Beypazarı
target english
Prof. Dr. Ulvi Keser

Prof. Dr. Ulvi Keser

Mail: ulvi.keser@gmail.com

Bursa'dan Bilecik'e Yurdum Güzellikleri ve Minaresiz Camiler

BURSA’DAN BİLECİK’E YURDUM GÜZELLİKLERİ VE MİNARESİZ CAMİLER

Önce Bursa’da Türk aydınlanmasının meşalesi köy enstitüleri üzerine Uludağ Üniversitesi’nin davetlisi olarak, ardından da uluslararası bir edebiyat şöleni için Bilecik’teydim. Her iki şehir de özellikle Osmanlı bağlamında son derece önemli, tarih kokan, dünü bugüne bağlayan şehirler olarak karşımıza çıkıyor. Ne yalan söyleyeyim ne zamanki Bursa civarında Mirzaoba’dan Mudanya Körfezi’ndeki muhteşem doğa harikası Trilye’ye eski Rum köylerine bir gezi yaptık ve yüreğim cız etti. Neden bu kadar duyarsızız? Neden dünümüzü, tarihi değerlerimizi korumakta bu kadar vurdumduymaz davranırız? 1919-1922 sürecinin İzmir Metropoliti Hrisostomos’un da bir dönem eğitim gördüğü yüzlerce yıllık tarihi manastırlar çöplük, muazzam bir Anadolu mimarisi örneği tarihi yapı üç aileye gecekondu olmuş. Bu muhteşem dünya kültür mirasları neden korunmaz, neden vatandaş ilgisiz, kaygısız ve adamsendeci anlamakta güçlük çekiyorum.

Ya Bilecik’e ne demeli? ''Civarda görülmeye değer yerler var mı?'' diye sorduğum hem de üniversite öğrencisi Bilecikli gencin cevabı “Bursa var.” oldu. Osmanlı'yı yaratan, Osman Gazi’ye yol gösteren Ahiler ustası Şeyh Edebali’nin türbesi bu şehrimizde; ancak türbenin etrafında o güzelim doğunun mistik ezgileri, Mevlana veya bizden bir şeyler değil de neredeyse arabesk denilebilecek bir garabet çalıyor. Buraya gelen insanlar eski Bilecik’in bulunduğu vadide camileri olmayan minarelerle karşılaşacaktır. Esaret altında yaşamanın nasıl bir şey olduğunu anlamak isteyenler için harika bir atölye çalışması burada. 900 bin masum ve sivil Anadolu insanını katleden Yunan’ın marifetleri ve ''Neden Mustafa Kemal Atatürk’e sahip çıkmalıyız?'' sorusunun cevabı da bu minareleri olmayan camilerde yatıyor. Şehrin hemen burnunun dibinde her noktasından tarih kokan (tescilli ve korunması gereken 116 tarihi bina var ilçede) Osmaneli ise Sakarya Nehri'nin kıyısında ve maalesef perişan bir halde. Oysa o Şeyh Edebali’den öğrenilecek o kadar şey var ki esasında. Bir umut olur düşüncesiyle Osman Gazi’ye nasihati aşağıda, okuyalım, düşünelim ve yine düşünelim lütfen. Dostlukla kalın.    

“Ey Oğul, Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana. Suçlamak bize; katlanmak sana. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana... Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana. Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teâlâ yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize va’dedilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz. Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgârlarında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkâr ve iradene sahip olasın! Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır. İnsanlar vardır şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bil ki bereket büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir. Şu üç kişiye, yani cahiller arasındaki âlime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler. En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise nefsi tanıyanın kendisidir. Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. Bunun içindir ki, yaşayamadılar. İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur, düşman, canavar kesilir. Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı. Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü zaman yok, süre az! Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez! Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez. Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın...”
 

Prof. Dr. Ulvi KESER
Girne Amerikan Üniversitesi; Siyasal Bilimler Fakültesi Dekanı

 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar