, Atatürk döneminde yine her alanda iş birliği yapılmıştır. Genç Türkiye Cumhuriyeti’ni ziyarete gelen ilk resmi konuk da kardeş ülke Afganistan’ın kralı Amanullah Han olmuştur. Atatürk’ün tavsiyelerini dinlememiş, orduyu güçlendirmeden reformlara girişmesi iktidarının sonunu getirmiştir. Bu konular ilerideki yazılarımızda ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

 

Dr. Burhanettin ŞENLİ

Makale Yorumları

  • İbrahim Dumanay17-09-2020 16:08

    Kalemine, eline, gönlüne sağlık sevgili kardeşim. ‘20. yüzyılın ilk bağımsız Müslüman ülkesi’ 21’inci yüzyılın bataklığına evrildi. Ne yazık ki, İslam dini, kendini ahlaksızlardan, siyasetten, ikiyüzlülükten, bilim düşmanlığından, para hırsından ve mezhepçilerden arındırmadığı sürece, topraklarının bataklık ve mensuplarının sefaletten kurtulması mümkün değil...Selam ve sevgilerimle...

  • Kevser Goles16-09-2020 17:27

    Emeğine sağlık canım abim. Yazdıklarını okudukça Atatürk e sahip olduğumuz ne kadar şanslı olduğumuzu daha çok anlıyorum. Saygıyla ellerinden öperim.

  • SEZAİ BAKİ16-09-2020 11:51

    O tarihdeki şartları göz önüne aldığımızda, yüce deha "ATATÜRK'ÜN" Syratejisiyle bugün övünmemek mümkün mü? Dünya'nın en güçlü emperyalist ülkelerine karşı yok denecek bir bütçe ile savaşmak ancak deha beynine sahip olan Atamıza mehsustur. Ehyyyy Amerika, Eyyyyy Almanya diyerek kuru sıkı atmamıştır. Tekarlıyorum Dr. Burhanettin Şenli iliklerime kadar bana Türklüğümü ve Türk büyüğü Atamın o pırlanta gibi beyninin adeta mucizelerini yazarak, hafıza tazelemene minnetarım. Ne mutlu Türküm diyene.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar