Beypazarı
e demokrasi
Prof.Dr. Mehmet Tunçer

Prof.Dr. Mehmet Tunçer

Mail: [email protected]

Angora’nın Merkezi: Hacıdoğan Mahallesi Bölüm-2

mobil

Prof. Dr. Mehmet TUNÇER

Çankaya Üniversitesi Şehir ve Planlama Bölümü Öğretim Üyesi

Angora’nın Merkezi: Hacıdoğan Mahallesi Bölüm-2

Kadastral Haritalarda, ticari kullanımların Ulus Meydanı, Karaoğlan Çarşısı, Balıkpazarı, Tahtakale Çarşısı ve Sulu Han'a kadar ana cadde kenarları ve sokak aralarında yoğunlaştığı görülmektedir.

Tahtakale yangını öncesinde, Sulu Han'ın karşısında, bir sıra dükkanı ile Uzun Çarşı’nın bir bölümü yer almaktaydı. İbadullah Camii, Haseki Camii, Hallaç Mahmud Camii yöredeki dini yapılardır. Tahtakale Hamamı ile Hasan Paşa Hamamı da çarşının başlıca sosyal amaçlı yapılarıdır (Şekil 7).

Tahtakale Çarşısı ve Sulu Han, günümüzde oldukça aktif bir ticari bölge olan ve İbadullah Camisi yanından güneye doğru uzanan İbadullah Caddesi ile güneye; Tahtakale Çarşı Caddesi ile kuzeye bağlanmaktadır.

Bu tarihte, Sulu Han'ın güneyinin tamamen konut dokusu olduğu görülmektedir. Bu bölgede, yer yer boş arsalara rastlanmaktaysa da oldukça yoğun bir konut dokusu bulunmaktadır.
Balıkpazarı Caddesi (Şehremaneti Caddesi) üzerinde ve Tahtakale Hamamının hemen karşısında "Sebze Hali" bulunmaktadır.

Günümüzde burada Ankara Büyük Şehir Belediyesi Başkanlık Binası bulunmaktadır. (Bkz. 1929 Tarihli Kadastral Paftası içinde Hacıdoğan Mahallesi ve Çarşıları – Yangın Öncesi) Bu yıllarda (1929) Haseki Camii doğusunda, Balıkpazarı Caddesi üzerinde bir sıra dükkan bulunmaktadır. Modern merkez Taşhan (Ulus) Meydanı ile Karaoğlan Çarşısı'na kaymış, Hacıdoğan Mahallesi bundan önemli ölçüde etkilenmiştir. Özellikle Karyağdı Türbesine açılan İbadullah (Çerkeş) Sokak üzerinde ticaret yoğunlaşmaya başlamıştır (Şekil 8).

Şekil 7. Hacıdoğan Mahallesi ve Çarşıları 1929 Yangını Öncesinde (Kaynak: Kişisel çalışma,  Tapu Ve Kadastro Gn. Md., Kuyud-u Kadime Arşivi’nden Elde Edilen 1929 Tarihli Ve 1/500 Ölçekli Ankara Kadastral Haritalarının Birleştirilerek Yeniden Çizimi Ve Küçültülmesi İle Elde Edilmiştir. Kullanılan Pafta Numaraları Hükümet Meydanı 16-17, Karaoğlan Çarşısı, 20, 21, 25, Tahtakale Çarşısı 27,28, 26,31, İtfaiye Meydanı Ve Çevresi 26-31)

Şekil 8 . Hacıdoğan Mahallesi - Çerkeş Sokak Kaynak: Mehmet Tunçer Arşivi

Sulu Han çevresi ve ana yol boyu sebze, meyve, ucuz şekerleme ve bisküvi, kuyruk yağı ve sakatat satan kasaplar ve daha birçok esnaf ticaret yapar. Ana yol kenarları hariç Tahtakale Çarşısı 1929 tarihli yangına kadar geleneksel dokusunu ve özelliklerini sürdürmüştür.

Yangın sonrasında uzun süre bu kesim harap olarak kalmış, Sulu Han bir sebze pazarı olarak kullanılmış, 1937 yılında Ulus Hali inşa edilerek bu kesimde yeni bir dönem başlamıştır.

Taht’el-Kal’a (Tahtakale) Çarşısı’nın en önemli yapısı olan 102 odalı Sulu Han, Hasan Paşa Hanı olarak da anılmaktadır (Şekil 9). Hacıdoğan Mahallesi Tenekeciler Sokağı ile Sulu Han Sokağı arasında ve İbadullah Camii’nin yanında bulunmaktadır. 1685 yılında Şeyh-ül İslam Cevvar Zade Mehmet Emin Bey tarafından Zincirli Camii’ne vakıf olarak yaptırılmış olduğu ile sürülen Sulu Han’a Hasan Paşa Hanı da denilmektedir. Hasan Paşa Hanı’nın, II. Bayezid Devri emirlerinden Hasan Paşa tarafından yaptırıldığı bilinmektedir (Türkiye’de Vakıf Abideler ve Eski Eserler  I, 1983, s. 462- 465).

Şekil 9.  Sulu Han Restorasyon Projesi (Kaynak : Tunçer, M., 1985, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi Restorasyon Bölümü Arşivi ve Vakıflar Gn. Md. Arşivinden Alınarak Yeniden Çizilmiştir)

Sulu Hanın Hasan Paşa tarafından 1511 yılından önce yapıldığını kabul ediyoruz.

Osmanlı devrinde kahve ve iplik ticareti yapılan Sulu Han, 1929 yılındaki Balıkpazarı yangınından sonra hızla tahrip olmaya başlamıştır. Köşk mescidi ve yıkılan han, bir ara sebze hali olarak kullanılmış, daha sonra depo ve kimsesizlerin kaldığı bir harabe haline gelmiştir. 1940'lı yıllarda hanın çoğunluğu yıkılmıştır. Zamanla sadece dış duvarları ayakta kalınca; 1969 yılında yıkılarak yerine İşhanı yapılması düşünülmüşse de, bundan vazgeçilmiştir. Sulu Han, 1984 yılında tamamlanan onarım sırasında yeniden yapılırcasına, moloz taş ve kesme taşla kâgir olarak inşa edilerek, şimdiki halini almıştır.

Planlı Başkent Ankara ve Hacıdoğan Mahallesi

1928 yılı içinde, Berlin Kent Planlama Yarışması'nı kazanmış Prof. Dr. Hermann Jansen, yine bir Alman şehirci Prof. M.Brix ve Fransız Hükümeti Baş mimarı Prof. Jausseley arasında Ankara Nazım İmar Planı için sınırlı bir yarışma açılmıştır.

Bu yarışmayı ünlü Alman Mimar Prof. Hermann Jansen kazanır. Yarışmada yarışmacılar kararlarında serbest değillerdi, çeşitli bakımlardan sınırlanmışlardı. En önemli sınırlamalar o zamana kadar yapılan uygulamalardan geliyordu. Bu uygulamalar kentin gelişme yönünü Ulus - Çankaya olarak ortaya çıkarmıştı. Önemli yollar, önemli binaların yerleri ve eski şehrin korunması ile ilgili kararlar yarışmacılara verilmişti.

Jansen'in hazırladığı imar planı 23 Temmuz 1932 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girdi (Şekil 10). Jansen Planı insan ölçeğinde ve toplumsal endişeleri ağır basan bir plandı.

Konut ve özellikle işçi konutları sorununa önem vermişti. Görkemli bir projenin değil de sosyal yönleri ağır basan bir projenin seçilmesi, Cumhuriyet yönetiminin niteliklerinin kavranmasına yardımcı olacak bir ipucu olarak görülebilmektedir  

Plan, Ankara ‘ da Kale’yi hedefleyen güçlü bir yeşil sistemi kuruyor (Gençlik Parkı, Hipodrom vb.) ve düşük yoğunluklu bahçeli evlerden meydana gelen bir konut dokusu öneriyordu.

Şekil 10. Hermann Jansen Ankara Planı (1932) Kaynak: Mehmet Tunçer Arşivi

Jansen Planında, kademeli ve genel olarak dar tutulmuş bir yol ağı vardı. Bu ağ, çıkmaz sokaklar ve yaya yolları ile insani ölçeğe getirilmiştir. Jansen Planı, bazı değişikliklerle de olsa 1950 ‘lere kadar Ankara‘ nın gelişmesini yönlendirmiştir. Geniş yeşil alanlara sahip, düşük yoğunluklu caddelerin, özellikle Atatürk Bulvarı gibi özenle yapılmış kamusal yapıların yer aldığı, temiz, çağdaş görünümlü bir kent ortaya çıkmıştır.

“Eski şehrin muhafazası, eğer yeni şehir mevki verilişi itibari ile ayrılırsa kendinden kabil olur. Bu suretle bu iki kısmın karışması tatbikat bakımından kat’iyyen hatıra gelmez. Türkiye’de tarihi şehir misallerini sarih olarak görüyoruz..”

Şekil 11. Hermann Jansen Ankara Umumi Planı’nda Ulus ve Hacıdoğan Kesimi (1932) Kaynak: Mehmet Tunçer Arşivi

Hermann Jansen Planı sadece “Protokol Alanı” denilen kesimleri koruma altına almış, Kale’nin batısındaki mahalleler, bu arada Hacıdoğan Mahallesi üzerinde kendi avlulu “Bahçe Şehir”  modelini uygulamaya yönelik yol ve konut dokusu önermiştir (Şekil 11).   Yarışmada kendisine verilen 300 000 nüfuslu yerleşimin gereği olan konut dokusu Yenişehir ile birlikte önerilmiştir..

Hacıdoğan Mahallesi Onarılmayı Ve Yeniden Doğmayı Bekliyor

“Tarihsel Çevrenin Korunması” konusunda, Merkezi Yönetimin ve Yerel Yönetimlerin bir arada ve işbirliği içinde, köklü yönetsel, yasal, ekonomik ve akçalı çözüm yolları ve olanakları geliştirmeleri gereklidir. Merkezi Yönetim ile Yerel Yönetimlere, yürürlükte olan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası (2863 ve 3386 Sayılı, 5226 Sayılı Kanunlar) ile İmar Yasası (3194) tarihsel çevrenin korunması konusunda bazı görev ve yetkiler verilmiştir.

Ancak, özellikle Ankara'da Yerel Yönetimlerin bu yetkileri tam ve doğru olarak kullandıklarını söylemek olası değildir. Tarihsel çevre sorunları, her yörede kendine özgü bir şekilde açığa çıkmaktadır. Bu nedenle, öncelikle o yöredeki her türlü yerel hizmetten yerel yönetimler sorumludur. Yerel yönetimler “halkın ortak ve yerel gereksinimlerini gideren” kamu kuruluşları olarak tanımlanırlar. Tanımda yer alan iki temel ölçüt, halkın “ortak gereksinmesi” olması ve gereksinmenin “yerel” olmasıdır.

Tarihsel çevre sorunları da “yerel ve ortak “ sorunlardandır. Bu durumda, tarihsel çevrenin korunması sorununun öncelikle yerel yönetimin sorunu olduğu söylenebilir.

Kentsel yaşamın düzenlenmesinden öncelikle belediyeler sorumludur. Belediye mevzuatı, kentsel yaşam çevresinin düzenlenmesi amacıyla belediyelere önemli olanaklar vermiştir.

Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Altındağ Belediyesi son yıllarda Hamamönü ve Hacıbayram Camii çevresinde doku ölçeğinde koruma ve restorasyon çalışmaları yapmıştır. Bu çalışmaların vakit geçirmeden Hacıdoğan Mahallesinde de yapılması buradaki geleneksel dokunun korunması için hayati önem taşımaktadır.

    

Şekil 12-13. Nilüfer Tekin Akbay Evi Kaynak: Nilüfer Tekin Akbay

Pala Sokakta Havlucu Musa Dayının dükkanlarının üstünde tarihi sokak lambası, artık yanmıyor ne yazık. Keşke kırılıp, kaybolmadan bir yerde muhafaza edilebilse...

Ömer Faruk Demir, Hacıdoğan Mahallesi Sakini

Şekil 14. Çataldağ Sokak -2010 Kaynak: Ömer Faruk Demir

Günümüzde Hacıdoğan Mahallesi, bir çöküntü bölgesi niteliğinde, sürekli yıkılan yapıları ile yok edilen tarihsel çevresi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı ve/veya Belediyenin el atmasını, diğer bazı bölgelerde olduğu gibi (Hacıbayram, Hamamönü vb) yeniden doğmayı hayal ediyor ve bekliyor.


Prof. Dr. Mehmet TUNÇER

 

Yorum Yazın

e demokrasi