Beypazarı
Ahmet Gürel

Ahmet Gürel

Mail: ahmetgurel50@gmail.com

Depremler Kader Olmasın

Depremler Kader Olmasın

Depremler Kader Olmasın

Ege Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesinin, 1972 yılı mezunuyum, branşım betonarmedir. İlk görevim yerim, Konak'taki İzmir Büyük Şehir 3. Kısım İnşaatı şantiye şefliği olmuştur. 01 Şubat 1974 günü, İzmir, sabaha karşı depremle uyanmıştı. İzmir’de meydana gelen 5,2 şiddetindeki bu deprem iki can almıştı. Alsancak’ta bazı binalar yıkılmıştı, anımsadığım kadarıyla ölümler de orada olmuştu. Üç katlı dolu tuğla yığma evimizde hiç bir zarar olmamıştı. Önceden yanmış olan vilayet binasının ayakta kalan duvarları da bu deprem nedeniyle yıkılmıştı. Saat kulesinin tepesi de yıkılanlar arasındaydı. İnşaatını yaptığım Belediye binasının ilk iki katının tuğla duvarları çatlamıştı.

1974 İzmir Depremi, Kemaraltı Yıkılan Binalar

Mesleki hayatım bir deprem ile başlamıştı, daha sonra görev yerim; Aliağa DSİ Güzelhisar Barajı olmuştu…

Keban, Karakaya ve Atatürk Barajlarını defalarca gezdim, son iki barajının betonarme betonlarının imalini gözlemledim, Karakaya Barajını İtalyan J.V. İtalsrade Torno-ERG firması yapıyordu, beton gövdeli barajın son beton dökümüne erişmiş, yapılan imalatı hayret içinde izlemiştim. Atatürk Barajını ise öz be öz “ATA” inşaat yapıyordu. Günde 6 bin m3 beton dökülen bu barajda, beton dökme rekorları kırılmıştı. DSİ’nin kontrolörlüğünde yapılan hiç bir beton baraj çatlamamıştır, çünkü kontrolörlük ehil ellerdedir.

1999 yılında DSİ’den yeni emekli olmuştum, o yıl, Adapazarı ve Düzce depremleri olmuştu, 9. Gün, kendimi oralarda bulmuştum, insan kokusu hala burnumda, dehşet içinde bolca fotoğraf çekmiştim. Günlerce uyumadım, “Depremler Kader Olmasın” başlığında onlarca fotoğraf sergisi açtım. Yüz yıl içinde gerçekleşen depremleri etüt ederek, oluşturduğum arşiv ile “Depremler Kader Olmasın” başlığında 3 ayrı belgesel hazırladım. Belgesellerimde çıkan sonuç; ahşap binalar ve şartnameye uygun yapılan yığma binalar deprem zararı görmemişti. Usulüne uygun yapılmayan kâgir binalar ise yerle bir olmuştu. Teknik dışı, uygunsuz betonarme binalar ise ölümcül sonuçlar vererek yerle birdi.

Ben, yıl 1972, yeni mezun bir mühendis olarak, müteahhitliğe soyunmaya kendimde cesaret bulamazken, ehil olmayan kişiler bu işe cesaretle girdiler, beline keser takan ustaların her biri yapımcı oldu ve ülkenin yapı stokunu çürüttüler. Onlar, betonarmenin; demir ve betonun birlikteliği uyumu olduğunu bilemezlerdi. Onlar, betonun prizi ne demek olduğundan habersizlerdir, attıkları betonları sulamayıp, ve halk tabiri ile betonları yakan yine onlardır, demir nasıl bağlanır bilmeden, çok katlı binalar yapanlar da onlardır... Alıcının gözünü boyamak için yaptıkları iş ise; çürük binalarının cephe duvarları seramik kaplayarak, banyo ve mutfağı bir güzel tefriş ederek ve halkımıza, yaptıklarını sağlam mekan diye satmaktır... Hazırladığım belgesellerimin linki aşağıdadır. Belgeselde; İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesinin üç başkanı sıra ile konuşuyor. (https://youtu.be/LXD6rzL6Rlc  DEPREMLER KADER OLMASIN) Son Kocaeli, Düzce ve Van depremlerinin sonuçlarını oradan inceleyin.

Şimdi de üyesi olduğum, İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesinin yaptığı son açıklamayı aşağıda veriyorum;

“Ülkemizde zarar azaltma çalışmaları kapsamında yapılan çalışmalardan biri 1999 yılında İzmir’de deprem kayıp modeli olarak “İzmir Deprem Master Planı (RADIUSPROJESİ) hazırlanmıştır.” denilmektedir.

İnşaat Mühendisleri İzmir Şube Yönetimi’nin hazırladığı rapor ve açıklaması şöyledir:

“24 Ocak günü meydana gelen merkez üssü Elazığ Sivrice olan 6.8 büyüklüğündeki depremde 41 vatandaşımız hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, geride kalanlara sabır diliyoruz. Elazığ depremi bir kez daha gösterdi ki ülke olarak depremlere hazırlıklı değiliz. Deprem bir doğa olayı olmasına rağmen yıkılan binalar sebebiyle afete dönüşmüş ve pek çok vatandaşımızın hayatını kaybetmesine ve evsiz kalmasına sebep olmuştur. 

Ülkemizde yaşanan büyüklüğü 7 ve üzerinde olan depremlerde yapılan istatistiksel çalışmalar sonucunda yapı stokunun yaklaşık %6 sının yıkılacağı, bir o kadarının da ağır hasar alacağı tahmin edilmektedir. Bu bilgilerle İzmir ilini ele aldığımızda; İzmir’de yaklaşık 630.000 bina mevcuttur, olası bir İzmir depreminde 75.000 binanın kullanılamaz hale geleceği, can kaybının en iyimser tahminle 30.000 civarında olacağı, alt yapının ve haberleşme ağlarının kullanılamaz hale geleceği öngörülmektedir. Bu bir senaryo olduğu için şu anda etkileyici görülmeyebilir. Ancak bunun er ya da geç yaşanacağı bir gerçektir. Deprem ülkemizin bir gerçeğidir. Böylesi bir depremi İzmir’inde yaşaması kaçınılmazdır. Fay hatları İzmir ve çevre illerini de aynı şekilde tehdit etmektedir. Sürekli depremin ne zaman olacağı soruları sorulmaktadır. Depremin ne zaman olacağı sorusuna cevap bulmak, bugün karşı karşıya olduğumuz deprem riskini azaltmayacaktır. Deprem riskini azaltmak ancak ve ancak zarar azaltma çalışmaları ile mümkündür.”

1999 Depremi Kocaeli

İzmir Deprem Master Planı (RADIUS PROJESİ)' ne bir ekleme de ben yapacağım. İstanbul, her an büyük bir deprem ile karşı karşıyadır. 1999 yılında Avcılar’da deprem sonrası çektiğim fotoğrafları bu makaleme koyuyorum, kendini bilmez müteahhit müsvettelerinin deniz kumu ile nasıl beton attığını orada görüyoruz. İçinde deniz kabuğu bulunan bir beton parçasını İzmir’e götürdüm, laboratuar da pres ile mukavemet ölçmek isterken, betonun el ile kırıldığını esefle gördüm. Suçlu kim? Zemin etüdü yapmadan yapılaşmaya izin veren devlet, uygun olmayan agreganın (kum/çakıl) kullanılmasına izin verenler ve de kontrolörlük görevini layıkı ile yapmayan kurumlardır. Yirmi yıldır, orada değişen bir şey yok…

1999 Depremi Avcılar

Değerli ev sahipleri, oturduğunuz evleriniz ve sizler risk altındasınız, yörenizdeki İnşaat Mühendisleri Odasına danışarak, konutlarınızı kontrol ettiriniz, önerilirse konutlarınız kentsel dönüşümle yenileyiniz…

Devletimizin, “Kanal İstanbul” yerine, başta İstanbul olmak üzere, sağlıklı konutlar yaptıracağı kanısındayım!!!

Sağlıklı yaşam, her vatandaşın hakkıdır. “Depremler Kader Olmasın” diyorum.

 

Ahmet Gürel

Atatürk Araştırmacısı

Yorum Yazın