• 29 Aralık 2017, Cuma 12:19
FatihBENGİ

Fatih BENGİ

Devlet ve Toplum İlişkisi

DEVLET VE TOPLUM İLİŞKİSİ

Son zamanlarda gerek toplum içerisinde  gerekse sosyal ve görsel medyada, meydana gelen  her türlü olayın sorumlusu olarak Devlet hedefte. Herşeyin sorumlusu olan devlet nedir, kimdir, nasıl bir yapı veya kurumdur?

Devlet, toplumdan bağımsız değildir, toplumunda üzerinde değildir; her ikisi arasında bir iç içe geçmişlik söz konusudur.  Çok çeşitli kuruluş ve örgütler, siyasi partiler, uluslararası şirketler, etnik ve dini topluluklar, sosyal kuruluşlar üzerinden topluma bağlanmış ve topluma yerleşmiştir. Toplumla iç içe geçmiş ve birbirlerini karşılıklı etkileyen kurallar ve kurumlar bütünüdür .Bu bağlamda devleti, toplumla çeşitli düzlemde etkileşimde bulunan değişik kurumlar ve örgütler bütünü olarak tanımlamak mümkündür.

İki kutuplu dünyadan tek kutuplu dünyaya geçiş ile birlikte, dünyada baş döndürücü gelişmeler oluşmuş, giderek devletler ard arda çökmeye başlamış, karmaşıklaşan toplum ilişkilerinin ve rekabet ortamının ortaya çıkardığı yeni meydan okumalara düşük bir devlet kapasitesi ile yanıt vermenin olanaklı olmadığı anlaşılmıştır. Demokratik  ve  demokratikleşen ülkelerde devletler meşruiyet sorunları ile karşı karşıya kalmış, devletler, istikrarlarını korumakta ve toplumsal iç barışı sağlamakta zorlanmaya başlamışlardır. Toplumsal protestolar giderek artmaya ve yaygınlaşmaya başlamış, Devletler toplumsal tepkileri zor kullanarak önlemeye ya da bastırmaya çalışmış, kısa süreli olarak başarı sağlanmışsa da uzun vadede devlet ile toplum ilişkisini ciddi ölçüde zedelenmiştir.

Bu durumda devletlerin istikrarlarını devam ettirebilmeleri ve toplumsal iş barışı sağlamaları, devletin kapasite kavramı ile yakından ilişkilidir. 

Devletin temel işlevleri genelde ;

*Düzen/güvenlik, 

*Meşruiyet/hukukun üstünlüğü ve

* Refahdır. 

 Bu işlevleri yeterince yerine getiremeyen devletler, kırılgan ya da başarısız devlet olarak nitelendirilir.

Toplumun siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan istikrarlı bir biçimde gelişimi, devletlerin başarılı olabilmesi için devlet kapasitesine ihtiyaç vardır. 

Peki nedir bu  ''Devlet Kapasitesi'' kavramının anlamı ve kapsamı?

Mevcut litaretüre göz atıldığında devlet kapasitesi kavramı,

* Topluma fiilen nüfuz etme,

* Siyasi kararları uygulama kapasitesi,

* Maddi ve beşeri kaynak sağlama, vergi toplama kapasitesi, elde edilen kaynakların dağıtımını koordine etme,

* Devletin politika belirleme ve bunları her koşulda uygulama/uygulatma yetisi,

* Devletin kamu hizmetini en iyi şekilde sunabilmek için manevi ve maddi kaynak sağlama ve bunları yönetme,

* Hukuki açıdan bağlayıcı kuralları uygulama ya da uygulatma becerisidir.

Devletin politika kapasitesi, siyasi iktidarın kolektif karar verme süreçlerini yapılandırma, bunu koordine etme ve bunlara bağlı analizleri sağlamak için gerekli kaynakları düzenleme yeteneğindir. 

Bilgi ve bilgi alış-verişi devlet için kritik bir öneme haizdir. Yeterli bilgi elde etmeden alınan en iyi kararlar, zaman zaman toplum nezdinde ciddi direnişe neden olur. İktidarların ya da hükümetlerin güçlü olması, politika kapasitesinin de güçlü olduğu anlamına gelmez. Hükümetleri güçlü kılan, bilgiden yararlanma kapasitesidir. Genelde bilgi ve bilgi yönetiminden yeterince faydalanmayan ve toplumsal aktörlerin tümünün (tarafların ve muhaliflerin) görüşlerini karar verme sürecine dâhil etmeyen yönetimler, kalitesi düşük kararların alınmasına ya da uygun olmayan kanunlarının çıkarılmasına yol açar. Bu gibi durumlarda hem uygulamada yorum sorununa, hem de belirsiz kurallar nedeniyle takdir yetkisinin kötüye kullanımına açık olduğundan kayırmacılık ve rüşvet gibi olumsuz hususların yaygınlaşmasına sebeb olur. Toplumdan giderek özerkleşen yönetimler, despotik iktidara doğru bir kayış gösterirler. Bu da toplumda bir ters tepkiyi, direnci ve kitlesel siyasal çatışmayı körükler. 

Devletin İdari kapasitesi;

Bürokrasinin kolektif kararları uygulamak için gerekli olan insan kaynaklarını, bilgi, mali ve fiziki kaynakları en etkin şekilde yönetme kapasitesidir. İktidarların ya da hükümetlerin, kolektif kararları etkin ve sonuç üretici bir şekilde uygulayabilmek için 

* Yasalara bağlı, 

* Teknik donanıma sahip,

* Etkin ve tarafsız bir idari yapıya ya da bürokrasiye, 

* Kaliteli bürokrata

* Eşit kaynak dağıtım sistemine ihtiyacı vardır. 

Biz basit bir tanımla politik ve idari kapasiteleri toplum adına kullanan yapıya iktidar diyoruz.

Eğer İktidar yasama-yürütme ve yargıyı tek kişide topluyorsa,rejim karşıtlarını tutukluyorsa, protestoculara karşı güç kullanıyorsa, ifade özgürlüğünü, muhalefetin örgütlenmesini sınırlıyorsa, hukuksuzluk ve yolsuzluk artıyorsa, güvenlik güçlerinin yasadışı ve keyfi uygulamaları ve yargısız infazlar varsa;  buna despotik iktidar denir.

Bir devletin  sadece işleyen bir güvenlik aygıtına sahip olması ve sıkça şiddet tekeline başvurması, o devletin sadece görünüşte güçlü bir devlet olduğunu gösterir. Başka bir deyişle devlet kapasitesinin sadece güvenlik boyutunun güçlü olması ve diğer unsurların göz ardı edilmesi veya zayıf olması, otoriter rejimlerin özelliğidir. Bu  devletlerde paralel yapılar ve özel iktidar ağları oluşur ve bunlar devleti topyekûn sarsar ve zayıflatır. Devlete ve iktidara yönelik desteği azaltır.

Altyapısal iktidar ise, devletin altyapısıyla toplumsal yaşamı denetler. Altyapısal iktidarın iki boyutu söz konusudur. Bunlardan ilki devlet kurumlarının geniş bir coğrafi alanı kapsayacak şekilde yayılması ve diğeri de devlet kurumlarının nüfuz etme gücünün arttırılmasıdır. Başka bir deyişle devletin sahip olduğu coğrafi alan üzerinde olmadığı ya da ulaşamadığı hiçbir yer ya da birey yoktur.

Devlet, herkesin nerede olduğunu, ne yaptığını, ne kadar geliri olduğunu bilir. Coğrafi alanının tamamına nüfuz edemeyen devletler sadece ülkenin belli şehirlerinde ya da toprak parçalarında politikalarını uygulayabilirler;  denetleme şansları yoktur. Bu durumlarda devletlerin varlıklarını korumaları ve sürdürmeleri pek mümkün değildir. 

Dolayısıyla güçlü  ve modern devletler altyapısal iktidarını inşa etmiş devletlerdir. 

Bu bağlamda devletlerin hem despotik hem de güçlü altyapısal iktidara sahip olması gerekmektedir. Despotik iktidar, toplum üzerinden işleyen bir iktidarken; altyapısal iktidar, toplum aracılığıyla işleyen bir iktidara işaret etmektedir.

Özet olarak belirtmek gerekirse; modern devletlerin hem despotik hem de güçlü altyapısal iktidarı ya da kapasitelerini inşa etmiş olmaları gerekmektedir. Devletlerin despotik kapasitelerindeki artış, otoriter ve baskıcı bir iktidara yol açarken, altyapısal kapasitedeki artış, toplumsal etkileşimi artırmaktadır. Ancak despotik olsun, demokratik olsun her devletin, her iki kapasite türüne de belli ölçüde sahip olması gerekir. Bu açıdan bu iki iktidar türü biribirini tamamlayıcı niteliktedir. Demokratik ülkeler, altyapısal iktidar araçlarını kullanarak toplumsal talepleri anında görme ve yönetme imkânına sahip olmakta, demokratikleşmeye çalışan ülkeler de, despotik iktidarlarını kullanarak devlet reformalarını daha kolay uygulama imkânına sahip olmaktadır.

Günümüzde halkın desteği olmadan hiçbir iktidarın varlığını sürdürmesi mümkün değildir. Bir rejimin meşruluğu, kendini meşru ilan etmesinden değil, o rejimin altında bulunanların meşruluk atfetmesinden kaynaklanır. Bu nedenle bütün rejimler, meşru olduklarına yönelik halkta bir inanç oluşturmak zorundadır. 

Toplumla karşılıklı etkileşimde bulunmayan, toplumun beklenti ve isteklerini dikkate almayan ve politikalarına yansıtmayan bir devlet, toplumsal talepleri karşılamada, etkin ve verimli bir şekilde hizmet sunmada başarısız olacak ve protestoları engellemede de daha çok zorlama yöntemine başvuracaktır. Bu da devletin meşruiyetini zedeleyecektir. Bu nedenle ister  demokratik olsun, ister otoriter olsun devletin her zaman toplum desteğine ihtiyacı vardır. Devlet, toplumu çıkarlarının aynı olduğuna inandırmak zorundadır. Özellikle örgütlü toplumlar devletin politikalarına karşı koyma kapasitesine sahiptirler. Bu açıdan karşılıklı etkileşim yaklaşımı ile devlet toplumsal aktörlerle karşılıklı işbirliği ve dayanışma içerisinde politika belirleme ve uygulama yetisine sahip olmalıdır.

Sonuç olarak; eğer devleti suçluyorsanız siz de suçlusunuz, çünkü politikaları toplumlar belirler. Diğer bir deyişle politikacılar topluma göre politika üretir. suçlamıyorsanız o zaman sorun yok.

Devlet sizin seçtikleriniz tarafından  yönetiliyor . Diğer bir ifadeyle hakedildiğiniz bir şekilde yönetiliyorsunuz...

Beğenmiyorsanız sizi yönetenleri değiştirebilirsiniz en demokratik hakkınız.

Fatih BENGİ


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Sibel Ulu Sibel Ulu 04.10.2018 19:17

Beraber çalışma şansı bulduğum mükemmel bir komutan ve insan,ellerinize sağlık saygıdeğer komutanım.Çok faydalandım.

ÇOK OKUNAN HABERLER

NAMAZ VAKİTLERİ

ANKET

Eğitimini aldığınız sektörde mi çalışıyorsunuz?

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

yukarı çık