Beypazarı
Ahmet Gürel

Ahmet Gürel

Mail: ahmetgurel50@gmail.com

Türk Ermeni İlişkilerinin Dünü Bugünü 2

Türk Ermeni İlişkilerinin Dünü Bugünü 2

İKİNCİ MEŞRUTİYETİN İLANI

‘Sadık Millet’ Ermenilerin, Osmanlı’nın en önemli idari kadrolarında, ticarette ve sanatta görev aldıklarını daha önce belirtmiştim. Yüzyıllarca, Osmanlı halkına barış zamanı orak sallamak ve savaş zamanında da kılıç sallamak kalmıştı. Yapılan mücadele sonunda ilan edilen II. Meşrutiyet, salt Ermenilere değil tüm Osmanlı azınlıkları arasında memnuniyet yaratmıştı. Özgürlük bağlamında birçok ilkler yaşanıyordu. Azınlıklara bir başka getiri ise, onların da Osmanlı Ordusu’na asker olarak alınmalarıydı. Bu durum onlar için hiç de hoş ve kabul edilebilir durum değildi. Amerikalı bir kadın gazeteci Clair Price:

“1908 Anayasası gereğince, Enver Hükümeti Ermenileri askerlik çağına gelen Türkler gibi silâhaltına alıyordu. Ermeniler, Zeytun’da askere alınmaya karşı silahlı direnişe başladılar.


Ermeni Çeteleri

Doğu hudutları boyunca askere alınmış Ermeniler, hemen, Rus ordusuna kaçmaya başladılar. Enver Hükümeti, geri kalan Ermeni askerlerinden şüphe ederek, onları iş taburlarınasevk ettiler” demiştir.

25 Şubat 1915 tarihinde Osmanlı Genel Kurmayı bu sıkıntılı duruma önlemek için tüm askeri birliklerine:

 “Ermeniler ne olursa olsun askeri alınmayacaktır.” diye genelge yollamak zorunda kalmıştır.

OSMANLI’NIN I. DÜNYA SAVAŞINA GİRİŞİ

4 Ağustos 1914 günü, Enver Paşa orduya gönderdiği yazılı duyuruyla, Osmanlı Ordusu Dünya savaşına girmiştir. Ekim 1914 tarihinde, Rus Ordusu, Osmanlı ile savaşı başlatmıştır. Rusların verdiği bu işaret üzerine, Andranik komutasındaki Ermeni gönüllüleri, Van’a doğru harekete geçmiştir.

24 Nisan 1915 günü, Van Valisi Cevdet Bey 3. Ordu Komutanlığına başvurarak yardım istemiştir:

“Van’da, 17 Nisandan beri ciddi ve yaygın bir Ermeni isyanı vardır. Şehirde çarpışmalar bütün şiddetiyle sürüyor. Van’a yeniden 4.000 kadar Ermeni isyancı geldi. İvedi yardım gönderilmesi gerekiyor.”


Yabancı Kaynaklarda Türk-Ermeni İlişkileri

Dünya Savaşı sırasında, Taşnaklar kesin olarak İtilaf Devletleri’nin yanında yer almışlardır. Türkiye savaşa girdiğinde, Taşnaklar tarafından yönetilen Ermeni Milli Bürosu, hemen, II. Nicola’ya bağlılık bildirisinde şunlar yazılmıştır:

“…Şanlı Rus orduları, kendi hükümdarlık toprakları boyunca karlı Ermenistan tepelerinde ve engin Alaşkert vadisinde, Almanya’ya ihtiyaç duyarak kudretli Rusya’ya el kaldırma cüretini gösteren Türkiye’ye karşı savaşırken, Ermeniler atalarının sözünü dinleyerek, hayatlarını ve varlıklarını yüce Rusya’nın ve onun tahtının şanı için feda etmek üzere ayağa kalkmışlardır.

Rus bayrağı, İstanbul ve Çanakkale boğazlarında özgürce dalgalanacaktır. Sizin emirlerinizle ve yüce devletiniz, Türkiye boyunduruğu altındaki halklara özgürlük verecektir.”

DÜNYA SAVAŞI SONRASI YAŞANAN OLAYLAR

Savaşın başlangıcından ‘Brest-Litovsk’ barış görüşmelerine kadar Türk-Kafkas Cephesi’nde III. Ordu Kurmay Başkanı olarak üç buçuk yıl görev yapan Felix Guse, gözlemlerini ‘1915 Ermeni Ayaklanması ve Sonuçları’ adlı kitabında şöyle anlatmıştır:


6 Eylül 1919 Sivas Kongresi'nde Mustafa Kemal Paşa

“Böyle bir görevde bulunmam, Türkiye’yi ve insanlarını yakından tanıyabilme, olaylara ve olayların arka planına derinlemesine bakabilme olanağı sağlamıştır.

…Tamamen Ermenilerin yerleşik olduğu bir Ermeni ülkesi bulunmamaktadır. Ermeniler, başta Doğu Anadolu vilayetlerinde, savaştan önce çoğunluğu Türkler ve Kürtler olmak üzere diğer halklarla karışık bir şekilde oturuyorlardı. Nitekim bir gezgin, ‘her yerde Ermenilerle karşılaşılmasının, insana kesinlikle Ermenistan’da bulunulduğu duygusunu vermediğini’ söylemektedir.

…Ermeniler arasında başrolde bulunan Taşnak Partisi’ydi. Bu parti, her ne kadar özgürlük üzerinde duruyorsa da gerçek olarak da Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrılmak gibi bir düşüncesi bulunmuyordu.

…Bu düşünce, Hınçak Komitesi’nin köktenci kanadının öteden beri süregelen hedefleri arasında bulunuyordu.”

RusKafkas Cephesi komutanı Yarbay Tverdo Khlebov şunları söylemiştir:

“Biz burada, Ermenilerin, Rus üniforması altında feci cinayetler işlemeleri için değil, Rusya’ya hizmet için geldik. Eğer Ermenilerin barbarca ve vahşice davranışları, son bulmazsa, şehri terk etmelerine izin verilmesinde, ısrar edeceğiz. Ermeniler, Rus subaylarını aldatarak kırım yaptılar. Ermeni ileri gelenleri, soykırımın önüne geçebilirdi.”

ERMENİSTAN CUMHURİYETİNİN KURULMASI  (KAFKASYA)

27 Şubat 1919 günü, Ermeni Delegasyon Başkanı Bogos Nubar, büyük devletlerin birisinin korumasında Bağımsız Ermeni Cumhuriyeti’nin kurulmasını, istemiştir. Kurulmak istenen Ermeni devleti, Doğu Anadolu’nun ‘Vilayet-i Sitte’ adı verilen 6 ilini; Erzurum, Van, Elazığ, Diyarbakır, Sivas, Bitlis ile Kafkasya’yı kapsamaktadır.


Harput Yeprad (Fırat) Koleji

İngiltere Başbakanı Lloyd George ise, Ermenilerin bu isteklerine engel olmuştur. Lloyd George, Ermenileri kendileri kışkırttığı halde, Ermenilere ders olacak şu sözlerle, onları kaderleriyle baş başa bırakıyordu; “Bu gerçekten bir peri masalıydı.”       

28 Mayıs 1919 tarihinde Ermeniler, Kafkasya topraklarında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri’yle anlaşarak, Taşnaklarca parlamentosu oluşturulan Ermenistan Devleti’ni kurdular. 20 Kasım 1920 tarihinde, TBMM Hükümeti ile Ermenistan Devleti arasında ateşkes anlaşması imzalanmıştır. 2 Aralık 1920 tarihinde ise, Ermenilerle ‘Gümrü Anlaşması’ yapılmıştır. Ancak bir gün sonra, Sovyet Kızıl Ordusu Ermenistan’a girerek, Taşnak Hükümetini devirip, Ermenistan Sovyet Hükümeti’ni kurmuşlardır. 16 Mart 1921 tarihinde, Sovyet Hükümeti ile bugünkü sınırlarımızı da belirleyen Moskova Antlaşması imzalanmıştır.

MONDROS ve SEVR ANTLAŞMALARI VE ERMENİLER

Osmanlı, Mondros Ateşkes Antlaşması’nı “Anlaşık” devletleriyle 30 Ekim 1918 tarihinde imzalamıştır. 25 maddelik antlaşmayı Osmanlı adına Deniz Bakanı Rauf (Orbay) Bey imzalamıştır. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın, Ermenileri ve diğer işgalcileri ilgilendiren 7. ve 24. maddesi aşağıdadır.          

7. Madde: Anlaşık Devletleri, güvenliklerini tehdit edici bir durumda, herhangi bir strateji noktasını, işgal hakkına sahip olacaktır.

24. Madde: Vilayet-i Sitte’de karışıklık çıktığında, bu illerin herhangi bir bölümünün ele geçirilmesi hakkı Anlaşık devletlerinindir.

General Harbord’ın, Sivas Kongresinde Mustafa Kemal Paşa ile Tanışması                                                               

Gnl. Harbord’ın başında bulunduğu ekip Kafkasya ve Anadolu’da geçirdiği 30 gün içinde; Türk, Ermeni, Yunan, Tatar, Gürcü, Rus, İranlı, Yahudi, Arap, İngiliz, Fransız ve gittikleri yerlerde yerleşmiş olan Amerikalılarla görüşmüşlerdir. Bu ekibinin en ilginç buluşması, 20 Eylül 1919 günü, Sivas’ta Temsilciler Heyeti Başkanı Mustafa Kemal Paşa ile olmuştur.

Mustafa Kemal Paşa ile Gnl. Harbord, Ermeni ve mandaterlik konusunu uzun uzun konuşmuşlardır. Gnl. Harbord, Anadolu’da yaptığı geziyle ilgili raporunun giriş kısmında; ‘Sivas ve Erzurum’daki milli hareketin ağır başlı ve olaylara hâkim olan liderleri ile görüştük’ diye başlıyordu. Mustafa Kemal Paşa’dan bu etkileniş, Gnl. Harbord’ın hazırladığı tüm rapora yansıdığı görülecektir.

Gnl. Harbord, Mustafa Kemal Paşa’ya:

”Anadolu’daki bu çabanızın başarısız olması halinde, ne yapmayı düşünüyorsunuz” diye sormuştur.

Mustafa Kemal Paşa’nın yanıtı şöyle olmuştur:

“Bir millet varlığını korumak ve bağımsızlığını sağlamak için akla gelebilecek her türlü girişimi ve özveriyi gösterdikten sonra, başarılı olur. Ya başarılı olamazsa demek, o milletin ölmüş olduğuna baştan kabullenmek demektir. Dolayısıyla, millet yaşadıkça ve özveriyle girişimlerini sürdürdükçe başarısızlık söz konusu olamaz.”

3. yazımda, 27 Mayıs 1915 tarihinde, Osmanlı Hükümeti’mce “Geçici Göç ve Yerleştirme” hakkındaki “Tehcir” yasasından bahsedeceğim.

 

Ahmet Gürel
Atatürk Araştırmacısı

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar