Beypazarı
target english
Ahmet Gürel

Ahmet Gürel

Mail: ahmetgurel50@gmail.com

Uşakizade Köşkü'nde Bir İngiliz Heykeltıraş: Claire Sheridan

Uşakizade Köşkü'nde Bir İngiliz Heykeltıraş: Claire Sheridan

Bu yazımda Uşakızade Köşkü Müdürü Cemal Gürel'in araştırmasını sizlerle paylaşmak istedim. İşte o araştırma:

Uşakizade Köşkü, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın 1922 yılında gerçekleştirdiği ilk ziyareti sırasında Başkomutanlık Karargâhı olma şerefini kazanacaktır. İzmir’in kurtuluşu ve Yunan kuvvetlerinin ağır hezimeti dünyanın gözlerini Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya çevirmesine neden olmuştur. Paşa’nın 14 Eylül 1922’de Uşakizade Köşkü’ne gelişiyle birlikte yerli ve yabancı pek çok isim Köşkün konuğu olacaktır.

Bu ziyaretçiler içerisinde dikkat çeken bir isim 19 Eylül 1922 tarihinde Köşk’e gelen İngiliz vatandaşı Claire Sheridan’dır. Amerikan New York World gazetesinin muhabiri olarak Paşa ile röportaj yapabilmek amacı ile Köşk’e gelen Sheridan aynı zamanda heykeltıraş kimliği ile Paşa’nın büstünü yapabilmek amacını taşımaktaydı.

Maceraperest Bir İngiliz

Claire Consuelo Sheridan 1885 yılında Londra’da dünya'ya gelmiştir. Yazar Moreton Frewen'in kızı olan Claire, İngiliz devlet adamı Winston Churchill'in de kuzenidir. Claire; Paris, Sussex ve Londra'da eğitimlerini tamamladıktan sonra 1910 yılında William Frederick Sheridan ile evlenmiştir. Bu evlilikten dünya gelen kızı Elizabeth'in dört yaşında ölümü onun hayatında trajik bir kırılma yaratacaktır. Kızının mezarı için yaptığı melek heykeli Sheridan'ın heykel sanatına yönelmesine yol açacaktır.


Claire Sheridan

1915 yılında eşinin ölümünün ardından Londra'ya dönen Sheridan, burada açtığı heykel sergileriyle önemli bir şöhret yakalamıştır. 1920 yılında Londra'yı ziyaret eden Bolşevik Devrimcilerin daveti üzerine Rusya'ya giden Sheridan, burada Lenin, Troçki ve Kamenev gibi önemli Bolşevik liderlerle dostluk kurmuş ve onların büstlerini yapmıştır. Bolşevik liderler ile girdiği yakın ilişki Sheridan'ın İngiliz Gizli Servisi MI5 tarafından takip edilmesine, şüpheli görülmesine yol açmıştır. Öyle ki dönemin Savaş ve Sömürgeler Bakanı olan kuzeni Winston Churchill dahi Bolşevik liderle yakın ilişki kuran Sheridan'a karşı mesafe koymak zorunda kalmıştır. Öte yandan Winston Churchill ile olan akrabalığı Bolşevik gizli servisi Çeka'nın takibine takılmasına yol açmış ve Sheridan, "persona non grata" ilan edilerek Rusya'dan sınır dışı edilmiştir.


Claire Sheridan Lenin büstünü yaparken

Rusya macerasının ardından rotayı Amerika'ya çeviren Sheridan, burada New York World gazetesinin Avrupa muhabiri olarak göreve başlamıştır. Bu dönemde Sheridan, Michael Collins, Rory O'Connor, Aleksandar Stamboliyski, Benito Mussolini gibi önemli isimlerle röportaj yapmayı başarmıştır.


Claire Sheridan

1922 yılında İzmir'in Kurtuluşu'nun ardından soluğu İstanbul'da alan Sheridan'ın hedefinde dünyanın konuştuğu büyük asker Mustafa Kemal Paşa ile röportaj yapmak vardır. Üstelik Sheridan, fırsatını bulabilirse Gazi Paşa'nın bir büstünü de yapmak niyetindedir.

İstanbul'dan İzmir'e geçebilmek için fırsat kollayan Sheridan, Ankara Hükümeti'nin İstanbul temsilcisi olan Kızılaycı Hamit Bey'in kendisine temin ettiği sahte kimliği kullanarak İzmir'e doğru yola çıkmıştır. Uzun ve meşakkatli bir yolculuğun ardından 19 Eylül 1922 tarihinde Uşakizade Köşküne gelen Sheridan Mustafa Kemal Paşa ile görüşebilme şansını yakalayacaktır.


Claire Sheridan Churchill büstünü yaparken

Mustafa Kemal Paşa ile Uşakizade Köşkünde gerçekleşen görüşmesine dair izlenimlerine 1927 yılında yayınladığı Nuda Veritas isimli anı kitabında yer veren Sheridan'ın notları, Köşk'ün geçmişine dair önemli tanıklıklar içermektedir.


Claire Sheridan’ın Nuda Veritas kitabının kapağı

Sheridan’ın Anılarından Uşakizade Köşkü

“İzmir'e ulaştıktan sonra görevli teğmenlerden biriyle karaya çıktım. Teğmen, Amerika Birleşik Devletleri Konsolosluğu önünde duran bir Ford araba ile beni Mustafa Kemal’in geçici karargâhının bulunduğu şehrin dışındaki bir villaya götürdü.

Mustafa Kemal'in geçici karargâhı körfeze tepeden bakan teraslı bir bahçenin içindeydi. Görüşmeye randevulu gelmiştim. Gölgeli ağaçların ve şelalelerin arasında yaveri takip ederek bin basamak çıktım. Yukarından birtakım insanların beni izlediğinin farkındaydım. Biraz heyecanlı ve nefes nefese zirveye vardım.

Kalabalık teras boyunca ve evin içinde kılavuzumu takip ederken göz korkutucu bir sessizlik vardı.  Belli ki Gazi, beni salonda kabul etmek için yanındakilerden ayrılmıştı.

Sfenksi andıran ifadesi ve asık yüzlü aşırı nezaketi bana oldukça anlaşılmaz geldi. Beni kanepeye oturtup kendisinin, terastakiler bizi dinleyebilsinler diye odanın öteki köşesine, açık pencerenin önündeki koltuğa oturması karşısında telaşlanmıştım. Aramızdaki mesafe moral bozucuydu. Fransızcayı doğru bir şekilde fakat güçlükle konuştu.

O kadar sade bir üniforma giymişti ki kimse onun bir Mareşal olduğunu tahmin edemezdi, düz saçları ve mavi gözleri ile hiç doğuluya benzemiyordu. Kırmızı mercan bir tesbih çekmesi bana sanki dua etmeye çalışan bir adamı rahatsız ediyormuşum hissi vermişti! Bir gün önce bir Amerikan basın temsilcisine iki saatlik bir röportaj verdiğini ve bu nedenle siyasi durumu tekrarlamanın gereksiz olduğunu söyledi.  Hevesimi kursağımda bırakan rakibim Chicago Tribune’dan John Clayton’dı…

Kemal, barış arzusunu açıkça söyledi. İngiliz Hükümeti hariç İngiliz halkının ona karşı olmadığını bildiğini söyledi, “Sergiledikleri tutumdan onları ağırbaşlılıkla uzaklaştıracak her şansı, onlara vermek için öylesine sabırlı davranıyorum ki.” Ve vakur bir özgüvenle ekledi: “Bütün dünyanın sempatisi şu anda bizimle birlikte.” Kısa bir sürede İstanbul'da olmayı umut ediyordu fakat İzmir’in yanmasına benzer bir trajedi yaşanmaması için eğer mümkünse barışçı yollarla oraya ulaşmak istiyordu.

Türk unsurları olarak Ermenilerin göreceli önemini görüştük. Onlarla ilgili herkesin bildiği şeyleri söyledi. Örneğin, onların dış politika entrikasının kurbanı olduklarını, Büyük Savaş’ta Türkiye’ye karşı Emperyal Rusya’ya yardım ettiklerini söyledi. Eşit vatandaşlık haklarından yararlanmak, parlamenter temsile sahip olmak ve askerlik görevini mazur görmek yerine her zaman düşman olmuşlardı. Mustafa Kemal’e göre yalnız bırakılsalar ve dış etkilerle tahrik edilmeselerdi belki de Türk ulusunun içinde asimile edilmiş olabilirlerdi. Her durumda kesin olarak şunu söyledi: “Onlara karşı hislerimizin inanç ile ilgisi yok.”

Daha sonra, elinde gümüş tepsi içinde, eski, güzel bir maşrapa ve iki kâse reçel taşıyan bir hizmetçi göründü. Tepside kaşıklar vardı fakat tabak yoktu. Ne yapılacağını bilmediğimden şaşkındım. O an benim mahcubiyetime bakarak ilk kez gülümsedi ve bu Türk geleneğini açıkladı. Bir kaşığı reçel kabına batırdı ve bir kaşık dolusu yedi daha sonra suyla yıkayıp temizledi. Kendisi bana gösterdikten sonra daha gergin biçimde (böylesine serinkanlı bir adam için çok gergin biçimde) “evin hanımını” çağırmak istediğini söyledi.

Evin hanımıyla tanışmakta herhangi bir çıkarım yoktu ve çalışmalarımdan oluşan küçük bir fotoğraf koleksiyonunu sunarak onun bu amacını geçiştirmeyi başardım ve kendisine onun büstünü yapmama izin verip vermeyeceğini sordum. Oldukça ilgili gibi göründü ve uzunca Lenin’e baktı. Daha sonra, bir Komünist olmamasına rağmen Komünizmdeki pek çok güzel fikri anladığını söyledi: “Fakat Türk psikolojisinde Bolşevizm’im hiçbir kökü olamaz, Türkler sanayici olmadığı için köylüler kendi topraklarına sahiptir; ayrıca hiç büyük mülkiyetler ya da yere göğe sığdırılamayan bir zenginlik, diğer milletlerde aşikar olan kışkırtıcı eşitsizliklerin hiçbiri yoktur.”

“Bana bu onuru verir misiniz?” diye sordum.

Bundan kıvanç ve memnuniyet duyacağını söyledi. Heyecanla “Yarın başlayabilir miyim?” diye yalvardım. Tereddüt etti.

“Çok az zamanım var….”

“Fakat yine de” diye ısrar ettim, “Julius Caesar bile zaman bulmayı başardı, Büyük İskender ve Napoleon da aynı şekilde!”

Bu noktada, kısa, tıknaz, yuvarlak yüzlü, büyük gözlü, genç ve hala orta yaşlı duruşu olan bir kadın yani “evin hanımı” tarafından rahatsız edildik. Oturdu ve öylesine küstah bir aşağılamayla bana baktı ki gerek gazetecilikle ilgili gerekse sanatçılık üzerine sohbeti sürdürmenin imkânı kalmadı.

Kemal, ona Türkçe bir şeyler söyledi ve çalışma fotoğraflarımı ona göstermeye çalıştı fakat onlara bakmadı, alaycı bir gülümseme sergiledi ve “Ne kadar süre kalacağını merak ediyorum” dermiş gibi kollarını kavuşturdu.

Söz konusu kadının Kemal’in müstakbel gelini olduğunu bilmiyordum, bu gerçek onun bu aşırı saygısızlığını haklı çıkaramaz ya da açıklayamazdı. Gitmek için ayağa kalktım fakat Gazi’nin büstünü yapabilmek için son bir çaba sarf ettim!

“Eğer izin verirseniz…siz vakit ayırıncaya kadar İzmir’de bekleyeceğim….”

Odanın etrafında öylesine umutsuzca baktı ve dedi ki:

 “Madam, ben evimde değilim,” evin hanımının cesaretlendirmesiyle razı olabilirmiş gibiydi. Kadın yine de hor görerek sessiz kaldı ve Kemal uzlaştırıcı bir şekilde ekledi:

“İstanbul'da size poz veririm.”

“Fakat bu çok zaman alır!” diye bağırdım.

Esrarengiz bir şekilde “belki de o kadar uzun sürmez” diye yanıtladı.

Ve o mavi gözleri çok kararlıydı.

Latife Hanım elmas gibi adamı esir almıştı, esir almaya öylesine değerdi ki! Onu elinde tutmayı başaramadı, sonunda da onu kaybetti... Bu onun ödediği bedeldi.

Latife Hanım kesinlikle bu ödüle layık değildi. Türk kurtuluşunun öncü birliğini temsil eden bir eğitim ve kültür kadını olarak büyük bir rol oynama şansına sahipti. Kibri ve kıskançlığı görüştüğü herkesten onu uzaklaştırdı. Üç yılın sonunda, şans yıldızı bir kuyruklu yıldız hızıyla kayboldu...”

 

Cemal GÜREL
Uşakizade Köşkü Müdürü

 

KAYNAKÇA

ÇALIŞLAR, İpek; Latife Hanım, Everest Yay., İstanbul, 2011.
GÜREL, Ahmet; Gazi'nin İzmir Anıları, İBB. Yay., İzmir, 2013.
GÜREL, Ahmet; Uşakizade Köşkü, İTK. Eğitim Kültür Yay., İzmir, 2017.
SHERİDAN, Claire; Nuda Veritas, Thornton Butterworth Ltd., London, 1927.

Makale Yorumları

  • Hasan Pekmezci17-08-2020 23:31

    Çok ilginç, hiç bilmediğim, yararlandığım bir konu. Bu yazının devamını da heyecanla beklemeye değecek. Sağ olun.Pekmezci

  • Burhanettin Senli12-08-2020 12:42

    Harika bir yazı. Çalışmalarınızı zevkle takip ediyoruz. Emeğinize sağlık. Bilmediğimiz konuları öğreniyoruz. Yeni çalışmalı sabırsızlıkla bekliyoruz. Selamlar saygılar

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar