Beypazarı
Prof.Dr. Mehmet Tunçer

Prof.Dr. Mehmet Tunçer

Mail: mehmettuncer56@gmail.com

Mehmet Tunçer Anıları 6, Evde Kurban Ritüeli

Mehmet Tunçer Anıları 6, Evde Kurban Ritüeli

Prof. Dr. Mehmet TUNÇER
Çankaya Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi

 

Mehmet Tuncer Anıları 6 EVDE KURBAN RİTÜELİ

Kurban bayramları biz çocuklar için hüzünlü ve acı anılarla doluydu...

Bayramdan 1-2 gün önce alınan kınalı kuzuların, bayram sabahı erkenden –namaz sonrası- kesileceğini bilmek içimizi acıtırdı.

Kurbanlık koyunlar apartmanın zemin katındaki kapıcı dairesinin yanındaki boş kömürlük kısmına konur, biz de bahçe katında oturduğumuz için arife  gecesi sabahlara kadar melemelerini dinlerdik...

Ankara’ya ilk geldiğimiz 1960’lı yılların sonunda taşındığımız 11. Sokak, 13/2 nolu Şans Apartmanının arka bahçesi neredeyse bize aitti.. Babam burada bahçenin ortasına bir kare beton dökmüş, ve mangal, piknik partileri burada yapılırdı...

Koyunlar ağır gelsin diye birkaç gün yem yedirip tuzlu su içirilmiş olduğunu babamdan öğrenmiştik...

Bir koyunun ortalama kaç kilo geldiğini, ne kadar kemik, ne kadarı et olacağını, yaklaşık verim miktarı vb. hep çevremizde konuşulan konulardı...


BAHÇELİEVLER 7. CADDEDEKİ CAMİ

Ortaokula başladığım ilk yıldan itibaren bayram sabahları babamla Bahçelievler Çarşı’daki (şimdiki 7. Cadde) Cami’ye erkenden gider, bayram namazımızı kılardık...

Tabii genellikle Cami küçük olduğu için dışarılara taşan cemaatin arasına seccadeleri serer, o kargaşa içinde ibadet etmeye çalışırdık...

Namaz sonrası, bir gün önceden alınan koyuncuk arkadaki bahçeye çıkarılır, genellikle babam kızlar küçük olduğu için onların seyretmesine izin vermezdi.. Ben en büyük ve erkek çocuk olduğumdan kurbanı tutmak, zavallı hayvanın debelenirken ayaklarını bağlamak, sakinleştirmek, parçaları tepsilere yerleştirmek vb. görevler bana aitti...

Bazen Meral, Zühal ve Seval (ki hepsi daha ilkokul sıralarındaydılar) de “Kurban Ritüeli” ne dahil olurlardı.. Koyunu, keçiyi severler, sarılırlar ve ağlaşırlardı...

Benim de gözlerimde yaş gelirdi tabii.

Babam daha sevap olduğuna inancından olacak kurbanı kendi keserdi. Nasıl bir güç ve cesaretti bilemiyorum ama kurbanı bir hortum vasıtasıyla derisinin altına girerek üfleyip, pompa ile şişirmek, derisine zarar gelmesin diye eli ile ittirerek deriyi soymak, sonra zavallı hayvanı bir ağaca asmak...Dahası içini yardığı zaman gelen kötü kokular, hayvanın iç organlarını anatomi dersi verir gibi bizlere anlatması...Her bir organın görevi, tıp doktoru olurduk o zaman işte, karaciğer, işte kalp, hala sıcak!

İç organlar alınır, patlamasın diye safrasına dikkat edilir.. Atıklar ve kaç bir küçük çukur kazılarak gömülür..

Ve bu ritüel balta, ya da bir nacak yardımı ile kurbanın parçalara ayrılması, dengeli 3 eşit parça halinde tepsilere dizilmesi...Etler seyirir, hala canlıdır doku ve hücreler...

Babam işte bu fakirleri doyurmak için 1/3’ü hiç tanımadığımız fakirlere, 1/3ü konu komşuya (işin tuhafı onlar da bazen keserler ve bize gönderirlerdi etleri), 1/3ü de bize kalırdı...

Sanırım henüz Marketler bu kadar gelişmemişti, sedece Et ve Balık Kurumu vardı ve et, kıyma vb. gıda ihtiyaçlarımızı EBK’dan sağlardık.

Fakir bildiğimiz kapıcılar aslında bizden zengindiler, köylerinde bağları, tarlaları ve evleri vardı...

Ama biz onlara et verir sevaba girerdik...

Fakir bildiğimiz bazı aileler de aslında fakir filan değillerdi ama onlara da et verilir gönülleri alınırdı...

Eve kalan etin bir kısmı kavurmalık, bir kısmı da kıyma yapılmak üzere kasapa götürülürdü.. Kuyruk yağı da evde değerlendirilir, azar aza yemeklere katılırdı.. Kurbanını diğer parçalarının ne olduğunu takip edemezdik, apartmandaki kokulardan bir hafta on gün evden kaçmak istedik..

Zaten liseye geçtikten sonra da sanırım kurbanı babam başka yerlerde kasaplara kestirdi veya çeşitli gerçek hayır vakıflarına (Mehmetçik, Kızılay, ÇYDD, vd) para olarak karşılığını verdi...

Ben de bu geleneği sürdürdüm...

Anne ve babama Allah (c.c.) rahmet eylesin, mekanları cennet olsun.

Her an bize birşeyler öğretmek için çabalamışlardı ve kurban kesimi de bunlardan biriydi...

Uzun yıllar sonra sokaklarda, bahçelerde kurban kesmek sağlık ve görsel nedenler ile yasaklandı ve daha iyi oldu...

Bayramınız kutlu olsun...

12. 09.2016 / Kurban Bayramı 1. Gün yazılmıştır.

 

Prof. Dr. Mehmet TUNÇER

 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar