Beypazarı
target english
Erhan Kaleli

Erhan Kaleli

Mail: erhankaleli.tma@gmail.com

Türkçemizin Büyük Kaybı: Cihangir Göker

Türkçemizin Büyük Kaybı: Cihangir Göker

 TRT’nin emekli başspikerlerinden büyük bir değerimiz, Cihangir Göker.

TRT Ankara Televizyonu’nda tarihçi Afet İnan’ın hazırladığı ilk programın sunuculuğunu üstlenerek başladığı TRT serüveninde ve kırk bir yıllık dile kolay meslek hayatında sayısız güzellik, dilimiz için çok büyük katkı yaratmış, sonrasında da yine Türkçenin güzel, doğru ve etkili kullanılması için verdiği sayısız derslerle tarihimizde yerini almış koca bir çınar!

‘‘Sesimiz ince hocam, nasıl kalınlaştırıp daha etkili hâle getirebiliriz, var mı bir yolu?’’ diye sorduğumu hatırlıyorum. ‘‘Buna ihtiyacın yok, her ses güzeldir.’’ demişti. ‘‘Hocam, mesela şiir okurken kalın ses daha güzel ve etkili oluyor.’’ diye eklediğimde ise ‘‘İçinden geldiği gibi okuyacaksın, duygu akacak. Bırakın aksın. Bu çok daha önemli.’’ şeklinde cevap vermişti. Sonra gülerek ‘’Varsa okumamı istediğiniz şiir, gönderin, seve seve okurum’’ diye de eklemişti. Çok gülerdi zaten, Başkent İletişim Bilimleri Akademisi’nde kendisinden ders almaya gittiğim 2018 Temmuz’unda işlerimin de hep kötüye gittiği, bir türlü mutlu olamadığım bir dönemdi. Henüz yirmili yaşlarının sonunda olan biri olarak enerjisine hayran kalmıştım. Hani saatlerce, günlerce, hatta aylarca konuşsa da dinlesek diyebileceğiniz çok hoş bir ses tonu vardı.

Ders sırasında nezaket ve görgü kurallarından da bahsederdi. Tam bir beyefendiydi, İstanbul beyefendisi; hani hep özlediğimiz, geçmişi zaman zaman yâd etmemize sebep kültüre sahip müthiş bir insandı.

Çok mütevazıydı. Derslerin birinde daha önce araştırdığım ve hocamın görüşünü merak ederek, derse de katkı olması amacıyla sorduğum bir soru üzerine bunu daha iyi anlamıştım. ‘‘Hocam, alfabede ‘‘ı’’ mı, yoksa ‘‘i mi’’ daha önce geliyor? Biz hep ‘‘ı’' diye öğrendik ama…’’ Ben bunu söylediğimde sınıfta bir gülüşme olmuş, açıkçası biraz da bozulmuştum. Daha sonra kendisine telefon üzerinden 1928 tarihli Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun’un bağlantısını mesaj yoluyla iletmiştim. Esasında çok da üzerinde durulmayacak böyle bir konuda bile mesajla beni geçiştirmemiş, doğrudan telefonla arayarak gönlümü almıştı. Kendisinin bunu yapması bendeki değerini çok daha fazla artırmıştı. Mütevazılığı karşısında biraz da utanmıştım.

‘‘Yine bir gün kendisine, şehitlerimiz için kütüphane yapıyoruz, kısa bir tanıtım filmi çekmeyi düşünüyorum, seslendirir misiniz?’’ diye sormuştum. Memnuniyetle kabul etmiş, usulen ‘‘talebiniz ne olur?’’ diye eklediğimde ise beklediğim üzere ‘‘hiçbir şey’’ demişti. İnsanlara bir şey katmaktan, değer üretmek ve var olan değerleri yaşatmaktan müthiş haz alan, yüreğinin güzelliği yüzüne, tatlı gülüşüne, sesinin rengine yansımış çok büyük bir değerimizdi.

Kendisi dahi bugün bile günde 10-20 dakika diksiyon çalıştığını söylerdi. Bu, yapılan işe, dinleyiciye büyük bir saygı demektir. Bizlere TDK Büyük Türkçe Sözlüğü’nün hep elimizin altında olmasını tavsiye ederdi. Hep masamın üzerinde bulunduruyorum hocam.

Kaybettik.

Lafın gelişi, yahut âdet olduğu üzere söylenmiş bir söz olarak değil, gerçekten kaybettik. Öğrendiğimde içimden bir parçanın koptuğunu hissettim.

Çok önemli değerlerimizi hızla tükettiğimiz, yerine yenilerinin kaybettiklerimiz kadar kaliteli ve çok sayıda gelmediği günümüzde, ülke olarak, insanlık adına kaybettik. Kaybetmeye de devam ediyoruz. Kaçımız farkında oluyoruz ki…

Var, adını çoğu zaman koyamadığımız ve elle tutup gözle göremediğimiz, duygularımızı coşturan, maneviyatımızı güçlendiren, hayata anlam katan bir şeyler var. Hissediyoruz, biliyoruz, ancak hızla tükeniyor ve durduramıyoruz.

Geçmişin insanları hayatın anlamını çokça arıyorlardı, haklıydılar. Hissettikleri ne varsa üzerine gidiyorlardı. Bugünün tüketim dünyasında bizim hissedebildiklerimiz ise daha büyük, daha pahalı, dışı cilalı içi boş onca süprüntü. Biz de ancak bunların peşinden koşmayı marifet sayıyoruz işte.

Cihangir hocam, seslendireceğiniz metin öylece kaldı masamın üstünde.

İş, tasarı, üretim hepsi bahane.

İnsan tanıdık ve kayda değer bir ses arıyor şu yalnız kaldığımız günlerde.

Öğrettiğiniz, hayatımıza kattığınız her şey için minnettarız.

En derin saygı, sevgi, özlem ve rahmetle… 

 

Erhan KALELİ

Daha fazla araştırma için;

Vefat Haberi.

Röportaj.

 

Makale Yorumları

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar