Beypazarı
target english
Av. Mert KOZAN

Av. Mert KOZAN

Mail: av.mertkozan@gmail.com

Meşru Müdafaa İle Cinayet Arasındaki İnce Çizgi ve Kadir Ş.

Meşru Müdafaa İle Cinayet Arasındaki İnce Çizgi ve Kadir Ş.

MEŞRU MÜDAFAA İLE CİNAYET ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ VE KADİR Ş.

Meşru müdafaa yani yasal savunma halinin ispati oldukça zordur. Çünkü ortada bir yaralama veya ölüm gibi vakıalar olduğunda öncelikle kanunda yer  alan insan öldürme veya insan yaralama suçları akla gelmektedir. Eğer ki olayda bir meşru müdafaa var ise ve mağdurun ölmesi gibi bir sonuç ile karşılaşıldığında, tüm ispat külfeti kendinde olan ve tek sağ kalan taraf olan şüpheliyi oldukça güç bir süreç takip edecektir.

Öncelikle yanlış bilinen bir durumu belirtmek gerekirse, vakıada meşru müdafaa olması kişinin yargılama sonucunda beraat almasını sağlamaz. Kişinin insan öldürme suçunu işlediği gerçeğini ortadan kaldırmaz. Yalnızca bu fiilin nedeni bir meşru müdafaaya dayandığı ispatlanabilirse, hukuka uygunluk nedeni oluştuğundan yargılama sonucunda kişiye beraat değil, ceza verilmesine yer olmadığına  dair kararı verilir.

Lakin meşru müdafaayı ispatlayabilmek göründüğü kadar kolay olmamaktadır. Öncelikle ortada bir haksız saldırı olmalıdır. Bu saldırıyı engelleyebilmek için “orantılı” bir şekilde savunma yapılmalıdır. Buradaki orantılı kavramı oldukça önemlidir. Mesela  A kişisinin B kişisine elinde bir sopa ile saldırması durumunda B kişisi A kişisini ağır makineli tüfek ile defalarca ateş ederek öldürmesi bir meşru müdafaa değildir. Çünkü ortada bir orantının varlığından bahsedemeyiz.  Lakin tabii ki sadece silah üzerinden inceleme yapmak bizi yanlış bir sonuca götürebilecektir. Örneğin; 2 metre boyunda  180 kilo değerinde bir sumo güreşçisi olan A kişisi, 1.55 boyunda 50 kilo değerinde olan B kişisini boğmak amacıyla saldırdığında B kişisinin kendi fiziksel gücü yetersiz kalacağı için eline bir silah alarak saldırıyı önlemeye çalışması meşru müdafaa sayılabilecektir. Kişinin saldırıyı durdurmak amacıyla savunma yapmasındaki orantılı olma kuralı, yalnızca silahların karşılaştırılması değil, saldırıya başvuran kişinin niyeti, savunma yapan kişinin başka bir çaresinin olmaması , saldırı ile savunmanın eş zamanlı olması gibi diğer kriterlerle birlikte vakıanın geniş çaplı değerlendirilmesi olayın rengini değiştirerek gerçeğe ulaşmamızı sağlayacaktır.

Lakin bazı durumlarda ise yukarıda belirttiğimiz orantılı olma sınırı aşılabilmektedir. Lakin bu sınırın aşılması kasten değil de mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise fail yine cezalandırılmayacaktır. Buna verilebilecek en güncel örnek ise geçtiğimiz günlerde yaşanan Kadir Ş.’nin yaşadığı olay olacaktır. Olayın yaşandığı şehirde yer alan Konya Barosu Başkanı, olaya ilişkin taraflarına gelen bilgileri basına şu şekilde sunmuşlardır;

"Edindiğimiz bilgiler doğrultusunda akşam 21.30'da evine giden evladımız kadın sesi duyuyor. O sese doğru yöneliyor. Oradaki vatandaşa 'Neden şiddet uyguluyorsunuz?' diye sorduğunda, 'Sana ne? Seni ilgilendirmez. Bu, benim karım, eşim' cevabını alıyor. Kadın da ama çocuğu ama adamı korumaya yönelik bir hareketle 'Evet, eşimdir' diyor. Çocuğun 'Eşiniz de olsa bu şiddeti uygulayamazsınız' demesinin ardından maktul, ciddi hakaret ve tehditlerde bulunuyor. Çocuk, olay yerini terk etmek üzereyken maktul arkasından saldırıyor. Ciddi bir boğuşma yaşanıyor. Görüntülerde de var, çocuğun yüzünde, boğazında ve çeşitli yerlerinde ezilmeler meydana geliyor."

Yalnızca bu bilgiler ışığında olayı değerlendirdiğimizde; öncelikle ilk başta maktul tarafından kadına haksız bir saldırı meydana gelmektedir. Olayı gören Kadir Ş. saldırıyı önlemek amacıyla tarafların yanına gitmesi Kadir Ş.nin niyeti açısından önemli bir ayrıntıdır. Daha sonra Kadir Ş. Arksına dönüp gideceği sırada maktulun Kadir Ş.ye yüzünde boğazında ve çeşitli yerlerinde ezilmeler meydana gelecek şekilde haksız bir saldırıda bulunması Kadir Ş’yi zorunlu olarak savunma yapmaya itmektedir.

Olay en yukarıda bahsettiğimiz şekilde orantılılık ilkesi gereğince incelendiğinde maktulün elinde herhangi bir silah bulunmamasına rağmen Kadir Ş’nin bıçak ile savunma yapması orantılılık ilkesi gereği meşru müdafaada sınırın aşılması durumuna girebilecek olsa dahi TCK m.27/2'ye göre; “Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez” denmektedir. Yani Kadir Ş. tarafına yapılan ani ve ciddi bir saldırı karşısında, korku ve panik ile sınırı aştığını ispatlayabilmesi TCK 27/2’den yararlanabilmesi açısından oldukça önemlidir. Bunun yanı sıra vakıada meşru müdafaa olduğu ispatlanamasa dahi olay sırasında maktulün Kadir Ş.ye hakaret ve tehditlerde bulunması da Kadir Ş.ye verilecek olan cezada haksız tahrik indirimi uygulanabileceği bir başka önemli bir ayrıntıdır.

Yargılama sonucunda her nasıl bir karar çıkarsa çıksın toplumumuzda kadına şiddete karşı herhangi cesaret kırıcı bir tavır oluşmayacağını, aksine toplumumuzda kadına şiddete karşı topyekün bir mücadele verilmesi gerektiğinin kavranmasını  ve bu konuda toplumdaki her kişiye ödev düştüğüne ilişkin bilincin oluşacağını temenni ederiz.

Av. Mert KOZAN

Makale Yorumları

  • Taner Sersert13-02-2020 11:53

    Avukat bey çok doğru noktalara parmak basmış. Bu milletin beraber olduğunda ne kadar güçlü olduğunu gösterdik. Kadın düşmanı erkeklerin de üstesinden geliriz.

  • Ülkü ulker12-02-2020 23:28

    Mükemmel bir yazı. Memleketimde bu kadar güzel yürekli merhametli sevecen kadına değer deren etkenlerin olduğunu bilmek yüreğimi ısıttı.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar