Beypazarı
Erhan Kaleli

Erhan Kaleli

Mail: erhankaleli.tma@gmail.com

Tartışmalarda Sık Yapılan Hatalar

Tartışmalarda Sık Yapılan Hatalar

Tartışmalarda Sık Yapılan Hatalar

İster yüz yüze sözlü iletişimde, ister yazılı iletişimde, sosyal medyada olsun, herhangi bir konu üzerine fikir yürütürken, tartışırken, değerlendirme yaparken zaman zaman içine düştüğümüz birtakım hatalar vardır. Temelde mantık hataları olarak değerlendirebileceğimiz bu hataların önemli gördüğüm birkaçını sizin için derledim:

İki taraf algısının dışına çıkamamak

Sürekli geçmişe atıf yapmak

Anlamak yerine kazanmaya çalışmak

Mutlak doğrular yanılgısı

Etiketlemeye çalışmak

Mutlak netice yanılgısı

Dinlemeden karşıt fikir sunmak

Herkesle tartışmak

İki taraf algısının dışına çıkamamak

Günümüzün özellikle siyasi tartışmalarında çokça rastlanılan bir hatadır. Bir kimsenin siyasi görüşünü değerlendirirken A ya da B’den olduğu savıyla hareket eder, C alternatifini pek düşünmeyiz. Bizden veya bizden değil anlayışı bizi bu hataya sürükler. Oysa C, hatta D, E gibi alternatifler mevcut olduğu gibi, çoğunlukla bu alternatifler iç içe de geçebilir. Bu hata günümüzde birçok tartışmanın kavgaya dönüşmesi ve içinden çıkılmaz bir hale gelmesine sebep olan bir hata türüdür.

Sürekli geçmişe atıf yapmak

Bir olay üzerinde tartışıyorsunuz ve tartıştığınız taraf cevap veremediği, hatalı olduğunu düşündüğü konuda sürekli konunun dışına çıkarak sizin de geçmişte yaptığınız bir hata ile konuyu dağıtmaya, haklı olduğu bir nokta bulmaya çalışıyor: kısır döngü! Ne yaparsanız yapın, doğası gereği hataya meyilli ve çoğu kez de geçmişi hatalarla dolu kişiler olarak böyle bir tartışmanın içerisinde yer almak günün sonunda iki tarafı da çıkmaza sokacaktır. Oysa ki, önemli olan sadece ilgili konuyu kendi bağlamında tartışmak ve olumlu bir neticeye varmaktır.

Anlamak yerine kazanmaya çalışmak

Yine doğası gereği küçük düşürülmekten, ya da öyle bir konuma sokulduğunu düşünmekten haz etmeyen insanoğlunun hatalı olduğu, yahut bilgisinin eksik olduğu konularda dahi sürekli üste çıkma, kazanma arzusuyla içine düştüğü hata çeşididir. Oysa, birçok tartışmanın asıl amacı katılımcıların idrakinde bir ışık yakmak, konuyu farklı yönleriyle ele alarak taraflara düşünsel anlamda katkı sağlamaktır. Bu türden değerlendirme, fikir alışverişi ve tartışmaları kavgaya kadar götüren hatalardan biri bu anlayıştır.

Mutlak doğrular yanılgısı

Hayatta siyah beyaz olduğu kadar, çokça da gri ve tonları vardır. Bu dağılım fikirlerde de kendini gösterir. Sayısal ve mutlak doğruların olduğunu düşündüğümüz konularda dahi özellikle son yüzyılda birçok çelişki meydana gelmişken ( Kuantum Fiziği vs. ) sözel konularda mutlak doğrular aramak çoğunlukla saçmalıktan ibarettir. Öznel düşüncelerle beyan ettiğimiz ve geçmişimizle de çoğu zaman ilintili ve tutarlı fikirleri mutlak yargılara dönüştürmek ve bunun dışındaki tüm düşünceleri hatalı görmek yapılabilecek en büyük hatalardan biridir.

Etiketlemeye çalışmak

Herhangi bir tartışmada daha önceden genellikle sabit olan ve tartışmada değiştirmeyi düşünmediğimiz fikirlerimizin kalıbı genellikle bellidir. Hatta, fikirlerimize yönelecek eleştirilere verecek cevaplarımız dahi tartışma öncesinde hazırlanmıştır. Geriye sadece, fikrimizi yönelteceğimiz ve adeta bir kavga ortamında ısrarla saldırıya geçeceğimiz kişinin fikir kalıbını tespit etmek, böylece tartışma içerisinde düşünmeye gerek kalmadan önceden ilgili kalıp için hazırladığımız saldırı cümlelerini art arda sıralamak kalır. Bu yüzden, bütünüyle kendini A olarak tanımlayan birisi karşı tarafı bir kalıbın içerisine çekmeye, sözgelimi B olarak etiketlemeye kendini mecbur hissedecektir. Çünkü daha önce defalarca B kalıbından hasımlarla tartışmaya girilmiş, sonrasında ise müteakip tartışmalar için aynı türden mermiler şarjöre yerleştirilmiştir. Zira, tartışma içerisinde karşılaşılan durumlarda yeni fikirler üretmek, hazır fikirleri ileri sürmekten çok daha zordur. Bizde bütünüyle kör bir algı yaratan bu hata türü de çokça karşılaştığımız bir hatadır.

Mutlak netice yanılgısı

Önemli bir konudur. Her tartışmanın mutlak bir neticesi olmak zorunda değildir. Belli konularda aydınlanmak, mevcut duruma farklı açılardan bakabilmek çoğu zaman fazlasıyla yeterli bir kazanımdır.

Dinlemeden karşıt fikir sunmak

Dinlemeden fikir beyan etmek nişan almadan ateş etmeye benzer. O halde tartışmadan da söz edilemez. Herkesin kendi doğrusunu tekrarlamasıyla ne değerlendirmeden, ne de fikir alışverişinden bahsetmek mümkün olmayacaktır.

Herkesle Tartışmak

Başlıklar çoğaltılabilir. Ancak, yukarıdaki birkaç örneğin gerçekten çok önemli olduğunu düşünüyorum. Tabii, şunu da söylemek zorundayım: herkesle tartışmak zorunda değilsiniz. Tartışma yetisine, konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan biriyle tartışmak anlamsızdır.

‘‘…her şeyden evvel bir bilgin cahil birisiyle tartışmamalıdır; eğer tartışacak olursa en iyi delil ve temellendirmelerini onlara karşı kullanamayacaktır, çünkü cahiller bunları anlayacak ve üzerlerine düşünecek bilgiden yoksundurlar.’’ ArthurSchopenhauer ( Tartışma Sanatının İncelikleri, syf. 52)

Herkese derdini anlatabilecekleri, fikirleri tarafsız olarak dinlemekten çekinmeyecekleri, daha iyiye, daha doğruya ve daha güzele ulaşmak için çabalayacakları, tartışmalara gereğinden fazla anlam yükleme hatasına düşmeyecekleri bir hayat temenni ederim.

 

Esenlikle...

 

Erhan KALELİ

Makale Yorumları

  • Merved08-06-2020 22:01

    Ben genel olarak haklıyım ama istersen yine tartışırız :D Artık kullanmamalıyım

  • Ayşe Nur Can08-06-2020 21:54

    Hepimizin sıkça düştüğü hatalara ve yanlış yaptığımızdan bile haberimiz olmayan iletişim sorunlarına değinilen güzel bir yazı. Kaleminize sağlık:) Okurken kendimi tekrar tekrar değerlendirdiğim ve bu yanlışlardan birçoğunu fark etmeden de olsa yaptığımı tespit ettiğim, dolu dolu bir metin olmuş.Başarılarınızın devamını dilerim..?

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar