Beypazarı
target english
Prof. Dr. M.Kubilay Akman

Prof. Dr. M.Kubilay Akman

Mail: kubilayakman@gmail.com

Kozmopolis'in Göçebe Düşüncesi

Kozmopolis'in Göçebe Düşüncesi

Don DeLillo'nun Kozmopolis'i (roman, 2003) ve esasen onun "uyarlaması" olan David Cronenberg'in Kozmopolis'i (film, 2012), biri diğerini gölgede bırakmadan, tesirsizleştirmeden ve yetersizliğe düşmeden "edebiyat" ve "sinema uyarlaması" arasında o nadir görülen ideal ilişkiyi sunmaktadır. Bu eserler adeta, metni ve filmi aşan bir "Kozmopolis" fenomeninin birbirini bütünleyen, hatta tek olan anlam dünyası şeklinde tezahür ettiler. Bu açıdan hem filmi izlemek hem de kitabı okumak oldukça keyifli bir tecrübe oluyor.

Kozmopolis'in tematik sorunsalını nasıl okumak lazım? Edebiyat sosyolojisinin edebi metinleri toplumsal kontekstleri içerisinde ele alıp analiz etmesi gereken yaklaşımıyla roman hangi sosyal zeminlerle bağlantılı yorumlanabilir? Bir diğer bakış açısıyla, sinema sosyolojisinin imgeyi sosyal bir üretim olarak incelemesi beklenen perspektifinden Kozmopolis'in "karanlık" sinemasal anlam evreni hangi sosyal realitenin izdüşümü olarak tartışılabilir? Kitap/Film gerçekten de para, zaman, kent, kültür, kapitalizm, küreselleşme, şiddet gibi hususlarda sosyolojik bir okumaya olduğu kadar felsefi açılımlara da imkân tanıyan bir metin örgüsüne ve imgesel boyuta sahiptir.

Kuramsal bağlamda Kozmopolis'i hangi fikri mecralarla ilişkilendirerek tartışabiliriz? Eric Parker'ın kent (New York) sokaklarındaki akışı hangi kavramlarla alâkalı bir süreçtir? Marx ve onun kavramları burada ilk akla gelenidir. Ne var ki günümüz kapitalizmi Marx'ın tartıştığı karakteristik özelliklerden hem nicel hem de nitel olarak başka konumlara geçmiştir. Marx'ın kuramının bugün için yeterli olmadığı noktaların ipuçlarını kitap da metaforik ve dolaylı bir dille ifade etmektedir. New York'un sistem-karşıtı protestocuları romanın anlatımında şu sloganla hareket etmektedir: "Dünyada bir hortlak kol geziyor - Kapitalizmin hortlağı" (Don DeLillo, Kozmopolis, Tercüme: Gül Çağalı Güven, Everest Yayınları, İstanbul, 2008, s. 88) Buradaki ifade, metnin içinde de belirtildiği gibi, Marx'ın 150 yıl önce Manifesto'da söylediğinin deforme edilmiş bir halidir. Marx Avrupa'da bir hortlak (hayalet) dolaştığını, bunun Komünizmin hayaleti olduğunu söylüyordu. Burada Avrupa yerini Dünya'ya bırakmış, korkulan hayalet de Komünizm değil Kapitalizmin kendisi olmuştur. Bu anlatım Kapitalizmin kendi dışında bir karşıtı olmadığının, içsel çelişkilerin ise onu yıkıma götürmeyeceğinin, belki de küllerinden sürekli kendini yeniden var ettiğinin bir ilanı olarak okunabilir mi? Bu husus etraflıca tartışılmalıdır.

Küresel kapitalizm "olumlayıcı" bir açıdan kendi varoluşunu inşa ettiği kadar bütünleyici bir faktör olarak "olumsuzlayıcı" bir karşı koyuşa, direnişe de ihtiyaç duyar. Bu anlamda: "Piyasa kültürü bir bütündür. Bu adamları ve kadınları doğurur. Onlar tiksindikleri sistem için gereklidirler. Ona enerji verir ve onu tanımlarlar. Piyasanın güdümündedirler. Dünyanın piyasalarında ticaretleri yapılır. Varlıklarının nedeni budur, sistemi dinçleştirmek ve kalıcı kılmak." (Kozmopolis, s. 83) Bir sıçanın para birimine dönüşmüş olduğu söylemi ise (s.89) belki de küresel piyasaların artık reel üretimden kopmuş, bir yönüyle yersizyurtsuzlaşan diğer yönüyle ise spekülasyonlarla manipüle edilen doğasının metaforik itirafıdır.

Kozmopolis romanını/filmini Marx'la beraber değil ama Deleuze'le birlikte okumak-analiz etmek-tartışmak çok daha zengin çıkarımlara imkan tanıyâbilir. Para piyasalarının egemeni, yirmili yaşlarının sonundaki Eric Packer'ın bir günlük serüveni ve yıkımı Deleuzeyen Göçebe Düşünce ve Yersizyurtsuzlaşma kavramlarının bir yansıması gibi görünmektedir. Deleuze'e göre göçebe düşünce "bütünleyici bir küme üzerine kurulmaz, tersine deniz veya bozkır veya çöl gibi kaygan mekanda, ufuksuz bir ortamda kendini yayar." (G.Deleuze-F.Guattari, Kapitalizm ve Şizofreni 1, Çev: Ali Akay, Bağlam Yay., İstanbul, 1990, s. 78) Eric Packer'ın limuzini içinde geçen günü New York'un kaygan yüzey halini aldığı; kendisinin işinin, evliliğinin, hayatının ve ölümünün bu kaygan zeminde yersizyurtsuz, göçebe çevrimler olarak aktığı bir süreçtir. Kişisellikten arındırılmış limuzinler kapitalist bağlamda paranın ve insanın akışının billurlaşmış "monadları" gibidir. Yen'in yükselişi Packer'ın iş hayatında öngörülemez ve irrasyonel olanın, onun yok oluşunun "öznesiz" müsebbibi halini almıştır. Güne ve bütün günlere rengini "şehrin fiziksel iradesinin, benlik hummalarının, sanayinin iddialı savlarının, ticaretin ve kalabalıkların söze dökülebilir her anını şekillendirdiği o yırtıcı akış" verir. (Kozmopolis, s.38) Bu yönüyle roman New York'un ruhunu, ritmini yansıtmaktadır. Genellikle "New York" ve "roman" dendiğinde akla gelen isim Paul Auster'dır. Açıkçası New York'ta metropolün, özellikle Manhattan'ın nabız atışlarını Don DeLillo'nun çok daha iyi yansıttığını söyleyebiliriz.

Eric Packer, çocukluk berberine ulaşmak ve tıraş olmak gibi bir gayeyle kentle beraber yol alırken bir taraftan ekranlardan akıp giden paraya ve piyasalara dair değerleri seyreder diğer taraftan kuramsal danışmanı Kinski'nin sorunsallaştırmalarını dinlemektedir. Kuramsal danışmanı "Kinski'nin ne düşündüğünü biliyordu. Gözün önünden geçeni izlemeyi güçleştiren hıza boş ver. Mesele zaten hız. Acil ve sonu gelmez dolup boşalmalara, veri dizilerinin bir uçta çözülüp yok olurken diğer uçta yeniden ortaya çıkmasına boş ver. Mesele bu, ileriye doğru atılmak, gelecek. Bilgi akışı olduğu kadar, katıksız bir de gösteri bu şahit olduğumuz ya da kutsallaştırılmış bilgi, okunamazlığıyla törenselleşmiş. Ofisteki, evdeki ve arabadaki küçük ekranlar, kalabalıkların toplaşıp hayretler içinde tapınacakları bir puta dönüşüyor burada." (Kozmopolis, s. 74) Roman bu akışın eleştirel olarak resmedildiği birçok kareyle doludur.

Deleuze'e göre "göçebenin bir mutlak hareketi, yani bir hızı olduğu söylenecektir; çevrintisel veya dönüm hareketi özellikle onun savaş makinasına aittir." (Deleuze, a.g.y., s. 83) Bu mutlak hareket Kozmopolis'te birkaç iç içe çevrim şeklinde tezahür eder: kahramanın kent içindeki sürekli akışı, piyasalardaki devinim, eşiyle döngüsel olarak kent çevrimi içindeki karşılaşmaları-kesişmeleri, Başkan'ın ve protestocuların akışı, Packer'ın bir arkadaşı olan Sufi Rap sanatçısı Brutha Fez'in akıp giden cenazesi... Bu oluşların her biri göçebe çevrimle bağlantılıdır. Deleuze'ün Don DeLillo ve David Cronenberg'in anlam evrenlerini analiz etme hususunda önemli bir kuramsal dayanak sunduğu kanaatindeyim.

Kozmopolis'i sizin hangi referanslarla okuyup/izleyip tartışacağınızı ve analiz edeceğinizi belirlemek gibi bir niyetim elbette yok. Her zaman olduğu gibi burada da bir yanılma payını önceden kabul ediyorum. En azından şu kadarıyla kesin konuşabilirim: sosyolojik bir perspektifle incelemeye değer birer roman ve film.


 

Prof. Dr. M. Kubilay Akman

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar