Beypazarı
target english
Dr. Metin Özaslan

Dr. Metin Özaslan

Mail: mozaslan@yahoo.com

Gülşen Kutlu'dan ''Ankara'da Yedim Taze Meyvayı'' Bozlağı: Bozlaklar ve Ustalar

GÜLŞEN KUTLU'DAN “ANKARA’DA YEDİM TAZE MEYVAYI” BOZLAĞI: BOZLAKLAR VE USTALAR

 

Ankara'da yedim taze meyvayı

Boşa çiğnemişim yalan dünyayı

Keskin'den de sildirmeyin künyayı (künye)

Söyleyin anama anam ağlasın

Anamdan gayrısı yalan ağlasın

*

Keskinli Hacı Taşan'dan alınan bu yürek sızlatan bozlağı Orta Anadolu'nun, Kızılırmak Havzasının, Bozkırın kadife sesli kraliçesi Dernek Üyemiz Gülşen Kutlu'dan dinliyoruz... Tedavisi mümkün olmayan bir hastalığın pençesine düşmüş Keskinli bir gencin acı dolu iç döküşüdür bozlakla anlatılan...

Kimilerine göre geleneksel Orta Anadolu kültüründe sembolik anlamı ve önemi büyük olan "Koç"un gırtlaktan gelen melemesinden (buzulamak), kimilerine göre yine devenin gırtlaktan gelen bozlamasından adını alan bozlaklar Orta Anadolu'nun ağıtlarıdır, gözyaşlarıdır, yakarışlarıdır...

Kâh kanlı Kızılırmak'ta boğulan evlada, Kızılırmak’a düşen düğün alayı (seğmen-hakçı) gelinine, sevdiğine verilmediği için kendini çamurlu kızıl sulara atan genç kıza, kâh yokluğa yoksulluğa garipliğe, kâh aşk acısına, sıla hasretine, kâh bozuk düzene, gözü doymaz mültezime, zulmün diğer adı olan iltizam sistemine, kâh padişahların göç fermanlarına, ağaların paşaların baskılarına, kâh insanlarımızı kendi memleketinde parya konumuna düşüren Düyun-u Umumiye'nin Reji düzenine yöre insanının haykırışı, tepkisi, isyanıdır bozlaklar...

Bozlaklar milli çalgımız olan bağlama geleneğinin kalbidir desek yeridir. Bozlak çalmak zordur. Hakkını vererek icra edebilmek için ustaları iyi dinlemek, dinlediklerini sağlıklı biçimde sindirmek, rafine etmek, demlemek ve uzun yıllar boyunca çile çekercesine çalışmak gerekir. Bozlak okuyabilmek ise çalmaktan daha da zordur. Haliyle en zor olanı ise hem çalıp hem de okuyabilmektir. Zira yıllar boyunca biriktirilmiş yetenek yanında, büyük bir odaklanma, duygu yoğunluğu ve saz hâkimiyeti gerektirir.

Bozlak icrasının en başta gelen ismi Horasan'dan Anadolu'ya taşıdığımız Anadolu'yu yurtlaştıran, insanlarımızı mayalayarak millet yapan en köklü toplumsal güçlerimizden biri olan abdal (ozan, âşık, kolonizatör derviş) geleneğinin son temsilcisi Neşet Ertaş'tır. Neşet Abdal bozlakların içinden, bozlaklar için doğmuştur adeta. Bozkırın tezenesi olduğu kadar bozlakların çocuğudur, kendisi bu tür ifadeleri sevmese de bozlakların efendisidir. Zira babası ustaların ustası Çiçekdağlı Muharrem Ertaş, anne tarafından akrabası, teyze (diyaza) oğlu ise yine bir ustaların ustası Keskinli Hacı Taşan'dır. Neşet'e düşen ise babasından, akrabalarından, yörenin diğer ustalarından tecrübe ettiği birikimi tüm büyük devrimcilerin yaptığı gibi şahsında vücut bulan özgün bir senteze ulaştırmaktır. Neşet de bunu yapmıştır...

Neşet Ertaş bozlaklarda "alaylı" geleneği, diğer bir deyişle ozan geleneğini zirveye taşımıştır. Diğer yandan, "Mektepli" yani okullu-notalı alanda (TRT, Kültür Bakanlığı, Konservatuar vb.) bozlak icrasını erişilmesi güç zirvelere taşıyan isim ise milli çalgımız bağlamanın yaşayan kutbu Ayaşlı Mehmet Erenler'dir. Bozlakların Hocası Mehmet Erenler bağlamanın sınırlarını zorlayan bir virtüöz olarak klasik uzun saplı bağlama geleneğinde yeri doldurulamaz bir ustalığın ismidir. (Ankara Kulübü olarak İsmail Işık'ın sanat yönetmenliği ve koordinasyonunda 4 CD’den oluşacak Ankara Seymen ve Bacıeren Oyunları albümü için Mehmet Erenler hocamız sazın başına geçecek)

Genç kuşak içinde ise ilk akla gelen isim yine bir dernek üyemiz olan TRT sanatçısı Ankaralı Mustafa Kemal Şimşek'tir. Hem bozlak çalımındaki saz hâkimiyeti ve ustalık, hem okumadaki sade, pürüzsüz duruluk, daha da önemlisi ikisinin birleşiminden oluşan özgün senteziyle Mustafa Kemal mutlaka izlenmesi ve sahiplenilmesi gereken bir değerimizdir. İlerleyen dönemlerde kıymeti daha iyi anlaşılacaktır.

Genç kuşağın bir diğer ismi ise muhteşem ötesi bozlak açılışlarıyla dinleyenleri büyüleyen Sivaslı kardeşim Muhlis Berberoğlu'dur. Muhlis bozlak okumuyor ama çalıyor ve gerçekten çok iyi çalıyor... Dünyaya, bizlere sanki sadece bozlak çalması için gönderilmiş bir hediye dersem mübalağa olmaz Muhlis için... Henüz çok genç olan Muhlis tambur çalarak müziğe başlamış, tambur tekniklerini bağlamaya ve bozlaklara taşıyarak tadına doyum olmaz bir çalım tekniğine ulaşmıştır.

Bahsedilmesi gereken mutlaka çok isim, çok genç vardır. Ancak konu özgünlük olunca sözümüz bitiyor, kalemimiz susuyor... Henüz dinlemediklerimiz de vardır mutlaka... Hem alaylı hem mektepli alanlardan olmak üzere genç kuşaktan çok sayıda yetenekli gençler geliyor zira...

Genelde gördüğüm bir yanlış ise Neşet Ertaş veya Mehmet Erenler gibi çalmak tutkusu...

Kimse Neşet Abdal veya Mehmet Hoca gibi çalamaz ve buna gerek de yoktur...

Bu yoldan gidilirse olsa olsa büyük ustaların ikinci, üçüncü derecede, varsayalım ki birinci derecede kopyaları olunur. Ama sonuçta kopya kopyadır. Önemli olan her alanda olduğu gibi bu alanda da özgün olabilmek, kendi üslubu ve hitabetini geliştirmek, yeni bir ses, yeni bir tını, yeni bir ufuk olabilmektir...

Son verirken sözü, bozkırın buğulu sesi Gülşen Kutlu'nun söylediği “Ankara'da yedim taze meyvayı” bozlağına bırakıyorum…

 

Dr. Metin ÖZASLAN

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar