Beypazarı
Dr. Necati Yalçın

Dr. Necati Yalçın

Mail: yalcinnecati@yahoo.com

Şükran ve Hasan Pekmezci Çifti, Corona Günleri Yazıları Serisi

Şükran ve Hasan Pekmezci Çifti, Corona Günleri Yazıları Serisi

Şükran ve Hasan Pekmezci Çifti, 
Sanata Adanmış Çifte Hayatın Eşsiz Bir Örneği, 
Corona Günleri Yazıları Serisi

Serinin diğer yazıları için bağlantılar:

Ankara Çiğdemi Tükenmesin!
Evvel zaman içinde, Eşsiz Çiçekler Yaşarmış Nallıhan Kuş Cenneti’nde
Aysantıbeli Güzellerine Sanal Bir Gezi
Corona Günlerinde Sanal Turlar Serisi Vakıf Eserleri Müzesi
Corona Günlerinde Sanal Turlar, Sevgi Çiçeği
Corona Günlerinde Sanal Turlar, Kutsal Tepedeki Hoşgörü Abidesi
Ankara’daki Atatürk Evleri, Corona Günleri Yazıları Serisi

Corona günlerinde yazmak için yola koyulduk ya hani, bu kez konumuz sanat olsun istedim.
Pekmezci Çifti’ni yazmak harika olacaktı ama yazmak için söyleşi gerekiyordu.
İmdadımıza teknoloji yetişti.
Görüntülü, görüntüsüz konuşmalar ve yazışmalar yaptık!

İkisi de

İkisi de ressam.
İkisi de öğretmen.
Onlar evli.
Sanatçının az yetiştiği memleketimize armağan gibi.
Eğitim altyapılarında güçlü öğretmen okulları var; Konya Kız, İvriz, İzmir Buca ve Gazi.
Biri girerken diğeri bitirirken birinci oldukları…
İz bırakmaya devam ediyorlar.
Sanatta 50 yılı devirmenin olgunluğuyla,
Üretmenin canlılığıyla…

Şükran (Atay) Pekmezci

1946. Çankırı’da doğdu.
Ortaokul yılları. Güzel bir öğretmen, Hüsnü Tekin, öğrencisini resme yönlendirir.
Konya Kız Öğretmen Okulu. Daha ilk ay. Başka güzel bir öğretmen, Münire İzgi, öğrencisinin İstanbul Çapa Öğretmen Okulu Resim Semineri sınavlarına girmesini ister…
Bir yanda…
Türk sinemasında Belgin Doruk, Göksel Arsoy, Muhterem Nur, Necdet Tosun yılları.
Zengin oğlan, fakir kız veya İstanbul’a tek giden kızlara kötülükler yapan ahlaksız yönetmen senaryoları.
Bu yanda…
Elleri öpülesi Çankırılı bir anne-baba.
Bugünlerde, kızlarını kapı önündeki okula göndermeyenler varken.
O günlerde,daha ortaokul mezunu kızları Şükran’ı, eğitim için İstanbul’a gönderirler.
İstanbul Çapa Öğretmen Okulu Resim Semineri’ne.

Hasan Pekmezci

1945 Konya, Beyşehir, Üzümlü’de doğdu.
Duygu yüklü şiirinde okuyabilirsiniz;
Bınarbaşı’ndaymışAnacığının mezarı. 6 yaşındayken kaybettiği. Yetmiş yıldan uzun süredir, yazmış-çizmiş, boyamış…
Yetmemiş.
Ana acısı hiç dinmemiş…
Önce köy ilkokulu.
Çobanlık dahil zor işler…
Sonraİvriz Öğretmen Okulu.
Çok şey değişmi hayatında.
Krovoze takım elbisesi, gömlek, iç çamaşırı, karyolası, yatak, nevresim takımı, battaniyeve kundura…
Üç öğünle karnı, efsane hocalarla kafası doymuş… İnanılmaz bir doyum.
Bir de köydeki ve İvriz’deki öğretmenlerinden;
“Aslan oğlum!”
Öğretmen Okulu’nagidebilmek içinBabacan Bahçıvan Mehmet Ağa’nın yanında, bağlarda.

İstanbul Çapa Öğretmen Okulu Resim Semineri

Şükran Atay, Çapa’daki ilk gün, 8 yıl sonra soyadını alacağı, yıllardır mutlu, mesut yaşadığı, birlikte daha nice yıllar dilediğim Hasan’la tanışır.
Pekmezci’nin sözleriyle;
O günden bugüne,
“Görev, öğrenci, Atatürk, çağdaşlık, sanat ve cumhuriyete kul köle”, eşiyle birlikte…
Malik Aksel, İlhami Demirci, Selahattin Taran, Enver Naci Gökşen, Hidayet Gülen gibi efsane öğretmenlerden eğitim alır.

Şükran Pekmezci

Genelde tuval üzerine yağlı boya çalışıyor.
Tablolarında, toplumda ne yaşanıyorsa görmek mümkün.
Sıradan bir gece gezmesi, davul zurna çalınan, halay çekilen düğün veya ağıtlar yakılan şehit cenazesi…

Kadınlar, Gelinler

Tablolarında kadınlar var.
Çiçek satan, çocukların ellerinden tutan.
Neden hep kadınları çizdiğini Sevgili Mustafa Ayaz’a sormuştum.
“Kadınlar da erkekleri çizsin demişti!”
Siz de erkeklerden çok kadınları çiziyorsunuz. Neden diye sordum:
“Doğal olarak!” diye yanıtladı.
Resim yapmaya başladığından beri içinde yaşadığı Çankırı'nın yaşam gelenekleri, görenekleri, günlük ve mevsimlik ritüellerinin kendisini çok etkilediğini söyledi ve ekledi:
“Kadınların ağırlığı doğal olarak öne çıkıyordu. Kadınların bir araya geldiği, onlara topluca sohbet olanağı sağlayan kapı önü söyleşileri, iş imeceleri, bohçacılar, kına geceleri, gece gezmeleri, şenlikler, Hıdırellezler, kış hazırlıkları benim resimleme konularımı oluşturdu. Bunlar da elbette düğünlere daha fazla yer verme nedeni. Düğünlerin toplumsal dayanışmada, toplu eğlentide, deşarj özelliğini de taşımasının etkisiyledir.  Gelinler elbette konunun odak noktaları sayılır.”
Şükran Hoca’nın gelinleri, tablodaki diğer kadınlardan sıyrılıyor.
Bembeyaz gelinlikli, belinde kırmızı kuşaklı…
Tablolarında erkek bazen az, bazen yok!
Düğün olunca mecburen varmış gibi! Damat kontenjanından!
Tablolarında düğünler, gece gezmeleri, kına geceleri var.
Yaşamın içinde.
Örneğin kadınlar erişte kesiyor, yufka açıyor.

Renkler

Renkler
Mor.
Çankırı’da düğün tablosunda örneğin. Mor renk oynayanlarla evleri kaynaştırıyor adeta.
Mor her yere hâkim, her yanda.
Tablo mor tuvale yapılmışçasına.

Çankırı’da Düğün

Özenli, Duyarlı

Özenli…
Özel günlerin hakkını veriyor.
Damatlar beyaz gömlekli, kırmızı kravatlı.
Duyarlı…
Sosyal yaralara tepki veriyor.
Bir tabloda damat kravatsız ve damat tıraşı olmamış-sakallı.
Düğüne katılanların çoğu kızgın ve çatık kaşlı.
Damadın bir kolu gelinin omzunda diğeri kolunda.
Şükran Hoca istiyor ki bu düğünün normal olmadığını hissedin.
Zaten tablonun adı da Çocuk Gelin

Çocuk Gelin

Hasan Pekmezci

Serigrafinin Gazi’de atölyesini kuran, Türkiye’de ilk kapsamlı kitabını yazan, resmin profesörü.
Pek teknik ayrımı yapmıyor; karışık baskı, tuval veya MDF üzerine yağlı boya veya akrilik kullanıyor.

Merdiven ve Eminenin Amed

Merdiven yapıyor
Bağ, bahçede yatmak için yapılan düzeneğe talvar deniyor. Merdivenlidir. Talvar yaparken merdivenli yapmış. Tamam!
Merdiveni belli belirsiz de yapıyor, dikkatli bakınca surlara tırmanmak için olduğunu anlayabiliyorsunuz.
Merdivenin özel bir anlamı var mı diye sordum.
Köye, Eminenin Amed’e gitti yanıt.
Köyün bakkalı. Aslında yörenin bilge bir insanı.
Bakkalın duvarlarında hep güzel yazılar ve resimler asarmış.
Yazılar, bugünlere dek yazdığı o güzelim yazılara ilham vermiş hep.
Resimler… Birindeki merdiven. Yaşam merdiveni olan da o derin anlamlı resimlerindeki merdiven olmuş…
Merdiveni bazen de dikkat çekici şekilde tam ortaya da yerleştiriyor. Örneğin İnsanlarımız konusunu işlerken.

İnsanlarımız

İnsanlar

İnsanları çokça görebilirsiniz eserlerinde.
Yolda, kalabalıklarla kentte, tek başına bir tepe üzerinde veya üzerinde kuşlarla.

Kuşlar ve İrez Gocanam

En çok kuşları canlandırıyor.
Dal ve insanların üzerinde, gökyüzünde, kafeste veya çiçeklerle.
Kuşları da sordum.
İrez Gocanam, dedi.
Köyde. Evini kuşlara açan.
Küçük Hasan’ı tatlı tatlı uyaran:
''Bak yavrıııım, bunnarın evi burası, bunnarın da anası vaaa, bunnarın da bobası vaaa. Bunnarın da gardaşı vaaa. Sen bunnara el sürme, zarar verme oluuuu mu?''
Uyarılar çok etkili olmuş. Pekmezci derinden etkilenmiş. Özellikle;
''Bunnarın da anası vaaa, gardaşları vaaa''. sözü, işlemiş iliklerine.
Benim de işledi.
Bir cümle!
Aşağıda.
Okuyup da etkilenmeyecek kişinin çıkacağını düşünmüyorum:
“Nasıl işlemesin; anası yok, gardaşları başka başka ellere dağıtılmış, ana evi darmadağın bir çocuk.”

Kuşlar Üzerine

Çiçek

Rumeli’de bir gramofon adını verdiği tablosunda hatmi, İnsanlarımız tablosunda insanlar üzerinde gül gibi.

Birlikte

Sanatta ve evlilikte 50 altın yılı epeydir geçmişler.
Aynı çatı altında okurken tanışmışlar.
Farklı yerlerde ve okullarda öğretmenlik yapmışlar.
Aynı çatı altında çalıştıkları bir okul var; Gazi.
İki kızları, üç de torunları var.
Bence, Pekmezci Gezi Grubu’yla Guinness Rekorlar Kitabı’nı zorluyorlar!
Küba'dan Kore'ye, dünyanın çeşitli ülkelerindeki 300’den fazla müze ve sanat merkezini gezmişler, gezmeye devam ediyorlar. En beğendikleri müzeleri sordum:
“Bilinenlerin yanında, Mısır ve Küba Müzeler” dediler.
MoMA gibi ABD müzeleriyse görmek istedikleriymiş.
Milli Eğitim’e yazılan kitapları resmetmişler, kitaplar yıllarca okutulmuş.
Dünyanın ve Türkiye’nin pek çok yerinde pek çok bireysel ve karma sergilerde eserlerini sergilemişler.
Corona günleri…
Hep yaşadığımız ama yaşamamız gereken toplumsal sorunları işlemelerini engellemiyor:
Şükran Hocam; göçler, sığınmacıları çalışıyor.
Hasan Hocam ise toplumsal kıyımlar, toplumsal kaos, taşlaşmış insan formları çalışırken:
“Bu toplumsal iklimde, atmosferde hava alıyorsak, duygusal-düşünsel bombardıman altında yaşıyorsak ve ben lay lay lom resim yapamıyorsam, bu benim hayatı sorgulama bilincimle bağıntılı bir tercihimdir.” diye ekliyor…

İyi ki Varlar

Biri veya ikisi birden;
Atatürk’ün istediği çağdaş Türk insanı.
Türk kadını.
Türk eğitimcisi.
Sanat insanı.
Ağırbaşlı, alçak gönüllü ve duyarlı…
Örnek seviyede başarılılar.
İyi ki varlar!

Galeri için linke tıklayın.
 

Dr. Necati YALÇIN

Makale Yorumları

  • Berin_Mehmet09-04-2020 20:28

    55 yıllık abi abla ilişkilerimiz in daha cokkkk uzun yıllar sürmesi dileğiyle,sağlığınız,sevginiz,eserleriniz, hiç bitmesin,,sizleri çok seviyoruz??

  • Yavuz Ali Sakarya09-04-2020 17:42

    Sevgili Pekmezci çiftini, 1960 lı yılların sonlarından beri tanıyoruz. Ortak yaşamın, uyumun, kültür ve sanatla kucaklaşmanın kesintisiz yarım asırdan fazla birlikteliğini sürdüren, aynı evi aynı işliği paylaşmalarına rağmen, birbirlerini etkilemeleri, birbirlerinden etkilenmeleri doğalken, her ikisinin da bunca yıldır kendi alanlarında özgün eserler üretmeleri onların ayırıcı özellikleri. Şükran Atay Pekmezci, içinde çıktığı, deneyimlediği Çankırı'yı, folklorunu, kırsalın, köyün, kentin gelenek ve göreneklerini çok iyi özümsemiş, benzer konuları, geleneksel konuları her tabloda farklı bir biçimde ele alıp yorumlamayı başarmış ve yaşarken adını türk resim sanatına adını yazdırmış, beğenilen eserler üreten, enerjisi ve resme olan tutkusu hiç bitmeyen bir resim eri, bir sanat elçisi olmuştur. Şükran ve Hasan, aynı okulda küçük yaşta ortak ilgi alanlarını bulmuş, birlikte, büyümüş, sevgiyi ve sanatı birlikte büyütmüş değerlendirmişlerdir. Hasan Pekmezci'ye gelince, yurt dışı eğitiminin ardından sesini geniş kitlelere duyurmuş, yetiştirdiği öğrencilerle ülke çapında resim sanatına önemli katkılar koymuş önemli bir ressamımızdır. Arifiyede öğretmenlik günlerinden başlayarak, kültür ve santı öğrencilerine sevdirmek adına nasıl bir özveri ile çalıştıklarına birebir tanık olmuş biriyim. Nereye gittilerse arkalarında kalıcı iz bırakan ve hala daha da iz bırakmaya devam ettiklerini görmekten mutlu olduğumuz ifade etmem gerekir. Övünerek kuşlar serisinden bir resminin evimin salonunu süslediğini söyleyebilirim. Kendilerine corona sonrası yaşamlarında da aynı doğrultuda üretmeye devam etmelerini dilerim. Sağlıklarına duacıyım. İyiki Pekmezciler var. İyi ki sanat var.

  • Ender KAKICI07-04-2020 19:51

    Necati üstadım;samimi,iç ısıtan,vefalı satırlarınızı belgesel tadıyla zevkle okudum.Pekmezci Ailesine nice güzel ve sağlıklı sanat dolu yıllar dilerim ışıkları sonsuza dek parlasın.Ama Cumhuriyetin Öğretmen okullarına tekrar dikkat çeker,saygılar sunarım

  • Şükran Pekmezci03-04-2020 19:28

    İyi akşamlar Necati bey bu size kaçıncı mesaj gönderişim yazıyorum kaybediyorum daha bunu tam olarak öğrenemedim demekki şimdiye kadar bizim hakkımızda pekçok yazılar yazıldı ama hiçbir yazının geriye dönüşü bu kadar güzel olmadı yıllardır görüşmediğimiz dostlarımız Öğrencilerimiz telefonla bizi aradılar memnuniy etlerini belli ettiler çok teşekkür ediyoruz sağ olun o kadar güzel duygular yaşattınız ki bize eşinize ve size sevgi ve saygılarımızı

  • HALİM UTLU31-03-2020 20:17

    Şükran-Hasan Pekmezci çiftinin,örnek olacak yaşamı,umutları,idealleri,düşünceleri,sanatı,sanat anlayışları, mücadeleleri ve önerilerinin özeti...Teşekkürler sayın Yalçın.

  • Zeliha Doğan Yeşil30-03-2020 00:14

    Harika bir paylaşım olmuş. Pekmezci ailesi idolüm ve çok değerli dostlarım ve büyüklerimdir. Saygıyla selamlıyorum.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar